Ermeni Soykırım İddiasının Arkasındaki Gerçek;Suç Bastırma Psikolojisi
..        

Bir yaygaradır kopmakta. Tarihimizle yüzleş- memiz gerektiği söylenmekte büyük ağızlardan. 1915 olayları irdelenmeliymiş ve Özür dilemek gerekiyor gerekiyormuş. Ermenilere yapılan soykırım! kabul edilmeliymiş..Bununla da kalmayıp soykırıma(!) uğrayanların yakınlarına tazminat ödenmeli ve toprak talepleri karşılanma- lıymış.
Bu söylediklerimiz Ermeni diasporasının ve onun destekçisi 19 ülkenin( sayının 20 olması gibi kötü bir ihtimal ortada) isteklerini yansıtmaktadır.( Uruguay, Kıbrıs Rum Kesimi, Arjantin, Rusya, Kanada,Yunanistan, Lübnan, Belçika ,İtalya, Vatikan, Fransa, İsviçre,Slovakya, Hollanda, Polonya,Almanya, Venezuella, Litvanya, Şili)
Ermeni tarafının tezi bu. Ortaya tarihi, siyasi hiçbir belge koyamamalarına rağmen.
Bizde ise böylesine bir iftiranın çürütülmesine yönelik ilmi çalışmalar, bilgilendirme ve bilinçlendirme çabaları öne çıkmakta. Atılan çamurun temizlenmesine çalışılıyor. Ancak fazla üzerinde durulmayan bir nokta var; Ermeni komitacılarının Anadolu'da yaptıkları.
Hadi o döneme gidip bir bakalım neler olmuş;
Asırların yükü bükmüştü belini, şöyle bir doğrulabilse hala heybetliydi ama zamanın götürdüklerini yerine koymanın da mümkünü yoktu.
Yaşlı aslanın etrafını sırtlanlar sarmış, üstünde akbabalar bed sesleri ile uçuşup pay beklemekteydi ler. Hey be Devleti Ali Osman demek böyleymiş kader.
Son kalesiydi İslam'ın; bıkıp usanmadan toslayıp duran haçlı kafasının yıkmak istediği Anadolu.
Gün savaşı getirmişti. Koştu Mehmet'im, Kınalı Hasanım, Koca Seyidim, Çanakkaleye. Anasını, yavuklusunu, karısını ve daha öpemediği yavrusunu bırakarak. 700 bin civan vardı ehli küfrün karşısında.(1) Sınıra dayanmış düşmana dur bakalım diyecekti, diyecekti ama ya sınırın içindeki düşman?
Hain beklediği fırsatı bulmuştu. Eli silah tutan cephedeydi şimdi.(2)Hanelerde kadın, kız dedeler ve bebelerden başkası yoktu. Kin kusma zamanıydı Ermeni'nin. Tamam da neyin kiniydi bu. Hastalandığında çorbasını pişiren, düğünü derneği beraber kotaran, senelerce komşu olarak yaşadığı bu mazlum insanlara karşı nasıl biriktirmişti içinde bu kini.
Anadolu'mun yüreğinde ihanet barınamayan güzel insanı kendi gibi gördüğü, kardeş bildiği ötekileştirmediği bu insanlardan hiç de hak etmediği, beklemediği bir zulmü hediye olarak alıyordu, yüzyılların iyi niyetine karşılık.
Kasaplar görev başındaydı. Öldürmek yetmiyordu onlara. Fatma bacının karnındaki bebenin cinsiyeti için yazı tura atıp, vahşi kahkahalarla deşiyorlardı karnını. Bekir dedeye öz kızının etini zorla yedirmeye çalışanlarda yine onlardan başkası değildi.
Osmanlı Devleti'ne karşı mücadele eden Rus ordusuna katılmak için dini törenlerle uğurlanıyordu bir zamanlar Osmanlı Devleti'nin Ermeni Mebusu olan Karakin Pasırmacıyan. Köyler basılıyor, toplu cinayetler işleniyordu. Yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın. Bu planlı bir yok etme faaliyetiydi. Amaç, bölgedeki Türk nüfusu yok etmek böylece Wilson ilkelerinin Osmanlı Devleti ile ilgili “Osmanlı sınırları içinde yaşayan azınlıklara çoğunlukta bulundukları yerlerde yönetim hakkı verilmesi” maddesi gereğince Doğu Anadolu'yu da içine alan hayallerindeki! Büyük Ermenistan'ı kurmaktı.
Başkan Wilson'un bildirisindeki insancıl ve iyimser sözlere rağmen kendi ülkesinde Türkler aleyhinde farklı bir anlayış oluşturuluyordu. 10 Aralık 1919 günü Amerika Birleşik Devletleri Senatosuna Senatör Lodge'un sunduğu bir projede Anadolu topraklarında Büyük bir Ermeni Devleti kurulması isteniyor ve tasarlanan “Büyük Ermenistan” içine su topraklar dâhil ediliyordu:
1- Türkiye'deki altı ilden (Vilayât-i site; Sivas, Erzurum, Van, harput(Elazığ), Diyarbakır, Bitlis) ve Çukurova'dan oluşan Türkiye Ermenistan'ı
2- Kafkasya Ermenistan'ı
3- İran Azerbaycan'ının Kuzey ve Kuzeybatı Kısımlarından oluşan İran Ermenistan'ı
Amerika'da “Ermeni Milli İttifakı”nın (The Armenian National Union of America) “1919 yılında Ermenistan'ın durumu” (The Case of Armenia) adıyla yayınladığı bir yapıtta; bu proje için alınan kararla birlikte, Büyük Ermenistan haritası da çizilmişti. (3)
Oyunun ikinci perdesinde Mondros Ateşkes antlaşması vardı. Antlaşmanın 24. maddesinde “Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa(Erzurum, Sivas, Elazığ, Van, Bitlis, Diyarbakır), İtilaf Devletleri'nin bu vilayetlerin herhangi bir yerinde işgali hakkı vardır.”denilerek, hem Ermeni katliamının hem de işgalin yolu açılıyordu.
Bu amaca ulaşma yolunda Ermeni komitacıları tarafından yapılan Katliamların resmi kayıtlı bilançosu 518 bin kişiydi.(4)
Bunları anlattıktan sonra Birleşmiş Milletlerin 9 Aralık 1948 tarihli ve 260 A (III) sayılı Kararıyla kabul edilmiş olduğu soykırım tanımını bir hatırlayalım;
“Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soy kırım suçunu oluşturur.
a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek”
Şimdi soruyoruz; soykırıma uğrayan kimdir? Mazlum ve zalim kimdir? Roller değiştirilmeye mi çalışılmaktadır?
Bizim tarihimizle yüzleşme gibi bir korkumuz yok. Aksine tarihimizi inceledikçe ecdadımızın, insancıllığını, adaletini, hoşgörüsünü ve yiğitliğini görüp haklı olarak gururlanıyoruz.
Kin ve nefret tohumları mı saçıyorum yoksa.Asla.Çankırı'dan,Çanakkale'de çarpışan askerlerimize çorap örüp yollayan Ermeni kadınlarını unutmadım.Benim milletim bir acı kahvenin hatırını kırk yıl unutmaz.. Lakin ekmeğini yediği ele katil diyenlerin bu lakırtıyı suç bastırma psikolojisi ile çıkardıklarını ortaya koymak en azından ecdadıma borcumdur.
Muhibbî'nin (5) bir beyiti ile bitirelim;

Sâf-kalb ol, kimseye tutma sakın kalbünde kîn
Fahr-ı âlem didi sığmaz kîn ile bir yirde dîn(6)

DİPNOTLAR:
(1) Genelkurmay Ataşe Başkanlığı Stratejik Kurul üyelerinden Em. Kur. Albay Talat ÖZDOĞAN, Genelkurmay Başkanlığı'nın yayınladığı “Çanakkale Muharebeleri 75.Yıl Armağanı” adlı hacimli eserde "Çanakkale'de Türk Kahramanlığı" başlıklı yazısı
(2) Osmanlı Devleti'nin I.Dünya Savaşı'nda toplam asker sayısı 2,900,000.1914 nüfus istatistiklerinde Osmanlı Devleti'nin Müslüman nüfusu 13,290,000.
(3) Paul C. Hemreich, Sevr Entrikalari, S.5 (Çeviren Serif Erol, Sabah Kitaplari, Istanbul 1996).s 14-15
(4)Doç.Dr.Yusuf Sarıay, Ermwni Sorunu ve Türk Arşivleri adlı makalenin eki
(5)Kanuni Sultan Süleyman
(6) Kalbinde kimseye kin tutma ,kalbin temiz olsun.Çünkü Resullulah (s.a.v) kin ile din bir yerde durmaz! Buyurdular.


Bu Yazı 2442 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar