Geceyi Unutmayan Gönüller Trenciler
..        

Bizler, tatlı uykumuzda ağrıyan yanımızı dinlendirmek için diğer yanımıza dönerken, karanlığı yırtarcasına akislerle göğe yayılan bir ses duyulur uzaktan…

Bu ses, kara trenin sesidir.
Biraz sonra geceyi engin ve dingin bir ses-sizlik kaplar... Biz yeniden uykuya dalarız... Biz uykuya dalarız ya, bakın neler olur, uzaklarda bir yerlerde…
Onlar, kim bilir hangi dağ başında ya da hangi istasyondadır? Kim bilir?
Katarlarında hangi özlem, hangi hasret, hangi yük vardır, bilemezsiniz.
Hangi istasyonda hasretleri dindirmişler-dir, hangi istasyonda yeni başlangıçları, hüzünleri alevlendirmişlerdir, bilemezsiniz.
Canhıraş istim sesleri hangi şehrin göklerini sarmıştır, hangi mendiller gözyaşı ile nemlenmiştir onu da bilemezsiniz…

Hangi garda, hangi yöne gidecek trenin kaçıncı perondan hareket edeceği anonsu duyurulmuştur, kim bilir…
Uykulu gözleri kızarmış gişecilerin sattığı;
kondüktörlerin deldiği kaçıncı bilettir, kim bilir…
Hangi teyze ya da amca sırtladığı yorgan balyasını vagon kapısından içeri sokmaya çabalıyordur, kim bilir?
Bekleme salonunda, rötar yapan trenin saatini bekleyen yaşlı çift, kalorifer borusuna başını dayayıp uyumuştur, kim bilir..

İstasyona yeni giren trenin durmasını bile beklemeden hangi poğaça satıcısı baba, “Taze. tazeee” diye bağırmıştır… Kim bilir?
Hangi ana, okumaya giden oğluna nasihatler etmektedir, yürüyen tren penceresinden; “Yavrum, varınca aramayı unutma..” diye kim bilir?
Hangi çocuk, yan koltuktaki bebeğin annesinden su istemiştir, kim bilir…
Yaşlı bir amca, önceki istasyonda aldığı taze simitleri vagondaki çocuklarla paylaşmıştır, kim bilir…
Hangi çocuk, annesinin kulağına eğilerek ''Daha tünele gelmedik mi?'' diye sormuştur, kim bilir…
Bir önceki istasyonda binen iki delikanlı, kaçıncı kez bütün vagonları dolaşmış, hâlâ oturacak ''güzel! '' bir yer bulamamıştır, kim bilir..
Bir yılan gibi kıvrılarak, tepeleri karlı dağları dolanan trenin penceresinden başını dışarı uzatan hırpani kılıklı adam, geçen yıl trafik kazasında kaybettiği eşini ve bebeğini düşünerek iç çekmiştir, kim bilir...
Sağ ikinci koltuğun solunda oturan adam, her uyuyuşunda yanındaki adamın omzuna düşmüş; adama rahat ettirmemiştir, kim bilir...
Kompartımandakilerin nevaleleri ile oluşturulan sofrada; domates, peynir ve biraz da siyah zeytin yenmiştir,''Ah bir de sıcacık, bir bardak demlice çay olaydı '' diye hayıflanmışlardır, kim bilir.
Biraz önce, Toroslar'ı tırmanırken yırtınan tren Konya'ya doğru devrilince rahat bir nefes almıştır, kim bilir .....

Bir sonsuzluğu anımsatan bozkırın ortasında , güneş alevden top gibi kavururken , ortalığı kaplayan simsiyah dumanlar bukleler şeklinde göğe savrulmuştur, kim bilir..
Tren güzergâhının iki yanında sığır otlatan Anadolu'nun yanık yürekli ve yanık türküler söyleyen kara yağız delikanlıları, belki de bir daha hiç göremeyeceği; trenin penceresinden dışarı bakan insanlara el sallamıştır, kim bilir...
Beklediği misafirini karşılamak üzere torunu ile gara gelen dede, sıkıntılarını hafifletmek için torununa çekirdek, kendisine gazete almıştır; ikinci kattaki kafeteryaya vakit geçirmek için çıkmışlardır, kim bilir... İki çocuğunu dizinde uyutmaya çabalayan anne de, uykudan ağırlaşan gözlerini ovalamış; bunaldığı için arada dolaşan sarı saçlı çocuğa ”Pencereyi hafif açar mısın?” demiştir, kim bilir...

Pop star özentisi genç kız, ağzına doladığı şarkının nakaratını bitirmiş; yolculuk boyunca baş edemediği sivilcesini patlatmıştır, kim bilir...
İnat edercesine elindeki kitabı okumaya çabalayan kalın gözlüklü adam, kitabını bitirmiş sol eli ile gözlüğünü çıkarmış sağ eliyle de gözle-rini ovalamıştır, kim bilir. Elindeki mizah dergisini okudukça gülen yırtık dizli pantolonun sahibi genç, belki çevresindekileri rahatsız etmemek için iki vagonun arasındaki boşluğa gitmiştir,(ya da alçak sesle gülmüştür) kim bilir.

Bundan sonraki istasyonun üç saat sonra olduğunu öğrenen orta yaşlı adam, yiyecek bir şeyler almak için indiği trene hareket ederken zor yetişmiş merdivenlere asılarak tutunmuştur, kim bilir...
Bizler, varsın sıcak yatağımızda uyuya duralım, varsın rahat edelim. Bizim dikkatimizi çek-sin veya çekmesin, kara tren yoluna devam ediyordur. Veee. Yukarıdakilerin her biri bir yerlerde yaşanıyor… Hiç olmazsa: BUNU BARİ BİLELİM.


Bu Yazı 1799 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar