Faiz Lobisi
17.01.2014        

FAİZ LOBİSİ

Hüseyin Tunç

 

 

Dünyada hakim iktisadi anlayış: Laissez faire, laissez passer!

 “Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler!”

Dünyada yaklaşık üç yüz yıldır hakim olan ekonomi anlayışı: “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.” Yani, herhangi bir dış müdahaleyi kabul etmeyen piyasa ekonomisi. Bahse konu bu sistemde belki de tek prensip; “serbesti” yani piyasanın dokunulmazlığı. Başkaca da deklere edilmiş herhangi bir değerler manzumesi yoktur. Akılcı (rasyonel) olan, güçlü olan, rekabet şansı olan ekonomik süjeler varlığını devam ettirecek, piyasa şartlarına uyum sağlayamayan kurumlar ve şirketler ise devre dışı kalacaktır. Bu temel kabul, zamanla kendi canavarını oluşturmuş, oyuna kural dışı müdahalelere zemin hazırlamıştır. Günümüzde artık ekonomi çarklarının tamamen piyasa şartları tarafından döndürüldüğünü söylemek mümkün değildir.

Devletin ya da herhangi bir kurumun dengeleyici ve düzenleyici müdahalesine hoşgörü ile bakılmayan “tam rekabet serbest piyasası”nda oyunun kurallarına aykırı tarzda dışarıdan müdahaleler olmakta ve karşı da konulamamaktadır. Siyasi hesap ve hedefler, uluslararası ilişkilerdeki düğümler, tekelleşme arzuları, piyasaya yön verme güdüleri, rekabette öne geçme istekleri, servet biriktirme arzusundaki sınır tanımazlık... Bütün bunlar amoral finansal kuvvetle birleştiğinde ülkeler ve milletler için ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

Piyasa şartlarını kendi lehine çevirme gücüne sahip ve kazancını maksimize etmeye matuf gerekli mekanizmaları kurma ve işletme yeteneğine sahip oyunculardan birisi de faiz lobisidir.

Lobi

“Lobby” kelimesi hol, koridor, kulis manasına gelir. Terim olarak anlamını Amerika’da eski parlamenterlerin meclis koridorlarında meydana getirdikleri gruplaşmalarından ala gelmiştir.

Meclis ve senato üyleri belli iktisadi, siyasi veya sosyal çıkarları realize edebilmek için meclis koridorlarında dolaşırlar ve lobi adı verilen gayri resmi gruplar meydana getirirlermiş. İlk zamanlarda suç sayılan bu tür gruplaşmalar daha sonraları legal hale getirilmiş ve 1946 yılında bir kanunla çerçevesiçizilerek çalışma şeklinin sınırları belirlenmiştir. Giderek yaygınlaşan lobi faaliyetleri günümüzde sayı, şekil ve amaç bakımından çeşitlenmiş, bazıları milyarlarca dolar gelire sahip devasa fonlara dönüşmüştür.

Faiz lobisi

Faiz lobisi yukarıda kısaca tariff edilen lobi faaliyetlerinin bir alt türüdür. Lehine lobi faaliyeti yapılan unsur ise devasa fonların faiz gelirlerini maksimum seviyede tutmaktır. Ülkeleri yahut milletleri hedef alan bir hareket olmaktan ziyade, amaçlarına uygun siyasal, sosyal ve ekonomik ortamları en iyi şekilde değerlendirmek isterler. Amaç, araç ve hareket birliği yazılı anlaşmalarla değil adeta görünmez bir el tarafından sağlanır.

Faiz lobisi sistemini şu alt başlıklarda tanımlayabiliriz:

* Devasa likideye sahip finansal kuruluşlar, fonlar ve bankalardır.

* Yüksek faiz kazancı peşindedirler.

* Manipüle olmuş, iktisadi veya siyasal sıkıntı yaşayan yahut bu potansiyeli haiz ülkeler gözetimleri altındadır.

* Yüksek kazanç elde edebilecek kadar bulanık, paralarını batırmayacak kadar güvenli ortamları severler.

* Faaliyette bulundukları ülkelerin finansal kuruluşlarını da aracı olarak kullanırlar.

* Gerekli siyasal ve ekonomik ortamı tetikleme ve derinleştirme gibi becerileri vardır.

* Uluslararası işbirliği ve hesaplaşmaların araçlarından biri olarak da kendilerini kullandırırlar.

* Bir uçları medyaya bağlıdır.

* Ülkeden ülkeye farklı yöntemler kullanırlar.

Faiz lobisinin gücü hükmettikleri fonların hacminden, iletişim teknolojilerinden ve hedef pazarlarının yapısal bozukluklarından kaynaklanır. Kimi ülkeler psikolojik, siyasal, ekonomik ve sosyal zaafları nedeniyle kolayca manipüle edilebilir.

Türkiye Örneği

Geçmiş yıllarda Türkiye faiz lobisi için çok cazip piyasalardan biriydi ve bu nedenle yüzde yüzleri bulan/ aşan oranlarda faiz oranları ve kamu kesiminin sürekli ve aşırı borçlanma ihtiyacı nedeniyle ülke bir türlü kendine gelememişti. Ekonomik sıkıntılar siyasi sıkıntıları tetikleyerek bir sarmal oluşturuyor ve devlet topladığı bütün vergileri faiz giderlerini karşılamaya ayırıyordu. Özel teşebbüs ise çok yüksek faiz oranları ile kredi alıp yatırım yapamadığı gibi, tasarruf sahipleri de yatırım yapmak yerine paralarını yüksek faiz geliri elde edecek şekilde bankalar arasında koşturuyorlardı. Ülkede sermayeyi tekelinde tutan az sayıda iktisadi güç ise bütün bu olumsuz şartları kendi lehine kullanabilmenin “mücadelesini” veriyordu.

Faiz oranlarının “geçerli” bir nedenle yükseltilmesinin ardından “sıcak para” olarak tanımlanan ve çok hızlı hareket edebilen geçici yabancı fonlar ülkeye akmaktadır. Ülkeye giriş sürecinde Türk Lirası’na dönüşen yabancı fonlar (döviz satışlarının artması nedeniyle) döviz kurlarını yapay olarak düşürmektedir. Türk Lirasına dönüşen bu fonlar şartlara göre finansal piyasalarda nominal (değer üretmeyen, paradan para kazanmaya matuf) işlemler arasında dağılmaktadır. Hedeflenen kazancın elde edilmesinin ardından ya da riskin kabul edilemeyecek düzeye çıkması halinde sıcak para ülkeyi hızlı bir şekilde terk etmektedir. Bu durumda döviz kurları yükselmekte, kurları baskı altına alabilmek için faiz oranları büsbütün artırılmakta ve ülke ekonomisi felç olmaktadır.

Bu süreçte yabancı fonların ülke içinde de resmi ya da fiili ortaklıkları vardır. Bu ortaklıkların dar menfaatleri ilk sıradadır. Herhangi bir grup ya da ülkeye özel bir düşmanlıkları olmadığı gibi kırmızı çizgileri de yoktur. Burada asıl kaybeden halk ise genellikle kamplara ayrılır. Bu durumu anlaşmalı (şikeli) bir futbol maçını seyreden ateşli taraftarların atışmalarına ve kapışmalarına benzetebiliriz. Faiz lobisi sahada, vatandaş tribünlerdedir. Vatandaş sahaya indiğinde oyuncular çoktan soyunma odasına girmiş ve kendilerini güvene almışlardır.

Cazibesini kaybeden Türkiye

Ülkemizde faiz giderlerinin GSYH içindeki payı 2002’den itibaren sürekli azalmıştır. 2012 yılına gelindiğinde bu azalış beş katı bulmuştur. 2002 öncesi dönemlerde vergi gelirlerinin tamamına yakını faiz giderlerine ayrılmaktaydı. 2012 yılında bu oran yüzde 17'ye düşmüştür. Faiz lobisine ödenen tutar on yılda 700 milyar TL’dir. 2002 öncesi şartlar devam ediyor olsaydı bu tutar 1 trilyon 700 milyar TL olacaktı. On yılda 1 trilyon TL, faiz gideri olmaktan kurtulmuş, ülke ekonomisi için daha “faydalı” alanlarda kullanılmıştır.

Gezi olayları ve faiz lobisi bağlantısı

Faiz lobisi durup dururken, “Gidelim şu Türkiye’yi karıştıralım,” diye bir karar vermez. Fakat bu yönde bir işaret gördüğü anda, siyasi hesapları olan kurum, kişi ya devletlerle işbirliği yapabilir. İletişim teknolojilerinin gücü ve hızı ile birlikte hedef toplumun manipüle olmaya yatkın yapısı ise en büyük şanslarıdır. Suni nefret ve kamplaşma açısından Türkiye tarihsel süreçte sık sık kolay lokmalardan biri olmuştur. Özellikle yönetim zaaflarının olduğu dönemlerde “Ya devlet başa ya kuzgun leşe!” dedirtecek boyutlarda iç çekişmeler, komplolar, asılsız haberler, ihanetler, küçük büyük şahsi menfaat hesapları ekonomik ve siyasi olayları belirleme gücüne sahip olmuştur.

Gezi olaylarının başlangıçtaki amaç ve hedeflerinden sapmasıyla birlikte faiz lobisi gözlerini hızlı bir şekilde Türkiye’ye çevirmiştir. Dünyada global kriz devam ederken faiz lobisi için Türkiye yeniden bir umut olmuştur. Bu umut doğrultusunda medya grupları anında ve oldukça geniş bir şekilde devreye girmiştir. Neticede faiz oranları faiz lobisinin istediği oranlara ulaşmamış ancak yine de ülke ekonomisine bir kaç puanlık yük getirmeyi, müteşebbis ruhunu zedelemeyi, ülkeye olan iç ve dış güveni belli ölçülerde sarsmayı başarmıştır.

Sonuç

Faiz lobisi kapitalist sistemin neticelerinden biridir. Değer üretmeden servet aktarmayı hedef alan ve kendince rasyonel hareket eden bir mekanizmadır. Kırmızı çizgileri de özel düşmanlıkları da yoktur. Rakamlar her türlü değerin önündedir. En büyük destekçileri, önyargılarla hareket eden, sığ düşünceli, kalıplaşmış fikirleri ezbere savunan halklar; en ciddi tehditleri ise, değerlerini özümsemiş, akıllı ve vatanına ve milletine muhabbet besleyen bilinçli bir millettir.

 


Bu Yazı 3243 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • yorum farkı 07.02.2014 02:07:29
    ben gezi olaylarını dış mihrakların yaptığına inanmıyorum anladığım kadarıyla sizde bunu savunmamışsınız zaten.. gezi olayları dış mihrak kaynaklı olsa zaten başarılı olamazdı..çünkü güdümlü hiçbirşey başarılı olmaz olamaz..gezi olayları kendiliğinden gelişen bir olaydır.. faiz lobisine glince..olabilir böyle birşey yok demiyorum ama faiz lobisi kar etmeyecek diye ben zulme sessiz kalamam..ne derse eyv.faiz yükselecekse susayım diyemem. ne demiş hz. ömer haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.. üniv. kamu maliyesi dersinde tobin vergisi diye birşey gördük..adamımız tobin diyor ki dış güçler sırf kar elde etmek için ülkeye sıcak parayı koyup sonra çekip gidiyorlarsa sende girişte ve çıkışta vergi koy diyor..girerken ve çıkarken iki kere düşünsün..herşeyi dış mihrak faiz lobisi vaiz lobisi iç mihrak diye yorumlamayı doğru bulmuyorum.