Etkili Bir Anlatımda Neler Yapılmalı,Nelere Dikkat Edilmeli?
..        
1-Cümlelerinizi kısa tutunuz. Arada bir orta uzunlukta cümleler ile yazınıza hareket kazandırınız.
''Washington Belediye Başkanı Marino Harry:'Cinayetleri bir yana bırakacak olursak, Washington ülkenin suç oranı en düşük kentlerinden birisidir'' sözleri bize yazımıza bakış açımızı yakalama fırsatı veriyor. Okuyucuya bir orta uzunlukta cümleyle farklı mesaj iletebilirsiniz. Okuyucu Edebiyat öğretmeniniz olabilir. Kompozisyon dersi için yazıyor olabilirsiniz, bir yarışma için de.
2-Basit cümleler karışık cümlelerden daha iyidir. Basit cümle; sadece bir yargı bildiren cümlelerdir. Uzun cümleleri bölerek basit hale getirerek yazınıza akışkanlık kazandırınız.
'' Hz. Mevlâna'ya sormuşlar: 'Aşk nedir?' .Cevap vermişler: 'Ben ol da gör'''. Bazen bir cümle, bazen bir sözcük anlatır meramımızı. Kısaltır mesafeleri.
3-Cümlelerinizi gereksiz cümlelerden arındırınız. Yazıya bir şey katmayan her sözcük gereksizdir.
''Bilimsel araştırmalar, koyunların 'zannedildiği gibi 'koyun' olmadıklarını ortaya koymak için Cambridge'de Abraham Enstitüsü'nde, davranış bilimci Doktor Keith Kendrick ve uzman arkadaşlarınca, birbirine benzeyen tıpa tıp ikizi kadar 25 çift koyunu yani 50 adet koyunu, başka koyunlara gösterdiler. Denek olarak kullanılan bu şanslı koyunlar bir ilke imza atamak isteyen uzmanlara yardımcı olmanın heyecanı içindeydiler. Çıkardıkları seslerle bunu anladık. 20 tane koyun 25 tane çift koyunun yüzünü ayırt etmekle kalmayıp resimleri gösterilince de tanınıyorlardı, hatta kendi çobanlarının fotoğrafları gösterilince bile tanıyorlardı, üstelik hafızalarına aldıkları50 koyunun simalarını,yüzlerini2 sene süreyle de hatırlayabiliyorlardı.''
Yukarıda okumaya çalıştığınız makale bir yerel gazeteden alındı. Kullanılan cümleler ve cümle uzunlukları dikkat çekici geldi bize. Siz ne dersiniz? Ayrıca gerçekten bilimsel bir araştırmayı mı paylaşıyorlardı yoksa mizahî bir yanı mı vardı bu makalenin bilemedik.
Şöyle yazılsaydı daha iyi olmaz mıydı?
Bilimsel araştırmalar, koyunların zannedildiği gibi 'koyun' olmadıklarını gösteriyor. Cambridge'de Babraham Enstitüsü'nde, davranış bilimci Doktor Keith Kendrick ve arkadaşları, koyunlara, birbirine benzeyen 25 çift koyunun yüzünü gösterdiler. Denek olarak kullanılan 20 koyun,
25 tane çift koyunun yüzünü ayırt edebiliyorlardı. Koyunlar profilden gösterilen koyun resimlerini de tanıyorlardı. Sadece koyunların değil kendi çobanları gibi belli insan yüzlerini de tanıyorlardı. Ayrıca bunları 2 sene hafızalarında tutabiliyorlardı''
4-Mümkün olduğunca etken çatılı eylemler kullanınız. Bunlar öznesi belirsiz edilgen eylemlerden daha iyidir.
5-Konuştuğunuz gibi yazınız. Ama konuşmanız genel düzen ve cümle yapıları yönünden kolayca anlaşılmıyorsa bu önerilmez. Yöresel ağız ve şiveler yazılı anlatıma uygun bölümlerinde yer almalıdır. Genel olarak yazıya hâkim olmamalıdır.
''Bir bilge kişiye sormuşlar: 'Bir insanın zekâsını nereden anlarsınız? diye.'Konuşmasından' demiş bilge kişi.'Ya hiç konuşmazsa' denince o kadar akıllı bir insanla henüz tanışmadım' demiş.''
Konuşmamız yazımıza da zekâmıza da bir ipucu özelliği taşır. İstanbul ağzı kabul edilen bir konuşma diline en kısa zamanda sahip olmalıyız. Hani derler ya 'Konuştukça batıyor' diye. Beklemediğimiz bir konuşmanın beğenilen takdir edilen kişilerce söylenmesi bize böyle söyletir. Yazı dili konuşma diliyle paraleldir. Siz konuşmanızı düzelttikçe yazınıza yansımaları da o denli etkin ve etkileyici olacaktır şüphesiz.
6-Yazınızı okuyanların kafasında resim yapacak sözcükleriniz olsun. Yazınızı okuyacak okuyucu kitlesiyle deneyimlerinizi paylaşın. Onlara umutsuzluk aşılamayınız. Münazarada 'yoğurdum siyah ama faydalıdır' tezi sizinse ümitsizliğe savaş açarak 'yaşasın ümit' felsefesine uygun düşüncelerle tezinizi savunun. Yılmayın. Çünkü 'Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz'.İmkânsızlıkları seviniz. Ulaşmayı denemekten yorulmayınız. Dalganın kıyıya aşkı gibi hep yeniden yeniden. Yazınıza özen göstermeyi ihmal etmeyin. Sevmek tükenmekse, kandil gibi etrafı ışıtıp tüketmelisiniz kendinizi. Titrek bir mum alevi de olsanız, isli de yansanız yanmayı bırakmamalısınız. İnadına severek inadına yarınlara özlemle ümitle bakarak.
''Dalga ile kıyının aşkını bilir misiniz? Öncesizden başlayıp sonsuza giden. Dalga hep aşkla kavuşma özlemiyle atılır kıyıya. Dalga sevendir kıyıyı, kıyı sevilendir. Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga ve döner hep geriye Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca iste bende seni böyle severim yar. Ya bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini. Bilirler, görünmeyeceklerini, sevilmeyeceklerini, koklanmayacaklarını, okşanmayacaklarını... Ama inatla açarlar aşkla. Sevgiyle, özlemle hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını. İşte bende seni böyle beklerim yar. Ya ipek böceğini bilir misin? Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını bilir o ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını. Ama aşkına feda eder kendini. Öyle verir kendini yârenine korkusuzca. İşte bende kendimi böyle veririm sana yar. Ya ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin? Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için öyle zorludur ki ayrılmaları verir meyvesini. Ağaç meyve tohum olur, tohum kök olur ve yeniden doğar, ağaç kendi meyvesinden İşte bende böyle yar, yok olmayı göze aldım. Tekrar sende doğmak için.'’
7-Yazınızı başkalarına okuyun, siz de dinleyiniz. Ama yazarı gibi değil. Sessizce kulak verin sesinize. Takılan aksayan yönleri sezmeye çalışlınız. Fazlalıkları atmayı ihmal etmeyiniz.
8- Yazınızı bekletin. Sonra başkasının yazısıymış gibi bir kez daha okuyunuz. Tanıdığınız kişilere de okutunuz. Eleştirmelerinden korkmayınız. Var olan ve değer verilen şeyler eleştirilir.
Meyveli ağaç taşlanır emeli ve eleştiriler yapıcı ise dikkate almalıyız.
Kötü bir romancı, Copus'e:
Son romanım, Üstat, der. Copus:
Son mu? Diye sorar. Gerçekten son mu? Ne saadet! Der.
Belki bu denli eleştirilmezsiniz. Eleştirilseniz de hiç önemli değil. Yazmalı, yazmalı, son demeden yazmalı. Nice bu olmamış denen eserler Dünya Klâsikleri arasında yer almamış mı? Tolstoy 'un Karamazof Kardeşler romanı önce hiç beğenilmemiş, çok eleştiri almış o yılların Rusya'sında. Ama şimdi Dünya Klâsiklerinde ve Rus Edebiyatında bir başyapıt!
Bir gün Ali Erkan Kavaklı ağabeyle telefonda konuşuyorduk. Ali Erkan ağabey beni bir yere bir projeye dâhil etmek için aramıştı. Ben bazı nedenler öne sürerek onu incitmeden kabul etmeme üzerine bir sürü cümle söyledim. O bana çok ehemmiyetli altın değerinde şu cümleleri söyledi.
Aziz Nedim Bey, her zaman yanında iki gözlü bir heybe taşı. İyi söylenenleri ön tarafa, iyi olmadığını bildiğin şeyleri de arka gözüne at. Heybeni de fazla doldurma.'’

Bu Yazı 2434 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar