Fişleme Skandalı
..        

31 Mart 2006 günü haber ajanslarının internet sitelerinde,”fişleme skandalı”,” devletin valisini bile fişlediler” ve benzeri başlıkları taşıyan fişleme haberleri yer aldı. Ayrıca, Sabah gazetesi 31 mart tarihli nüshasının birinci sayfasını “jandarma, valiyle hakimi bile fişledi” manşetiyle fişleme haberlerine ayırmıştı.

Doğrusu;şaşırmadık ama hayret ettik. Çükü jandarmanın herkesi fişlediği ülkemizde yeni bir şey değil. Yıllardır bu fişleme meselesi bilinir ve herkes bunu konuşur. Ancak ilginç olan Sabah gazetesinin bu meseleyi manşete taşıma cesaretini göstermesi. Çünkü bu tür konulardaki genel tutum, ”neme lazım” anlayışıyla etliye,sütlüye karışmama, bulaşmama tavrıdır.

Haberin özeti şu:

Diyarbakır'da, vali, vali yardımcıları, hakimler, savcılar ve ilde görev yapan bürokratların jandarma talimatıyla fişlendiğini gösteren belgeler ortaya çıkmış.
Sabah gazetesinin haberine göre;Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Mehmet Çavdaroğlu imzasıyla 6 Ocak 2006'da Bölge Komutanlığına yollanan yazıda eski fişlerin güncellenmesi istendi. Yeni fişler için 15 Marta kadar süre verildi.
Habere göre;jandarma yazısında fişleme yapılırken gizlilik esasına uyulması istendi.”Hiçbir resmi yada özel kuruluşlarla yazışma yapılmayacak. Çizelgeler imzasız ve başlıksız olacak şekilde emniyetli PC'lerde hazırlanacak. Bir diskete kaydedilecek. Bir çıktı alınacak,sonra tüm veriler imha edilecek. Disket kurye ile Komutanlığa gönderilecek.”

Güncellenmesi istenen fişlerin altında, Diyarbakır Jandarma İstihbarat Şube Müdürünün imzası yer aldı. Güncelleme yazısı,Genel Kurmay Başkanlığı'nın 29 Aralık 2005 gün ve (….) sayılı emri ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın,5 Nisan 2001 gün ve (….) sayılı emirlerine dayandırıldı.
Haber ajansları ve Sabah gazetesinde yer alan bilgilere göre;il valisi,vali yardımcıları, ilçe kaymakamları, hakimler,savcılar ile il ve ilçelerde görev yapan bütün yöneticiler, bürokratlar fişlenmiş. Memur,amir herkesin fişlendiği, ülkemizde herkesin bildiği bir konu. Eskiden sadece adli takibata uğrayan fişlenirken,1990'lı yıllardan itibaren devletin mülki idare amirleri ve adliye mensuplarının da il ve ilçe jandarma komutanlıklarınca fişlendiği bilinir. Ancak fişleme skandalı ilk defa bu kadar açıktan telaffuz edildi.

Herkes fişlendiğini biliyor da;bizim merak ettiğimiz cevap aradığımız soru şu:bu fiş bilgilerini kimler nerede, nasıl, niçin kullanacak? Devletin Mer'i mevzuatta yer alan sicil ve disiplin uygulamaları dışında, bilmediğimiz bir değerlendirme mekanizması,yasalarda yer almayan fiili bir uygulama sistemi mi var? Bir de Devletin valisini,hakimini,savcısını ve bürokratını fişleyen devletin görevlilerini kim fişleyecek? Vali veya savcı da kendini fişleyeni fişliyor mu?
Memleketimizdeki bu fişleme uygulamaları maalesef yıllardır kanayan bir yara, milli bir felaket, bir kangren..! Neden mi?
Çünkü;
1-)Memur,amir psikolojik baskı altında. Her an ”irticacı,anti sosyal, çağdaş değil, Atatürkçü değil…vb” subjektif bir takım damgaları yeme tehdidi altında ve bu fişlemenin başına neler açacağını,hangi mağduriyetlerine mesnet yapılacağını bilemiyor. Memur manevi baskı ve korku havası içersinde yaşıyor.
2-)Fişlenme psikolojisi içerisindeki memur,amir kendisini psikolojik baskı altında hissediyor,kişilik ve kimlik bunalımları yaşıyor. Karakter erozyonuna uğruyor. Riyakarlığa alışıyor. Göstermelik davranışlar içerisine giriyor. Doğru bildiğini değil,çevreye yaranılabileceğini düşündüğü tarzı yaşıyor.
Mesela 28 Şubat sürecinde pek çok bürokratın eşinin örtülü başını açtırdığına,pek çok erkek idarecinin bıyıklarını kestiğine,pek çok bürokratın göstermelik olarak alkol kullanmaya başladığına,pek çok memur,amirin Cuma namazlarını bile terk ettiğine,pek çok insanın “Allah” kelimesini bile telaffuz etmekten çekinir hale geldiğine şahit olduk.
Devletin tepesindeki en üst yöneticiler bile,devletin memurunu pervasızca tehdit ettiler. Memurlar aylarca,yıllarca işten atılma,mağdur edilme,terfi ettirilmeme baskı ve tehdidi altında yaşamak zorunda bırakıldı.
3-)Yasal uygulamalar dışında,yaratılan fiili durumlar Hukuk Devletini yıpratan en önemli unsurlardır. Hukuk devletinde mer'i kanunlara göre yönetim esastır. Hukuk kuralları açık,net ve kesindir. Kanunlar herkes için kullanılır. Herkes de kanunlara bağlı ve saygılıdır. Kanun hakimiyeti esastır. Suç da,ceza da açık ve net olur. Her suç veya fiilin karşılığı kanunda bellidir. Kişi,kanunda öngörülmeyen bir yaptırıma maruz bırakılamaz.İnsanlar yarınlarından emin yaşarlar. Yaptığı bir şeyin karşılığında hangi yaptırıma uğrayacağını bilir. Hukuk devletinde ,kuvvet kanunda olur. Güçlü olan haklı değil,haklı olan güçlüdür.

Şimdi merak ediyoruz:Devletin Personel Kanunları var. Disiplin ve sicil yönetmelikleri var. Personelin değerlendirilmesi,taltif ve tecziye edilmesi,terfi veya tenzil ettirilmesi ile ilgili her türlü ayrıntı mer'i mevzuatta düzenlenmiş…Yazılı ve bilinen hukuk kurallarının arasında “memurun, amirin jandarma tarafından fişlenmesi ve Genel Kurmay tarafından takip edilmesi” yok.

Fişlendiğini bilen,ancak bu fişlerin nerede,kimler tarafından,niçin ve nasıl kullanılacağını bilmeyen bir memur kendini nasıl rahat ,huzurlu ve güvende hissedebilir?Başına neler geleceğinden emin olmayan bir memur ne kadar verimli,ne kadar üretken;ve bir insan ve bir aile reisi olarak ne kadar mutlu ve huzurlu olabilir?

4-) “Nemelazımcılık istibdadın yadigarıdır” der Büyük Mütefekkir.

Psikolojik baskı,belirsizlik,güvensizlik,her zaman mağdur edilebileceği psikolojisi,korku havası memuru ilgisiz,duyarsız,verimsiz ve gayretsiz kılacaktır. Kendini mutlu,huzurlu ve güvende hissetmeyen memur işine motive olamayacaktır. Temel motivasyon kaynakları olan ilgi,merak,şevk,dikkat vb. olumlu duygular köreleceği için personel motive olmayacak,etkinlik ve verimlilik azalacaktır.
Ayrıca,memurda aman başımıza bir şey gelmesin,aman bana bulaşmasınlar,aman mağdur olmayayım…kaygısıyla risk almama,yeniklere kapalı ve değişime uzak durma,etliye-sütlüye bulaşmama,günü kurtarıp,vaziyeti idare edip sıkıntıya düşmeme anlayışı hakim olmaktadır.

Sonuç: “Hantal bürokrasi” yakınmaları, ülkenin Başbakanı bile sızlanıyor. Bürokrat değişime kapalı, bürokrat hızımıza ayak uyduramıyor, bürokrat şöyle, bürokrat böyle,günah keçisi bürokratlar… Ne demişler:”Rüzgar eken,fırtına biçer.” Efendiler,bürokratı da sizler hantallaştırdınız. Memur,amir sizin yerli yersiz baskılarınız neticesinde “nemelazımcı” oldu.

Unutmayalım:”Adalet ve hukuk herkese lazım” imiş.


Bu Yazı 2353 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar