Fazlası İsraftır
17.07.2013        

FAZLASI İSRAFTIR

 

 

 

Lüzumsuz konuşmak kar üzerine resim yapmak gibi nafile bir yorgunluktur. Kendimize de başkasına da faydası olmayan nice konuşmalar yapar, nice sözleri dinleriz. İsraftır… Lüzumsuz konuşmak ve lüzumsuz şeyleri dinlemek israftır. İsraf sarmış dört bir yanımızı.

Tüketim odaklı günümüz dünyasının genel kabul gören kültürü aralıksız olarak israfı pohpohlamaktır. Öz değerimiz olan tasarruf neredeyse dünyamızdan çıkmıştır. Kapitalist sistemin çarklarının dönebilmesi için, alım gücü olan kitleler sürekli harcamaya tahrik edilmektedir. Zamanı harcamak, insanı harcamak, manayı harcamak, maddeyi harcamak…

 

Kabul gören ve bütün zihinlere adeta çakılan anlayış, ekonomilerin büyümesi kitle halinde satışlara dolayısıyla kitle halinde tüketime bağlıdır. Aynı noktaya geliyoruz; gündemde olan sistem konuşma ve dinlemede olduğu gibi harcamalarda da israfı teşvik ediyor. Ve insan değil tüketebilen insan daha doğrusu tüketim kabul görüyor.

 

Çok konuşmak, çok harcamak, zamanın hesabını tutmamak gibi durumlar genel tarafından normal kabul edilse de İslam ahlakı ve kültürüne taban tabana zıt bir zihniyet dünyasıdır. İnsan yeryüzüne Allah’ın vekili olarak (vekil sıfatıyla) gönderilmiştir. Dünyaya geliş gayesi yeryüzünü tahrip etmek yahut tüketmek değildir. Aşırı tüketim (israf) insan fıtratına uygun olmadığı içindir ki; müsrif insan bir türlü tatmin olmuyor. Deniz suyu içmiş gibi kanmak bilmeden tüketiyor ama hayatın lezzetini hissedemiyor.

 

‘’Irmaktan abdest alıyor olsanız dahi, suyu tasarruflu kullanın’’ diyen bir Peygamberin (s.a.v) ümmeti olarak ciddi bir silkinişe ihtiyacımız olduğu çok barizidir. Bir yandan her birimiz ağzımıza geleni söyleyip, her söylenene kulak verirken diğer taraftan doğal kaynaklar tükeniyor, ekolojik denge bozuluyor ve insan tükeniyor. İnsana şah damarından daha yakın olan Yaratıcı her kuluna değer verip ona ismiyle hitap ederken biz insanlar birbirimizi değersizleştirme yolunda her geçen gün hızlanıyoruz.

 

Tasarruf hayatın en önemli mihenklerinden biridir. Daha fazla tüketim için daha fazla kazanmak, çarkı döndürmek için tüketmek gibi bir sarmala giren dünyada hayatın asıl gayesi için zaman kalmamaktadır. Zamanı faydasız ve lüzumsuz işlere harcamak israftır. Sevgiye zaman ve neden kalmamışsa sevgisizlik israftır. Hayat bir rekabete dönüşmüşse merhametsizlik israftır. İnsanı daha iyi yapma yolunda gayretsizlik israftır.

 

Tüketiminde tasarruflu olan insan sevgiye, ilgiye, merhamete zaman ayıracaktır. Daha dengeli düşünecek, daha dengeli konuşacaktır. Gözüyle göremediklerini aklıyla, aklıyla göremediklerini kalbiyle görebilmek için zaman bulacaktır. Ahlakı, adaleti ve sağlıklı üretimi hissedebilmek için harcamalarda tasarruflu ve dengeli olmak şarttır. İnsan bireysel ve toplumsal yaşantısında düşünce, inanç ve prensipleriyle iktisadi düşünce davranışlarını uyumlu kılmak durumundadır. İnsanın değerini belirleyen, sahip olduğu servetin parasal değeri değil, o serveti nasıl kazandığı ve nasıl kullandığıdır. İslam dini üretimi teşvik ettiği gibi, kaynakların tutumlu kullanılmasını, israftan kaçınılmasını temel prensip olarak benimser. Kur’an-ı kerim’de yer alan şu ayetler İslam ekonomisinin bu prensibini açıkça ortaya koymaktadır:

‘’Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları) ikisi arasında orta bir yoldur.’’ (Furkan Suresi 60).

‘’Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.’’ (İsra Suresi 26-27).

Tasarruf prensibi, insan hayatını dengede tutmanın, yardımlaşma ve kardeşliğin hakim olmasının ön koşullarındadır. İsraf kültürü ise, bencilliği ve hasedi tahrik eden ve dolayısı ile insanın hem kendisi ile hem de diğer insanlarla barışık olmasını engelleyen bir hastalıktır.

 


Bu Yazı 3444 Defa Okunmuştur.

Yazıya Ait Fotoğraflar

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar