FEREC Varlığın Ateşi / Kitap
05.11.2015        

FEREC

Varlığın Ateşi

      

 

FEREC Varlığın Ateşi, günümüz dünyasına şekil veren unsurları tarihsel kökenleri ile buluşturan bir roman.

Gazeteci Selim hayatı dar kalıplara sokan günümüz dünyasında bir ışık aramaktadır. Mesleki uzmanlaşmaların ve bütünden kopuşun insanı getirip bıraktığı kendine yabancılaşmadan kurtuluş için bir ışık! Nitekim roman;

"Ufak bir ipucu… Cılız da olsa bir ışık arıyorum. Nereye aitim ben? Ne tür bir insan ailesindenim?" cümlesiyle başlamaktadır. İnsanlık denen geniş ailenin aslında bir tür insangiller olduğu saklıdır bu cümlede. Tek bir insanlık ailesinden bahsedilmez ve roman boyunca farklı türlerinin mücadelesine ve tür değişimlerine şahit olunacaktır.

Binlerce yıldır filozofların sorduğu kadim soruyu Selim de sormaktadır:

"Neden?"

Nedensellik üzerine kurulu hayatımızda her bir durumun mutlaka bir nedeni olmak zorunda mıdır? Selim'e göre bu sorunun cevabı hayırdır ve kendi kendisi ile tartışması bu şekilde başlar:

Önce "neden?" diye sorar, ardından kendi kendisine başka bir soru ile itiraz eder:

"Ne demek neden?"

Ve belki hemen herkesin kafasına takılan konuya kendi özgü bir açıdan yaklaşır: "Hayat dediğimiz bu şey, değişik bir maddeden mi yapılmış, yoksa sadece manadan mı ibaret? Sır küpü… Kırılmaz ve kurşungeçirmez buzlu camdan yapılmış sanki. Anlayabilsem iyi olacaktı. Daha dikkatli bakıyorum… Yakından, iyice yakından… Nafile!

Başlangıçla son arasında gidip gelen zaman aralığında neler olup bittiğini anlamaya çalışıyorum. Gözüme hafif bir koyuluk çarpıyor o kadar. Elimi uzatıyorum, kaçıyor. Uzaktan bakıyorum, kayboluyor."

"Benim yerim bütün bir kâinat mı yoksa uzay boşluğunda kapladığım alan mı? Bütün müyüm, parça mı? Hem basit hem çok karışık… Sadece beş duyu ile fark edilebiliyor."

"Baş ağrıtan hınzır soru: Hayatımda noksan olan ne? Sorgulayan bakışlarım boşlukta dolaşıyor. Canım sıkılıyor. Hayat uzlaşmanın yakınından bile geçmeyecek kadar hoşgörüsüz mü yani? Hayat, benimle oyun mu oynuyor?"

Bazen bir oyun dediğimiz bazen de çok ciddiye aldığımız hayat…

"Bütün bu yarı cilveli yarı ciddi, biraz görünüp bolca gizli şeylerden müteşekkil hayat pek kararlı ve hedefinden asla vazgeçmeyecek bir sabitlikle damla damla akıyor. Damlalar kâh havada buharlaşıyor kâh birer çiviye dönüşüyor. Bu arada, etrafta "dili boşanmış, dizginleri salıverilmiş, deliliğe sığınmış, rezilliği yüzüne almış" ne çok şey türemiş.  Ayağı kaymış, direkleri perakende olup etrafından çekilmiş, ipliği pazara çıkmış, kurt kocamış, elek asılmış, zaman ince ince elenmiş, köpeğin maskarası olmuş... Bir sinek bir kartalı… Bir varmış, bir yokmuş…"

Ve Selim hayatın hakkını vermek yerine kudret sahibi olanların sahte imparatorlukları ucundan tutup gösteriyor okura:

"İşte benim sınırsız kudretim bu kadardı. Karınca sürüsünü andıran kımıl kımıl bir şehirde, kendimi yapayalnız hissediyordum. Birbiriyle barışık olmayan türlü düşüncelere kalmıştım. Kendi irademle bu solgun, yılgın ve bıkkın bakışlı kalabalığın bir parçasına dönüşmüştüm. Herkesi sıradanlaştıran, farklılıkları yok eden, her bir insanı tek tek görmezden gelen bu karanlık ahenge ben de teslim olmuştum. Hayatın neredeyse bütün güzelliklerini askıya alan dokunulmaz cansız yapılar arasındaydım. Cansız ve bütün gücünü insanların dokunmaya cesaret edememesinden alan küstah, arsız, manasız yapılar… Zavallı nezaket, zavallı estetik… Pek acınası bir haldeler."

Romanın ilk bölümleri Gazeteci Selim'in karakterini pekiştirip, onu ilerleyen bölümlerde gireceği mücadele için hazırlıyor.

Nitekim çalıştığı gazetede manipülasyonlara karşı durabilmek ve okuru bilinçli olarak yönlendirmek ve gazeteciliği bir tür araç olarak kullanmak isteyenler ile onların çizdiği rotada ilerlemekte hiçbir beis görmeyen kişilerle mücadele ediyor.

"Bütün işim kelimelerleydi benim. Kimi kelimeleri pek şuh bir eda ile savuruyordum ortalığa. Kimilerini ise dilimin altında sessizce ezip yutuyordum. Kelimelerle harika işler beceriyordum."

Amerikalı Teğmen Rogers ile yaptığı bir röportajdan bahsederken romanın ilerleyen bölümlerde Batı iktisat anlayışının vahşi uygulamalara yol açan yaklaşımları ile yapacağı mücadele hakkında ip uçları veriyor.

" Belki Rogers kendince objektifti. Belki de savaşın en kötü tarafı bir insanın aynı anda hem masum hem zalim olabilmesiydi. Savaş insanlardan merhameti çekip alıyordu."

Yıllarca kendimizi birşeylerin peşine kaptırırız da kaybolur gideriz. Bu dünyada bir defa yaşayacağımızı ve var olduğumuzu idrak etmeye vesile birşey olursa şanslıyız demektir.

"Otuz altı yıldır aklıma gelmeyen o soru, otuz yedinci yaş günümde sessiz ve habersizce düşüvermişti zihnime. Olgunlaşan bir meyvenin dalından ansızın düşüvermesi gibi…

“Otuz yedi yıldır sen bu dünyada ne yapıyorsun?"

Romanda Selim'in kendisi ile yüzleşmeye karar veriyor ve mücadelesi Arap Baharı'na kadar uzanıyor. Mülteciler sorununu ve özellikle Suriye Bazlı Arap Baharı'nı dünya siyasal ve ekonomik konjonktürü ile birlikte tarihsel kökenleriyle irdeliyor.

Selim eşi, annesi ve küçük kızı Elif ile yaşamakta olup, iş hayatı ile aile hayatında üstlendiği farklı rolleri hakkınca yürütmeye çalışıyor.

Roman hayali bir kurgudan ibaret değil. Okudukça derinlikli bir hazırlık safhası geçirmiş olduğunu anlıyorsunuz. Yazarın tarih bilgisi ve gözlem gücü, olayları kah esprili kah duygusal bir şekilde tasviri okurlara birçok konuda ilham kaynağı olacak nitelikte. Ayrıca yazarın Türkçe'yi kullanış biçimi ile cümle kuruluşları, insan ruhunu irdelemesi, hayal gücü, her bir karakterin yerine geçiş tarzı romanı ayrı bir zevkli kılıyor. Romanda sadelik ile komplike çok güzel bir şekilde uyumlanmış.

Romanın başlangıcında klasik bir hidayet romanı şeklinde ilerleyeceğini zannediyorsunuz. Ancak hiç de öyle değil. Gerçek bir aydın olarak gazeteci Selim'in olayları araştırıp, yerinde gözlemlediğini, okuyup analiz ettiğine şahit oluyorsunuz. Romanın nasıl biteceğini ise kestirmek pek mümkün olmuyor.

Güncel hayatı, siyasal ve sosyal olayları bir de roman tadıyla okumak farklı bir haz veriyor.

Dört yüz kırk sekiz sayfa olması gözünüzü korkutmasın. Akıcı ve sürükleyici…

Yazar Hüseyin Tunç’un Profil Yayınlarından çıkan yeni romanı: FEREC, Varlığın Ateşi…

Okurlara şiddetle tavsiyemizidir. 


Bu Yazı 1164 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar