Gönül Gözü Körlüğü ve Deccaliyet
..        
Daha önceki yazımızda deccaliyetin a’ver- liğinden söz ettik ve bu konuda yorumlamalar- da bulunduk. Deccal ve deccaliyetle ilgili ola- rak a'ver (şaşı, kör, tek gözlü) kelimeleri üzerin de durduk.
1. Abdullah b. Revaha Hangi Körlükten Söz Eder?
Hemen hatırlatalım ki; Asr-ı Saadette “manevi körlükten söz eden” bir başka kelime daha vardır ve Kur'an-ı Hakim bu kelime ile yirmi beş kadar ayette açıkça “manevi körlükten” söz eder. Ayetlerden bazılarını burada söz konusu etmek istiyoruz. Ama daha önce o günün şairlerinden olan Abdullah b. Revaha'nın Rasulullah'ı öven şiirindeki sözlerine bakalım:
“Etânâ Rasulullâhi yetlû kitâbehû,
İnşakka ma'rûfun mine'l-fecri sâtı'u.
Erâne'l-hüdâ ba'de'l-'amâ, fe kulûbuna;
Bihî mûkinâtun en mâ kâle vâkı'u.”
“Allah'ın Resulü Kitabını okuyarak bize geldi.
Tanyeri ağarıp fecr-i sadık yükseldiğinde,
O bize körlükten sonra hidayeti gösterdi;
Gönüllerimiz inandı, dediklerinin gerçekliği- ne.”
Şair Rasulullah'ı öven kasidesinde şöyle diyordu:
“Erâne'l-hüdâ ba'de'l-'amâ = o bize körlükten sonra hidayeti (doğru yolu) gösterdi.”
Burada o körlük anlamında “'amâ” mastarını kullanmaktaydı. Dilimizdeki “âmâ /kör” kelimesi de buradan gelir. Ama şairin söz ettiği körlük “manevidir” ve hidayet körlüğü- dür. Rasulullah, Kitabını okuyarak Medine'ye gelmiş ve orada putperest körlerin, gönül gözlerini ve basar-ı basiretlerini açmıştır. Şu halde Asr-ı Saadette fiziki körlüğü anlatan “'amy” aynı zamanda “manevi körlüğü” de anlatmaktaydı. Deccaliyet hakkında kullanılan “el- a'ver” de böyledir; hem maddi, hem de manevi körlüğü anlatır.
2. Ayetlerde Söz Edilen Gönül Körlüğü
Ayetlerde de Abdullah b. Revaha'nın şiirindeki türden örneklere rastlanır. Enam suresi 104. ayetinde şöyle buyrulur:
“(Gerçekleri kavramanız için) Rabbiniz tarafından size kalp gözleri (basâir) verilmiştir. Artık kim (hakkı) görürse kendi lehine, kim de (gerçeğe) kör olursa kendi aleyhinedir.”
Bu ayete göre gerçekleri gören, aslında “basiret” denilen “kalp gözü”dür. Kalp gözü kör olanlar veya sonradan körleşenler “körler, sağırlar ve dilsizler (summun bükmün 'umyun)” olarak anılırlar. Çünkü gözün basarı/görmesi ne ise, kalbin basireti odur ve ona da “kalp gözü” denir. Bu özellik, “fetanet ve feraset” kelimeleriyle de anlatılır. Tam idrak ve yakinî bilgi de basiret olarak değerlendirilir. Şu halde basiret; beyyine, delil, hüccet, burhan, şahit, iman ve hidayet sebeplerinin de adıdır.
Ayet-i kerime kalp gözleri kör, basiretleri körleşmiş olanları, gönül gözünü gerçeklere yumanları “ve men 'amiye fe 'aleyhâ = kim de (gerçeğe) kör olursa kendi aleyhinedir.” diye anlatmıştır. Gerçeklere götüren delilleri görmeyenler Maide suresinin bir ayetinde de şöyle anılırlar:
“Fe'amû ve sammû = böylece onlar manen kör ve sağır oldular.”
Hac suresi 46. ayeti ise onlardan şöyle söz eder:
“Fe innehâ lâ te'ma'l-ebsâru ve lâkin ta'me'l-kulûbu'l-letî fi's-sudûr = Gerçek şu ki, gözler körelmez, ama sinelerdeki kalpler körelir.”
Burada kör olmak ve körelmek; hem cismani gözü, hem kalp basireti körlüğünü anlatır. Göz görürken bir sebeple kör olduğu gibi; küfür, inkâr, nifak ve irtidat da kalp gözlerini kör edebilir. Demek fiziksel körlük gibi, manevi körlük de bir gerçektir.
Deccaliyet de dünyevilik, küfrîlik, inkâr, ilhad ve irtidat yolu olduğu için; manevi bir körlük ('umy) ve a'verliktir. O sağır ve kör bir fitnedir: Hem kördür, hem de o yola girenleri körleştirir ve dalalete götürür. Bu tür körler “ 'amûn” ve “ 'amîn” diye de anılırlar.
Yüce Allah hidayet ve küfürdekileri mukayese ederken de şöyle buyurur:
“Hel yestevi'l-a'mâ ve'l-basîru = De ki, görmeyenle gören bir olur mu?”
Burada geçen âmâlar ve körler Kureyş müşrikleridir. Hud suresi 24. ayeti de müminleri ve mümin olmayanları şöyle anlatır:
“Meselü'l-ferîkayni ke'l-a'mâ, ve'l-esammi ve's-semî'ı, hel yesteviyâni meselâ = Bu iki zümrenin durumu kör ve sağır ile gören ve işitenin durumu gibidir.”
Kur'an-ı Kerim'de müminlerle inkârcıları “görenler” ve “görmeyenler” olarak anlatan sekiz ayet daha vardır. Bunlarda da körlük mecazi ve manevidir. Kur'an-ı Kerim beden gözü körlüğünü de “âmâ” ile anlatır ve bu konuda da üç ayet vardır.
Görülüyor ki; manevi körlükten ve sağır- lıktan söz eden ayetlerin tümü inkârcıları, kâfir leri anlatma bağlamındaki açıklamalardır. Bu anlamda deccallar da manen kör, sağır, âmâ ve a'ver kimselerdir. Onların temsil ettiği zihniyet de manen bir tür körlük ve sağırlıktır. Çünkü deccaliyet; inkârdır, nifaktır, irtidat ve imansızlaştırmaya götüren yoldur. O yönelim ve çığır, ahkâm-i ilâhiyi, ilâhi ilkeleri kabulsüz- lüktür. O bir imansızlaştırma, İslamsızlaştır- ma, küfrilik, ilhad, İslâm'ın sosyal hayattan tasfiyesi, iman ve İslâm'a muhalefettir.
Yüce Allah hidayetten nasipsiz olanları, dünyadaki manevi körlük, sağırlık ve (gerçekleri söylemeyen) dilsizliklerinden dolayı “kıyamet gününde kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun” haşredecektir. “Onların varacağı ve kalacağı yer de cehennemdir.”
Kalp mühürlenmesinden söz eden ayetler de, dolayısıyla manevi bir hidayet körlüğün- den söz ederler. Şu halde; “körlük” ve “âmâlık” denince akla hemen deccal konusunda geçen “a'ver” kelimesi geldiği gibi “umy/körlük” kelimesi de gelmeli, ayrıca kalbi mühürlenen- ler de hatırlanmalıdır.
“'Umy” mastarının otuza yakın ayette “manevi körlük, basiret körlüğü, kalp gözünün kapalılığı, hidayeti görememek, küfür ve inkârcılık” anlamında geçmesi; deccaliyetin a'verliğinin maddi değil, manevi olma durumunu açıkça desteklemektedir. Çünkü deccaliyet de küfür, inkâr, ilhad ve irtidattır.
KAYNAKLAR
CANAN, İbrahim, Kütüb-i Sitte, I- XVIII, İstanbul ty.
MUHAMMED FUAD ABDULBAKİ, el-Mu'cemu'l-Müfehres, el- Mektebetü'l-İslamiyye, İstanbul ty.
www.hikem.net/yontem
Bu Yazı 3501 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar