Global Ekonomik Krizin Neresindeyiz?
..        

Dünya ekonomileri 2008 yılından itibaren büyük bir ekonomik buhrandan geçiyor. 2008 yılı ekonomik krizin dip yaptığı ve bütün dünya ülkelerinin krizden muazzam şekilde etkilendiği bir yıl olarak tarihe geçecektir. 1929 krizinden bu yana dünya ekonomileri ikinci en şiddetli ekonomik buhranı yaşıyor. Açıklanan verilerden küresel krizin 2009 yılının ilk çeyreğinde ekonomiler üzerindeki tahribatının devam ettiği anlaşılıyor. 2009 yılı birinci çeyrek büyüme rakamlarına göre dünyanın en büyük ekonomisi unvanına sahip ABD'nin % 6,7 oranında daraldığı bildirildi. AB'de ortak para kullanan 16 ülkenin dahil olduğu Euro Bölgesinin yılın ilk çeyreğinde % 4,6 ile rekor oranda küçüldüğü ifade edildi. Eurostat'ın verilerine göre 2008'in aynı dönemine göre ilk çeyrekte 27 üyeli AB ekonomisindeki küçülme oranı da yüzde 4,4'ü buldu. İlk çeyrekte AB içinde en sert küçülen ülkeler % 18,6'yla Letonya, % 15,6'yla Estonya ve % 10,9'la Litvanya gibi küresel krizden en olumsuz etkilenen Doğu Avrupa'dan çıkarken, Kıbrıs Rum kesimi % 1,6'yla da olsa büyümeyi başaran tek AB üyesi oldu. Yılın ilk çeyreğinde AB'nin büyük ekonomilerinden Almanya yüzde 6,9, İtalya yüzde 5,9, İngiltere yüzde 4,1, Fransa yüzde 3,2 ve İspanya yüzde 2,9 küçüldü. Rusya ekonomisinde % 9.5 oranında daralma gerçekleşti. Türkiye ekonomisinde 2009 1. Çeyrek büyüme verileri henüz açıklanmasa da beklentiler çift haneli rakamların görüleceği yönünde. Türkiye'de 2009 yılı genelinde en az % 5,1 oranında küçülme bekleniyor. Euro Bölgesinde Mart ayında sanayi üretimi verilerinin geçen yılın aynı dönemine göre % 20,2 oranında gerilemesi daralmanın derin bir şekilde devam ettiğini gösteriyor.
Esasında Türkiye gerek siyasi istikrar gerekse kriz tecrübeleri neticesinde 2001 yılından sonra ekonomide temeli atılan yapısal reformların sonucunda 2001'de yaşanılan bir bankacılık ve döviz krizine benzer bir krizle karşı karşıya kalmadı. Merkez Bankası 80 milyar $ döviz rezervlerine sahip olması krize karşı önemli bir silah oldu. Küresel krizin başından bu yana sanayi üretimindeki düşüş Mart ayında % 20,9 oranında devam ederek, bir önceki aya göre üretimin yükselmesi bir nebze olsun umut verdi. Yine kapasite kullanım oranlarının Nisan ayında bir önceki yıla göre % 14,9 oranında azalması ancak son beş ayın en yüksek seviyesine çıkması moral kaynağı oldu. 2008 şubat ayında yüzde 11.6 olan işsizlik oranı bu yılın aynı ayında yüzde 16.1'e yükselmesi işgücü piyasasını derinden etkilediğini gösteriyor. Bu oran aynı zamanda şimdiye kadar açıklanan en yüksek oran olarak tarihe geçerek işsizliğin dip yaptığı sonucunu çıkarabiliriz.
Her şeyden önce ne kadar iyimser olursak olalım 2009 yılının ülkemiz ve dünya için kayıp yıl bir olacağı kesin olarak anlaşılıyor. Dünya'da yaşanan krizlerin dip ve çıkış yaptığı noktalarını incelediğimiz zaman 2-3 yıllık zaman diliminden itibaren ekonomilerin toparlanmaya başladığı görülüyor. Krizin ilk olarak ABD'de 2007'de mortgage sorunuyla başlaması, 2008 ve 2009' da dip yapması, krizin ilelebet sürmeyeceğini, toparlanmanın 2010'dan itibaren başlayacağını gösteriyor. Dipten çıkışla ilgili bize ışık tutacak önemli göstergelerden biri beklentiler ve kredilerle ilgili veriler. Reel kesim güven endeksi 2008-Aralık ayında tarihsel olarak en düşük düzeyinde iken Aralıktan itibaren güven endeksindeki yükselme ve son 1 aydır toplam kredi miktarındaki azalmanın durması ekonomik aktivitelerde bir hareketlenmenin başladığını gösteriyor.
Ancak asıl belirleyici olan dışarıdaki koşulların ne yönde gelişeceği. Özellikle dünya GSYH büyük bir kısmına sahip olan ABD ekonomisinin izleyeceği yol çok önemli görülüyor. Türkiye'deki büyüme hızının bundan sonraki asıl belirleyicileri ihracat ve Türkiye'ye gelecek dış kaynak miktarı olacak. Öte yandan MB'nca faiz oranlarının tek haneli rakamlara düşürülmesi reel sektörü kısa ve uzun vadede rahatlatacak önemli adımlardan sayılabilir. Zira son 6 yıldır dünyanın en yüksek faiz oranlarının olduğu ülkelerden birisi kuşkusuz Türkiye idi. Artık faiz oranları tek haneli rakamlara inerek oldukça gerilemiş olması, Türkiye ekonomisinin uzun vadedeki en önemli sorunu olan faiz belasından kurtulmasına da vesile olacaktır.


Bu Yazı 2563 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar