GEÇMİŞ BAYRAMLAR ÜZERİNE...
..        
Ne karlar buzlar ülkesinde bir yalnızlık bu, ne de uçsuz çöllerde bir kum tanesi. Geçmiş bayramların buruk tadı hangi yüreğin içinde yer etmez ki. Geçmiş bayramların o müstesna havası neden ki hayalden öteye gitmiyor hâlâ.
Nedendir, bilinmez ama herkesin içinde bir “eski bayram” özlemi yatar durur. Hele akranlar bir araya geldi mi; hele de muhabbetin konusu bayramsa 'nerde o eski bayramlar' sözünü işitmemek mümkün mü?
Eski bayramlardaki o vazgeçilmez sır nerden gelmekteydi. Neden özlemlerimizi ilmek ilmek örüp bayramlarda gün yüzüne çıkarırız boyna. Sanki bayram gelmese eskilerimize ait hiçbir anı da gelmeyecek. Eskilerden de söz etmeyeceğiz bir ömür. Belki de, sözü edilen eski bayramlar bizim gençliğimizin ansızın elimizden kayıp gitmesi, sahip olamamamız ömrümüzün en kıymetli yıllarına.
İhtiyarlığın gelmeyeceğini sanıp da biteviye harcadığımız gençliğimize yanmadır o 'nerde o eski bayramlar' teranesi. Şimdilerde eski anılarda kalan karşılıksız yardım ve iyilikler de bir nostaljinin kapısın aralar durur daim.
Komşusu aç iken tok uyu(ya)mamaya iman etmiş bir hayat felsefesinin zirvesi yaşanmıyordu o zamanlar. Teknoloji yenilmişti insanlığa. Para hırsı bu kadar hayatî değildi. 'Önce insan', derdi büyüklerimiz. Şimdilerde insanların bir bir vazgeçtikleri kutsalları eski zamanlarda uğruna hayatlar feda edilen değerlerdi.
Kutsalları değişen, kutsallıklarını yitiren bir ortaçağ gençliğinin bayramını gördükçe 'nerde o eski bayramlar' diyor ortayaş üstü insanlar. Ve ekliyorlar söze 'şöyle yapardık, böyle yapardık' diye. Aslında söylenen salt bayram anıları değil, vurgulanmak istenen bir neslin değişimi; geleneklerin, örf ve adetlerin nasıl da evrim geçirdiğidir. Geçmişini bilmeden yaşayıp geleceğini ipotek altına alan insanlar nasıl da sırtlanlar gibi sırıtmaktalar. Gündelik hayatların ötesinde bir kaygı taşımayanlardan hiç 'nerde o eski bayramlar' teranesini işitebilir miyiz acaba?
Bayram, bir bakıma geçmişi anma, geçmişi bu gününe buyur etme değil mi? Bunun içindir ki arife günü, bayram sabahı, bayram boyunca… Ziyaret ederiz kabristanları. Kabristanları ziyaret etmek sıradan bir “kabir ziyareti” mi? Yoksa, ömrümüzün muhasebesini yapmaya vesile kıldığımız iki müstesna an mı? Yılda iki defa bilânçomuzu hazırlama fırsatını bayramlar vermiyor mu bizlere? Kitle kitle, akın akın kabristanları ziyaret başka hangi zamanlarda bu kadar duygu dolu ve içten?
Bayram namazı ile toplandığımız mahşeri bir atmosferde fakir-zengin ayırımı olmaksızın, yılda bir defa namaz kılan-günde beş vakit namaz kılan ayrımı olmaksızın saf saf duruğumuz namaz. Mahşere bir ön hazırlık mı? Namazdan sonra tanıdıklarımızla/ tanımadıklarımızla hemen oracıkta bayramlaşmamız, üstümüzde en güzel elbiselerimizle, içi dışı olabildiğince temiz insanlar. Bayramlaşmadan sonra dağılacaklar yeryüzüne, kendi evlerine, kabristanlara... Ellerinden tutula tutula bayram namazına getirilen o günahsız çocuklar kim bilir ruhlarına hangi müstesna duygular takarak ayrılmaktalar.
Geçmişi ve geleceği aynı potada eritebilenler; gençliğini nimet bilip, ihtiyarlığını da külfet görmeyenlerdir. Gençliğin ve ihtiyarlığın panayırı olmaya devam eden bayramlar olmasaydı kim bilir insanlar ne kadar da yoz yaşarlardı. Bu yoz yaşantıları bayram isimlerinin evriminde de kendini belli etmiyor mu? Ramazan bayramını, “şeker bayramına” evrimleştirenler; Kurban bayramını “et bayramına” özdeşleştirmiyor mu? Bayramın hikmetini bir ömür anlayamayacak olan acuzeler, bayramın nasıl yaşanacağını ekranlardan anlatmıyorlar mı?
Allah'ın emrini te'vile yeltenerek haddini aşan insanların gevezeliklerini de; kurban kesmenin gerekliliği/gereksizliği üzerine yorum yapan aklı kıt insanları da esefle izlemiyor muyuz TV'lerde. En sevdiğimizi O'na kurban etmenin sembolik bir göstergesi olan kurban bayramının içini boşaltıp ruhsuz bir ayine dönüştüren insanların da hevesleri kursaklarında kalacak.
İşte tüm bu kompozisyonun orta yerinde ihtiyarlarımızın dudaklarında kırık bir ezgi: “Bayramsa, bayramınız mübarek ola…”

Bu Yazı 3297 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar