Feth’in Ruhu
..        

“İman insanı insan eder, belki'de insanı sultan eder.Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.” Şanlı ecdadımız İslamiyet'in kabulüyle beraber hakiki imanı elde etmiş. Bu sarsılmaz , çelik tabyalardan daha kuvvetli,sıra dağlardan daha sarp,iman kalesi olan kalbi ve fikirleriyle her asır kainata meydan okumuştur. Osman Gazi ile başlayan küçük bir beyliğin cihan imparatorluğu haline gelmesindeki en büyük sır, Kuran'da ve Peygamberimizin hadislerinde müjdelenmiş bahtiyar bir millet olmasıdır hiç şüphesiz.

İslam'ın bayraktarlığını kıyamete kadar taşıyacak olan bu kahraman millet, İ'lay-ı kelimetullah fikrini dünyanın en ücra köşesine varıncaya kadar duyurma arzusuyla Viyana önlerine, Macaristan içlerine kadar ilerlediğini hepimiz biliriz.

Üç kıtada at oynatan,her gittiği yere medeniyeti ve adaleti götüren milletimizin, tarihin eskimez sayfalarına altın harflerle yazdırdığı pek çok zaferleri vardır. Malazgirt,Kosova, Mohaç,Varna gibi. Ama içlerinden biri var ki, asırlarca İslam alemi için tutku olmuş, sevda olmuş İstanbul'un fethi…

Alemlere rahmet olarak gönderilen Hazret-i Muhammet'in (sav) İstanbul'u feth edecek komutanı ve askerleri saadetle müjdelemesi sırrına vasıl olmak arzusuyla yanıp tutuşan genç Mehmet. Yirmi sekiz defa kuşatılan ama kimselere yar olmayan , iki bin yıllık Roma İmparatorluğunun ihtiyar başkentinin Fatih'i.

Zağanos Paşa, Molla Hüsrev, Molla Güranî, Hızır Çelebi, Akşemsettin gibi asrın fen ve din alimlerinden ders almış genç Sultan.Tarihin ender yetiştirdiği şahsiyetlerden biri olan II. Mehmet; askeri, siyasi, ilmi ve ahlâkî vasıfları itibarıyla bir dehadır. O, tek kelimeyle bir Sultandır…Beşeriyetin, adaletin, merhametin, huzurun, muhabbetin, birliğin teminatı..Yirmi bir yaşında, delikanlılık çağında çağ açıp, çağ kapamak bahtiyarlığına 1453 Mayıs'ında nail olan genç Fatih kendini şu mısralarla tanıtır.

“İmtisâl-i Câhidu Fillâh oluptur niyyetim
Din-i İslâmın mücerret gayretidir gayretim
Mâl u cân ile n'ola olsam cihanda içtihâdım
Hamden lillah var gazâya sethezârân rağbetim
Ol Muhammed mucizât-ı Ahmed-i Muhtar ile
Umarım gâlib ola â'dâyı yine devletim…”

“ Kostantiniyye muhakkak ki, feth edilecektir. Onu feth eden komutan ne güzel komutan , onu feth edecek asker ne güzel askerdir.” Hadisine mahzar olmuş şanlı ordu, şanlı millet, şanlı Sultan…Bu yaşta böyle bir ruhu ve şuuru taşıyan, onu bu gayeye sevk eden,hiç şüphesiz onun engin ruhu, sarsılmaz imanıydı.

Ben de, merhum Zübeyir Gündüzalp'in dediği gibi Fatih'in engin ve zengin ruhundan ruhuma akseden fedakarlık manasıyla nefsime ve bütün gençlere sesleniyorum:
Vazifen ey nefsim!
Dikenler arasında güller toplayacaksın. Elin açıktır ısıracak , ayağın çıplaktır batacak. Buna sevineceksin. Firavunlar kucağında büyüyen çocuk Musaları safına alacaksın. Sen aldığın için dövecekler. Çöllere sürerlerse kanınla ağaç, kutuplara götürürlerse ısınla sebze yetiştireceksin. Yeşilliği sevmeyenler olacak, yakacaklar, yıkacaklar… Bunu sabırla seyredeceksin! Karanlık zindanlara sokarlarsa ışık, paslı vicdanlara rastlarsan ziya, imansız kalpleri görürsen nur vereceksin. Anadan, yârdan, evden, serden geçeceksin. Candan gönülden Kur'an'a sarılacaksın. Sana divâne diyecekler. Aldırmayacaksın! Hizmet için atıldığın yolda önüne set çekerlerse dişlerinle sökeceksin. Dağlara tünel oymak gerekirse iğne ile oyacaksın. UNUTMA! Nerede olursan ol, küfrün ve cehlin ta temelini çürüteceksin.Bir gün Kur'an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen; sen, hemen kemiklerini taş, etini harç, kanını su edeceksin. Etrafında ilimden, irfandan, faziletten, ahlaktan kaleler dikeceksin…Kaleler fedai ister. Nasıl, bizler içinde kalabilecek miyiz?


Bu Yazı 2337 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar