Felaketin Rahmete Dönüşmesi
..        
Kısa bir süre önce Karadeniz bölgesinde ve özellikle Artvin'de meydana gelen sel felaketi bizle- ri ciddi olarak üzdü ve düşüncelere sevk etti. Yağ- mur gibi önemli bir nimet nasıl olur da böyle felake- te dönüşür diye derin düşüncelere daldık.
Öyle ya, yağmur bizim için çok faydası olan bir nimettir. Yokluğunu düşünemiyoruz. Hatta bir süre yağmadığı zaman yağmur duasına çıkıp Rabbimize el açıyor ve bizi bu sıkıntıdan kurtarmasını istiyo-ruz. Öyle! Ancak, bazen de bu rahmet olan yağmur, musibete dönüşebilmektedir.
Birçok musibetin kaynağı, aslında rahmettir. Ama insan onu kendi eliyle kendine bela eder. Mesela yağmurun insan hayatında çok büyük bir önemi vardır, bu herkesçe malumdur. Öyle ki yağmura rahmet adı verilmiştir. Ancak yağmur istenirken, rahmet olan yağmurun musibete dönüşmesini engellemek için tedbirler almak gerekir. İşte bu bilindiği halde gerekli tedbirler alınmayınca rahmet, musibete kalboluyor.
Allah'ın hem özel hem de genel olarak ihsan ettiği nimetler vardır. Rahîm ismiyle kişiye özel lütuflarda bulunur. Rahman ismiyle herkesi kapsayacak şekilde ihsanda bulunur. Yağmur herkese gönderilir, fakat herkes kendi ihtiyacı nispetinde, özel olarak istifade eder. Hatta bazen çeşitli tedbirler alarak hem istifadesini attırabilir hem de olabilecek zararlardan korunabilir. Arklar yoluyla biriken suları bahçesine yönlendirip sulamada kullanabileceği gibi, risk altında olan yerleşim yerlerinde kuvvetli setler kurarak olabilecek sellerden korunabilir. Fakat insan eğer bütün bu faaliyetlere rağmen önlem almazsa nimetten hakkıyla istifade edemez. Hatta bir kısım tembel insanlar zarar görmekte, nimeti belaya, rahmeti zahmete dönüştürmektedirler. Hatta bazen ölümlere kadar varan acı haberleri işitiyoruz. Duyduğumuz bu acı haberler bize ibret olmalı, aynı hataların bir daha işlenmemesi için örnek teşkil etmelidir.
Aynı şekilde ateş de insan için çok lüzumlu olan ve hayatını kolaylaştıran bir araçtır. Ancak eğer ihmal edilirse, kontrol altında tutulmazsa yangınlara neden olup çok zayiat verebilir ve insanın canını yakabilir. Böyle bir hâdiseden dolayı ateşten zarar gören bir insan, eğer ateşin yaratılmasına zarar nazarıyla bakarsa hata eder. Çünkü ateş, insana zarar vermek için yaratılmamış- tır. İnsan, tedbirsiz davranarak faydalı olan ateşi, kendisine zararlı hale getirir.
Yağmur ve ateş (bu örnekler çoğaltılabilir) insan hayatında vazgeçilmez öneme sahip iki önemli unsurudur. Bize düşen bu nimetlerin farkında olmak ve üzerimize düşen tedbirleri alarak istifademizi arttırmaktır. Tedbirsiz davranırsak hem onları kendi düşmanımız haline getiririz hem de bizim yüzümüzden başkaları da zarar görebilir.
İçerisinde envai çeşit rızıklar yüklü bir trenin varlığını düşünelim. Nimet getiren trenden rızkı almak için kenara çekilmek ve tren duruncaya kadar beklemek gerektir. Trenin durmasını beklemeden önüne geçersek, bize nimet getiren treni kendimize düşman yaparız. İstifade etmek şöyle dursun zarar görmüş oluruz. İşte, Allah'ın nimetleri sel gibi bize doğru akıp gitmektedir. Gereği gibi istifade etmesini bilmezsek akıp gider, nimet hakkımızda nikmete, zarara, belaya dönüşe- bilir.
Musibetlerin (sıkıntı, hastalık, semavi ve arzi felaketler vs gibi unsurların) yaratılmasının birçok hikmeti vardır elbette. Bu nedenlerden dolayı bunlar çirkin değildir. Arkasında birçok farklı ve faydalı güzellikler gizli olan musibetler, sahip oldu- ğumuz, fakat tam anlamıyla farkında olmadığımız nimetleri bize hatırlatan memurlardır. Bu memurla- rın getirdiği mesajları doğru okuyarak üzerimize düşen dersi alabilir ve tedbirli davranıp istifade- mizi artırabilirsek felaket gibi görünen hadiseler, hakkımızda rahmete dönüşür inşaallah.
Bu Yazı 2391 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar