Global Kriz Nereye Gidiyor?
..        
2007Ağustos ayında Amerika'da mortgage kriziyle başlayan küresel kriz, bütün şiddetiyle dünya ülkelerini kasıp kavuruyor. Krizin 2009 yılında reel sektörü de etkisi altına alarak daha da derinleşmesi bekleniyor. IMF tarafından İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez gelecek yıl tüm gelişmiş ülkelerin ekonomilerinin küçüleceği açıklandı. Geçtiğimiz aylarda Amerika'da tarihi 150 yıllık geçmişe dayanan dünyanın en büyük bankalarının iflas etmesi ve onlarca büyük banka ve şirketin batışı krizin faturasını trilyon dolarlara çıkardı. Ayrıca global krizin dünyanın kişi başına düşen gelir açısından en zengin ülkesi olan İzlanda'yı iflasa sürüklemesi, ne denli zor bir süreçten geçtiğimizi gösteriyor. Amerika'da 850 milyar dolarlık, Avrupa'da yüzlerce milyar dolarlık kurtarma paketi ile arda arda gelen faiz indirimleri piyasaların ateşini söndürmeye yetmedi. Amerika yeni başkan olarak değişim yanlısı Barack Obama'yı seçmesine rağmen, yaşanan belirsizlik hala devam etmekte, piyasalar yön bulmakta oldukça zorlanmaktadırlar.
Dünyanın üçüncü büyük altın ve döviz rezervlerine sahip Rusya dahi krizden ciddi şekilde etkilenmesi sebebiyle borsasını defalarca kapatarak krize karşı önlem almaya çalışıyor. Öte yandan Asya'nın yükselen yıldızı Güney Kore'de krizi en az hasarla atlatmak için 139 milyar dolarlık kurtarma paketlerine sarıldı. Son olarak da Çin hükümeti, iç talebi canlandırmaya yönelik 586 milyar dolarlık (4 trilyon yuan) teşvik paketini hayata geçiriyor.
Günümüzde küreselleşen dünyada, 1929'da yaşanan büyük buhranı bile geride bırakacak bir ekonomik kriz yaşanmakta olup, dengelerin oturmasıyla yeni bir dünya düzeni oluşacaktır. Kapitalizmin tartışıldığı şu günlerde dünya ekonomisinin işleyiş kurallarının yeni baştan yazılması gündemde. Gelişmiş ülkelerin liderleri, mevcut elbisenin artık gelişen ticari ve finansal işlemlere dar geldiğini görüyorlar ve II. Dünya Savaşı'nın ardından ABD öncülüğünde ve doların hakimiyetine dayalı Bretton Woods ekonomik sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini tartışıyorlar. Siyasi açıdan küresel krizin, Amerika'nın dünyadaki imparatorluğuna son vererek çok kutuplu bir dünya düzeni oluşturması bekleniyor.
Global kriz, Türkiye ekonomisinde bankacılık sisteminden ziyade reel sektör açısından da tehlike işaretleri veriyor. 32 aydır kesintisiz bir şekilde artan ihracatımızın ilk defa bu dönemde gerilemesi Türkiye'de krizin etkilerini göstermesi açısından çok önemli bir ölçü olarak görülüyor. Zira 2008- Ekim ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre % 1.87 düşerek, 9.5 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Küresel mali krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki tahribatı sanayi üretimi göstergelerine de yansımış olup, azalan sanayi üretimi ekonomik daralma konusunda ciddi sinyaller veriyor. Beklenenin çok altında gelen sanayi üretimi, ekonomik büyümenin ciddi oranda gerilediğini işaret ediyor. Zira sanayi üretimi Ağustos ayındaki % 4.1'lik düşüşün ardından Eylül ayında da % 5.5 ile son altı yılın en yüksek oranlı düşüşünü gösterdi. Özellikle imalat sanayiindeki üretim düşüşünün % 6.4'e ulaşması dikkat çekiyor. Bunun aylık bazda 2001 yılından bu yana kaydedilen en yüksek oranlı üretim düşüşü olduğu ifade ediliyor. Özel sektör yatırımları ve hane harcamaları da ciddi şekilde azalmış durumda.
Öte yandan Ekim ayında kapasite kullanım oranı 6.4 puan düşüşle % 76.7'ye inerek, ciddi oranda gerilemiş bulunuyor. 2008 büyümesinin hedeflenenden oldukça düşük çıkacağı belirtilirken, 2009 yılı için de % 1,5 civarında büyümenin olacağı tahmin ediliyor.
Tüm dünyayı tehdit eden şu kriz ortamında Hükümetimiz ne yapıyor. Girdi maliyetlerini birebir etkileyen doğalgaz ve elektrik fiyatlarına yıl başından bu yana % 70'in üzerinde zam yaparak kendi ayağına kurşun sıkıyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkeler krizden kurtulmak için faiz indirimi silahını kullanırken T.C MB da, dünyadaki en yüksek faiz oranını koruyarak krizden kendini muhafaza etmeye çalışıyor. Amerika kurtarma paketlerini bir günde hayata geçirirken bizim hükümetimiz yapılacak düzenlemeleri Başbakanlıkta ve Mecliste aylardır bekletiyor.
Krize karşı yapılması gerekenlerin başında, vergilere ve kamu harcamalarına yönelik yeni politikalar benimsenerek ekonominin canlandırılması, faiz oranlarının da, mümkün olduğunca dünya ülkeleriyle eş zamanlı olarak düşülmesi ve işgücü piyasası olmak üzere diğer yapısal reformlar için bir an önce harekete geçilme gerekiyor. Yeni bir dünya düzeninin kurulacağı önümüzdeki zaman içinde uygulanacak akılcı politikalarla küresel güçler dengesi içinde kendimize yer açabilmeliyiz. Türkiye bu açıdan tarihi bir fırsatın eşiğinde bocalamaktan kurtulmalıdır. Yapılacak reformlarla gerek siyasi gerekse ekonomik açıdan bırakın bölgesel bir güç olmayı, küresel bir güç iddiasında bulunabilmeliyiz.

Bu Yazı 2683 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar