Evimizdeki Eksiklik
..        

Millet olarak yarışmaları çok seviyoruz. TV deki şarkı türkü dans yarışmaları, bilgi yarışmaları veya yarışma adına ne yapılırsa… Hemen hemen her gün ekranlarımızda büyük zamanımızı çalmakla kalmıyor tabi. Bir bakıma içimize işliyor. Hayatımızı yönlendiriyor bazen. Yanına getirdiği kötü duygularla beraber tabi. Hasetlik ve çekemezlik…
Yaşamımızın ilk zamanlarında giriyor belki de hayatımıza. Annelerimiz, benim çocuğum seninkinden erken yürüdü; babalarımız benimki daha iyi topa vurdu diye başkalarıyla kıyaslamaya başlıyor. Okulda erken okumaya geçmek, büyük bir mesele haline getiriliyor öğretmenlerimiz tarafından. Daha sonra sınavlar izliyor yarışma hayatımızı ve devam ediyor böylece… Bir süre sonra farkına bile varamıyoruz yarıştığımızın. Yaşam tarzımız oluyor. Kendimizi yaşayamıyoruz. Alışıyoruz. Hayatın anlamını kaçırıyoruz çoğumuz.
Çocuğunuzun okuduğu kitaptan ne anladığı ne kazandığı üzerinde durmadan, dakikada kaç kelime okuduğunu saymanın anlamsızlığı; üniversiteyi bitirmiş bir gencin okuduğu kitap sayısının, çözdüğü çoktan seçmeli test kitapçığı sayısından az olması kadar düşündürücü bir gerçektir. Ülkemizdeki kitap okuyan insan sayısını da göz önüne alırsak kelime saymayı bırakıp önce kitapları sevdirmek gerekmektedir. Günümüzde çocuklar daha zeki diye yaygın bir görüş vardır. Teknolojik aletleri kullanmayı bizden çok daha çabuk öğrenirler. Mesajlaşırlar kısa kısa!!! Peki hiç mektup yazabilirler mi sizce? Duygularını anlatabilirler mi? Yazmak okumanın verdiği bir üründür. Okumayan yazamaz. Okumayan anlatamaz, anlayamaz.
Belki çocuğumuz derslerinde çok başarılı olmayabilir. Belki problem çözemeyebilir. Ama okuma alışkanlığı kazandırmak, okumayı sevdirmek ömür boyu öğrenme yolunda ona verebileceğimiz en iyi alışkanlık olacaktır. Tabi önce örnek olmak lazım. Kitap okunmayan evden okumayı seven çocuk çıkmaz. Evde televizyon izlemeye ayırdığımız zamanın bir saatini okumaya ayırırsak; çocuklarımız da okumanın günlük olarak yapılan rutin işlerden biri olduğunu düşünecek, alışkanlık kazanacaktır. Toplumumuzdaki büyük yaraları tedavi etmek ancak bu yolla mümkündür.
Evimizde olmayan eşyaların eksikliğini hissederiz, ihtiyaç duyarız. Olması da yetmez; modası geçer değiştiririz sık sık. Günümüzde evimizde hissetmemiz gereken eksiklik, tüm aile bireylerinin ihtiyacını karşılayacak bir kütüphanedir. Üstelik modası geçer kaygısı olmadan, gün geçtikçe zenginleşecek bir kütüphane…
Aydınlık bir gelecek nesil için…Selam ve dua ile…•


Bu Yazı 1634 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar