Eğitim ve Sorunlarımız
..        

Uzay çağının gereklerine uygun nesiller yetiştirmemiz gerektiğini söylemek kehanet değil; bir ihtiyaç ve gerçeğin açıkça dile getirilmesidir.
Toplum olarak kaliteli; yurduna, milletine ve tüm insanlığa yararlı insanlar yetiştirme yükümlülüğümüz var. Bu yükümlülüğü çeşitli bahaneler ve suçlular üreterek savuşturduğumuzu, yok ettiğimizi düşünüyorsak büyük bir yanılgı içinde olduğumuzu görmemiz için fazla bir zamana ihtiyacımız yok. Yapılan sınav sonuçlarının hangi başarısızlıklarla dolu olduğunu yetkili kişiler açıkladı. Bu verilerin sonuçlarını doğru değerlendirme ve gerekli önlemleri alma yükümlülüğümüz apaçık ortadadır.
''Bu sonuçların ortaya çıkmasının en önemli sebebi ve sorumlusu öğretmenlerdir.'' diyerek kolay ve geçici bir rahatlık sağlayabiliriz ancak bunun çözüm değil; meseleye basitlik kazandırmak olacağını lütfen unutmayın.
İmkânlar bakımından geçmişteki öğrencilere göre kat be kat üstün olan günümüz öğrencilerinin nasıl bu kadar kendilerini zorlayarak ''Başarısız!'' olabildiklerini şaşarak izliyorum. Zira her şey lehine görünen insanların bu kadar başarısız ve vurdumduymaz oluşuna ancak şaşılır. Bu başarısızlığı sadece öğretmenlerle ilgilendirip sonuca bağlamak çözüm müdür?
Oysaki eğitimin karşılıklı etkileşim sonucu oluştuğunu biliyoruz. Tek taraflı bir gayretin veya ilişkinin uzun süre devam etmesi mümkün müdür? Sürse bile ne gibi olumlu sonucu olabilir? Atalarımız ne demiş? ''Mal müşteriye satılır.'' Yani tek taraflı olarak öğretmenin gayreti veya kendini mahvetmesi ne kadar faydalı olur?
İlçenin en uzak köyünde yaşayan bir öğrencimiz: ''Öğretmenim sınıfta kalmak yokmuş, öyle mi?'' dediği zaman şaşırıp kalmıştım. Yönetmelik maddesi değiştirerek ''kim olursa olsun sınıfını geçsin'' diyerek başarılı ve istekli öğrencileri de küstürdüğümüzü; tembelliği meslek edinmiş olanları da ''Nasıl olsa bir şekilde sınıfı geçeriz '' mantığına itmiş olmuyor muyuz? Bu yaklaşımla '' iyi '' olanları nasıl belirleyeceğiz, çalışmanın kendilerini ayrıcalıklı kıldığını nasıl hissettireceğiz?
Bu düşüncenizi açıkladığımız zaman insan psikolojisinin gereklerine uymamakla ve acımasız olmakla suçlanmaya da hazır olmalısınız.
Bu düşüncemizi daha somut bir örnekle açıklamaya çalışalım:
“Hepimizin evinde televizyon var, artık. Kaliteli ve iyi yayın izlemek için iyi bir antene ihtiyacımız olduğu da aşikâr. Televizyon ve anten kaliteli ama bir türlü kaliteli görüntü zevki alamıyorsunuz. Burada üç ihtimali olan nedenler olabilir:
1-Televizyon yayını yoktur.(Yani öğretmen verimli şekilde ders anlatmıyordur.)
2-Fakat yan komşunuz rahatlıkla televizyonunu seyrediyordur. Yani onun çocuğu başarılı ve verimlidir. ( O zaman sizin anten ya bozuk(öğrencide problem var) ya da çatıdaki anten vericiye doğru dönük değildir. (Yani öğrenciniz okula ara sıra uğruyor; dersini ona göre dinliyordur; ödevlerini de hiçbir zaman yapmıyordur.)Bu durumda nasıl televizyon izlersiniz veya çocuğunuz nasıl başarılı olur? Vericiden yükselen yayının kalitesi ne olursa olsun bu yayın sizin eve yansımayacaktır. Tabii ki arada bir de olsa antenciye (öğretmene ) uğramayı da gereksiz buluyorsanız gözünüz aydın, çok kötü bir veli olma yolunda hızla yol alıyorsunuz demek gerekir. ) Ayrıca evdeki anteninizi de birilerinin vericiye çevirmesini bekliyorsanız ham hayal peşinde olduğunuz belirtelim
3-Artık, yediden yetmişe hepimizin elinde bulunan cep telefonu ile örneklerimi bitirmek istiyorum: Elinizde telefon ne kadar bol özellikli olursa olsun, uydu ile bağlantısı yoksa “ iletişim” amacıyla işinize yaramaz. Telefonun uydu ile direkt bağlantı kurması mümkün değil, baz istasyonundan yardım almak zorundadır. Öğrenci de kendi başına hiçbir şeydir. Baz istasyonunu “ öğretmenini” yok sayarak bir yere varması mümkün değildir.
Sonuç olarak: Kimse kolaycı ve benden olmasın da kimden olursa olsun demeden gerekli önlemler üzerine kafa yormalı; bulduğu çözüm önerilerini paylaşmalıdır.
Toplumda bulunan fertleri eğitip topluma kazandırmak zorundayız. Eğit(e)mediklerimiz '' Kapkaççı '' olup bize de rahat vermeyebilir.
Gün gelir pişmanlık da fayda vermez.


Bu Yazı 1681 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar