Güçlü Olmak Zorundayız
..        
Bu gün dünyadaki en önemli güç odağı, küresel sermayedir. Küresel sermaye ise Yahudilerin kontrolündedir.
Yahudilerin ezeli hayalleri Hz. Süleyman'ın devletinin sınırları üzerinde bir “Büyük İsrail Devleti” kurarak; “Üstün ırk” olmaları hasebiyle dünya milletlerini yönetmek yani ”dünya hakimiyeti”ni kurmaktır. Yahudilerin Büyük İsrail hayalinin kapsadığı coğrafya, Türkiye nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini de kapsayan Ortadoğudur.
Büyük Ortadoğu projesi, Ortadoğu'yu kontrol altına almak ve zaman içerisinde Büyük İsrail Projesini gerçekleştirmek amacıyla “Yahudi-Hıristiyan Haçlı İttifakı” tarafından uygulamaya konulmuştur. Buradaki Hıristiyan kavramı ile Neo Con' lar kastedilmektedir.
Büyük Ortadoğu projesinin önündeki en önemli engel Türkiye' dir. ABD ve İsrail Türkiye' yi kontrol altında tutmak istemektedir. Bunun için pek çok iç ve dış sorun başımıza sarılarak gelişmelerin dışında, etkisiz ve tesirsiz kalmamız, bizim için biçilen elbiseyi giyip verilen rolü oynamamız istenmektedir. Türkiye hem savaşın içine çekilerek muhtemel Türkiye-İran-Suriye ittifakı doğmadan boğulmak, hem de Kuzey Irak'ta ikinci bir İsrail yani bağımsız ama İsrail kontrolünde bir Kürt Devleti kurulmaya çalışılmaktadır. Öte yandan günden güne tırmanan Şii-Sünni gerilimi planlı şekilde derin bir kutuplaşmaya doğru götürülmektedir.
İsrail'in Gazze'ye karşı başlattığı utanç verici bu son saldırılar ve yapılan katliamlar ile tüm dünyaya, Büyük İsrail Devletinin kurulması projesinden asla vazgeçilmeyeceği ve kesinlikle barışa yanaşmayacakları mesajı verilmiştir. İsrail, dünyayı kıyamet öncesi savaşlara(armegedon) doğru sürükleyebilecek karanlık bir süreci başlatmaktan çekinmemiştir.
Yahudiler kendilerini üstün ırk ve Allah'ın oğulları; diğer milletleri ise hükmedilecek adi köleler olarak gördükleri için her türlü vahşeti, dehşeti, zulmü ve işkenceyi yapabilmekte, insan onurunu ayaklar altında çiğneyebilmektedirler. Çünkü masum Filistin halkına zulmettikçe, kadın-çocuk, genç-ihtiyar, asker-sivil ayırmaksızın insanları hunharca katlettikçe ibadet ettiklerine, sevap kazandıklarına ve manevi makamlarını yükselttiklerine inanmaktalar.
Hiçbir hak gözetmeyen, sınır tanımayan, kendilerini insan değil, Yehova'nın oğulları olarak gören, insanlıktan nasipsiz bu zalim yaratıkların tanıdığı yegane değer KUVVET tir. Bu nedenle onlarla başa çıkmanın ve zulümlerinden korunmanın yegane çaresi ONLARDAN DAHA KUVVETLİ OLMAK tır.
Fatih'in ordusu, Bizans ordusuna göre daha üstün silahlarla donatılmış, daha üstün savaş stratejileri geliştirilmiş ve zafer için daha iştiyaklı ve daha gayretli olunduğu için Feth-i Mübin'in müyesser olduğunu asla unutmamalıyız. Yahudiler, Hıristiyanlar, laboratuarda yeni füzeler, savaş uçakları, bombalar, uzay araçları üzerine deneyler yapıp çalışırken, harıl harıl kitap okuyup, araşyırmalar yaparak çağımızın en etkili ve kıymetli değer ölçüsü haline gelen bilgi ye sahip olup kendilerini sürekli yenileyip geliştirirken; müslümana atalet içerisinde tembel tembel yaşamak, kahvehane ve lokallerde okeyle pişti ile vakit öldürmek, televizyon karşısında en değerli şeyi olan zamanı katletmek yakışırmı hiç?
“İman Kuvveti” deyip duruyoruz. Evet iman en büyük kuvvet ama bizim imanımızda çok zayıfladı, Sünnet-i Seniyye' yi de terk ettik… bunu unutuyoruz.
Çözüm: Çok okuyacağız, çok araştıracağız, çok çalışacağız, çok düşüneceğiz, çok üreteceğiz. İlimde, kültürde, sanatta, ekonomide, teknolojide, askeri ve siyasi her alanda kalkınacağız; Amerikan ordusunun füzelerinden daha iyi füze, İngiliz ordusunun uçaklarından daha üstün uçak, İsrail ordusunun tanklarından daha üstün tank üreteceğiz. Bizi biz yapan ve yüce ideallere sevk eden ulvi seciyelerimizi yeniden kazanacağız. Şanlı ecdadımızı insanlığın zirvesine taşıyan ve dünyanın en büyük medeniyetlerini kurmamızı sağlayan inanç ve kültürümüzle, ahlaki değerlerimizle yeniden barışacağız. Beşyüz yıllık uykudan, artık Kuran'ın sabahında uyanacağız. Müslümanlar, Büyük Haçlı İttifakı karşısında derhal iç çekişmeleri bir yana bırakarak “Sünni-Şii yok, Müslüman var” diyerek tehlike karşısında tek yürek, tek vücut olmalıdır. Tıpkı Efendimizin(s.a.v.) “Müslümanlar tek bir vücudun azaları gibidir.” Fermanında belirttiği gibi…
Sen-ben kavgasını, şahsi çıkar çekişmelerini, basit menfaat hesaplarını bir yana iterek ihlas ile “ila-i Kelimetullah” hedefine odaklanacağız. İşte ozaman “ Zafer bizimdir İnşallah”!
Son söz: “ Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılabat-ı içerisinde en yüksek gür sada İslam İslamın sadası olacaktır.”

Bu Yazı 2706 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar