Fotoğraflar Üzerine
..        

            Eski fotoğraflar eskinin de fotoğrafıdır. Çocukluğumu bana hatırlatan fotoğraf eski fotoğraftır aslında. Ben mi eskidim, yoksa fotoğraflar mı? bunun cevabını hala bulamıyorum. Fotoğraflar ne kadar gerçeği yansıtıyor. Neden ki fotoğraf çektirince gülmeye çalışırız? Somurtkan yüzleri sevmiyor mu objektifler?
En güzel anlarımızı fotoğrafa almayı ve arada bir albümlerden çıkarıp bakmayı toplumsal olarak ne kadar da benimsemişiz. Belki 'makina' yokken insanlar da bu kadar iki yüzlü değildi. Kimbilir, modernite insanları iki yüzlü yaptı belki de. En güzel elbiselerimizi giyip objektiflere poz veren biz değiliz sanki. Neden ki iç dünyamız ne kadar somurtkan da olsa dışımızdan sevecen bir görüntü oluşturmaya çalışırız. Hep objektiflerin hatırınadır bu. Eş dost arasında değişmeyen siluetimiz birden değişir objektiflere. Cansız objektifler canlı insanları şekilden şekile kor. Bu ne tuhaf bir dünya! Maalesef, objektifler, objektif bir dünyayı yakalayamıyorlar.
Arada bir 'ah' çektiğimiz fotoğraflar var ya. Ne yaptıysa bize onlar yaptı. Moral falan bırakmadı. Ümitsizleştirdi bizi. Yeisi çağırdı yanı başımıza. Eski fotoğraflar bizim yarınımız. Yarınımızı görmek için fotoğrafların içine iyi bakmak gerekir. Ancak bu sırrı çözenler görür yarınını…
            Fotoğraflardaki yüz bizim yüzümüz değil. O bizim maskemiz. Objektifi görünce onu takıyoruz yüzümüze.
Eskiyi anmak için fotoğraflara akın etmek gibi bir tavır da yavaş yavaş kayboluyor aslında. Şimdilerde insanlar geçmişi anmak istemiyor. Eskiyi anmak ölümü çağrıştırıyor sanki. Ölümü anmak da insanların işine gelmiyor zaten. Ölüme hazırlanmak yerine ölümden kaçmaya çalışıyor insanlar. Bir ihtiyar görseler bunak, orta yaşlıya moruk tiplemesiyle bakıyorlar. Genç olmak hâlâ moda.
TV fotoğraflarımızı yaktı. Eskiyi de yeniyi de. Hepsini. O şimdi kendi arşivindekilerini sunuyor bize. Hayır, resmen dayatıyor! Biz de paşa paşa kabul buyuruyoruz zaten. Ekranların müsaade ettiği oranda gündem belirliyoruz. Kendimizi de ekrana endekslemişiz. TV kanalları bizi, bizden olmayanlara entegre etme sevdasındalar. Gündemin fotoğrafları içerisinde gözükmüyoruz bile. Farkındayız. Ama farkında olmak de farketmiyor artık.
            Fotoğraf nostalji olmaktan çıktı. (Bu da kötü haber) fotomontaj hastalığı bu âlemi iflah etmiyor. İnsanlar kendi kendilerini bu kadar kolay nasıl aldatabiliyorlar iftira atıyorlar. Söyler misiniz; fotoğraflar bir gün yalan söyleyecek deselerdi kim inanırdı? Göz göre göre yalan söyletiyorlar fotoğraflara.
Fotoğraflar hayatımızın perakende bir sergisi gibidir. Ömrümüzün panayırı adeta. Hayatını filme alacak kadar değerli kılmayanlar ne diye sahte filmlere malzeme olma sevdasındalar. Oysa ki ilahi objektiflere iyi görünmektir aslolan.
             Eğer gerçek değeriyle çektirseydim fotoğraflarımı şimdilerde sahte bir evrak gibi sırıtmazdı albümün yapraklarında. Oysa bana dair bir şeyler hatırlatıyor güya. En iyi maskemle çektirdiğim fotoğraflarımı daha çok seviyorum sanki. Bunun için benden fotoğraf isteyen anacığıma fotoğraf gönderemiyorum. Her poz'a bir haşiye düşmek zor değil oysa.
             Gazeteler fotoğraf çöplükleri. Hep maskeli, hep riya, kibir, serserilik, fuhuş, hırsızlık fotoğrafları ve bunları muhtelif yerlede açıklayıcı şerhler ve kusmuklar ilaveleri. Ne demek istediğim alenî değil mi?
Gerçek fotoğraflar yalnız beyinimin albümünde mi yer edecek? Ama teknoloji de yenilecek buna. Bu gerçek! Ne son model dijital fotoğraf makineleri, film şeritleri, bilgisayar CD'leri, internet siteleri buna alterantif ne de duymadığım diğer teknikler.
Bana tarihin montajsız fotoğraflarını getirebilir misiniz?
               Kahramanları hainlerden ayıran fotoğrafları. Maskeleri indirin de yüzleri kendi haline bırakın! Yalın haline. O zaman gerçek fotoğraflar elde edebilirsiniz belki. Gerçek ve yanmayan fotoğraflar… Yalnız metafizik filmler yanmaz. Bunu, bilenler iyi bilir. Bilmek için de alim olmaya gerek yok zaten. Kâinat kitabını okumak yeter. Unutma önce kendini iyi okursan sonra sırasıyla her şeyi okuyabilirsin.
             Eski ve iyi zamanları sembolize eden fotoğraflar sergilerde ziyaretçi bekleyedursun ben odama yakın geçmişin fotoğraflarını asıyorum. Bir duvara Halepçe. Bir duvara Bosna. Hemen yanına Bağdat. “Tamam” diyorum “objektifin yakaladığı bu resimler gerçek.” Maske yok hiç bir yerinde.
İşte bu fotoğraflar dilsiz alimleridir odamın. Nasihatla avuturlar gerçeğin ağıtını. Biz bizeyken eskinin fotoğrafını güncelleştirmeyi öneriyorum. Belki de kendimizi böyle bulabiliriz.


Bu Yazı 2456 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar