Gündoğmuş ve Çevresinde Asayiş Olayları
30.07.2015        

Gündoğmuş ve Çevrsinde Asayiş Olayları (XIX. Yüzyıl)

Doç. Dr. Selim Hilmi ÖZKAN*

 

 

 

GİRİŞ

XV ve XVI. yüzyıllarda ilçe sınırlarını belirleyen Kise Nâhiyesi, Gündoğmuş ilçe merkezinin Kuzeydoğu kesimlerini içerisine almaktadır. Yerleşim yerlerinin bittiği yerde 2877 rakımlı Geyik(Giyi) Dağı bulunmaktadır. Geyik Dağı iç kesimler ile bağlantıyı keser. Nağlu Nâhiyesi ise Gündoğmuş ilçe merkezinin Güneybatı kısımlarını içerisine alır. Bugünkü Gündoğmuş-Alanya sınırları nâhiyenin doğal sınırlarını oluşturur. Fakat nâhiye XVI. yüzyılda Şarapsa(Konaklı)’ya kadar iner. Malan Goyağı denilen ve XIX. yüzyılda Malan nâhiyesi sınırlarını belirleyen kısım, Alara Çayının yukarı havzasını kapsamaktadır. Yukarıda bahsedilen alanların kuzeyinde yüksekliği 3000 metreyi aşan Toros dağ sıraları bulunmaktadır. Bu dağlar arasında Avsallar, Gökbel, Söğüt, Gevne, Söbüçimen, Gedevet,  yaylaları bulunmaktadır. Alâiye sınırları içindeki köylerden bazıları yaz mevsiminde bu yaylalara çıkmaktadır. Yaylaya olan göç yolları dar geçit ve derin vadilerden geçen zor yollardan geçmektedir[i].(1) Gündoğmuş ve çevresinin tarihini iyi anlayabilmek için Alanya tarihi ile birlikte zikretmek gerekir. Çünkü XVI-XVIII. yüzyıllardaki siyasi sınırları belirleyen Nağlu ve Kise nâhiyeleri ile XIX. yüzyıllardaki sınırları belirleyen Malan, Kerliye, Senir ma Düşenbe[ii](2) ve Mahmud Seydi nâhiyeleri Alanya sancağına bağlıdır.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi milyonları geçen belge zenginliği ile dünyanın en zengin arşivi niteliğndedir. Burada sadece Türkiye’nin değil 100’e yakın devletin tarihini ilgilendiren tarihi belgeler mevcuttur. Burada arşiv belgelerine yansıdığı kadarı ile Gündoğmuş ve çevresinde yaşanan asayiş olayları ve anlaşmazlık üzerinde de durarak bölgenin sosyal tarihi hakkında bazı bilgiler elde etmeye çalışacağız.

1. Alacak Verecek Anlaşmazlıkları

Alacak verecek meselesi ile ilgili arşivlerde bulunan ilk belge 12 Ekim 1851 tarihlidir. Bu belgeye göre Senir karyesinde oturan Davud oğlu Ali ile Amcası şikâyette bulunarak Sanduk eminin mahkeme kararı olmaksızın 5000 kuruş tahsili ve alacakları hususunda şikâyette bulunmaktadırlar. Bu durumun tahkiki konusunda yardım istemişlerdir[iii].(3) Bunlardan ikincisi ise Alâiye’de oturan Seyyid Kara Mehmed, Senir köyünde ikamet eden Alaybeyoğlu Hasan Ağa’dan 2445 kuruş alacağını tahsil edemediği için şikâyette bulunmuştur. Durum incelendikten sonra meselenin çözümü için köy muhtarı Yusuf Ağa görevlendirilmiştir. Fakat Muhtar Yusuf Ağa, iş ile ilgilenmekle beraber çekimser davranarak meblağa itiraz etmiştir. Bu durum karşısında 13 Mayıs 1852 tarihinde bu alacak verecek meselesi ile kaymakamın ilgilenmesi ve Seyyid Kara Mehmed’in parasının tahsili istenmiştir[iv].(4)

Elimizdeki başka bir belge ise eski Halep valisi ve Mevcut İzmir valisi Mustafa Paşa’nın Damadı mîr-i mîran Hüseyin Paşa’nın Alâiye ve çevresindeki mahallerden Hicri 1270-71(1853-54) senesine ait aşar bedelinden alacaklarının tahsili ile ilgilidir. Buna göre Hüseyin Paşa’nın, Bozkır kazası iaşar-ı bedalatından dolayı Alâiye’deki Sarı Kadızade Arif Efendi ve Emin Ağa ve diğer bazı kimseler zimmetlerinde senedsiz yirmi üç bin beş yüz kuruş, Düşenbe kazası vücuhundan Türedi oğlu Ali Ağa, Ahmed Ağa, Mehmed Ali, Ömer Mustafa Efendi, Hacı Lokman oğlu Hasan ve sair kimseler zimmetlerindeki ba sened yirmi iki bin beş yüz kuruş, İbradi kazası sakinlerinden İzzet Efendi zimmetinde üç bin beş yüz ve hizmetkârı Çeşmeli Hacı Hüseyin zimmetinde iki bin beş yüz kuruş Süllesli Yağcı Oğlu ve Hacı Banus bezirgânlar zimmetlerinde senedsiz yüz otuz bin ve Ermenekli Hacı Resul Efendi zimmetinde ba sened altı bin beş yüz ve yine kaza-i mezbur dâhilinde diğer bir köy iaşar-ı bedalatı alacaklarından bahsedilmektedir. Fakat Hüseyin Paşa’nın bu alacaklarının tahsili konusunda bazı sıkıntılar ortaya çıkmıştır. Bu durum karşısında Konya valisi Beşir Paşa’dan zikredilen yerlerdeki alacakları tahsili istenmektedir. Hüseyin Paşa’nın Alâiye ve çevresindeki alacaklarının bir kısmı Gündoğmuş ve köylerindendir[v].(5)

2. Arazi Anlaşmazlıkları

Bölgede bilinen diğer bir suç veya anlaşmazlık meselesi, arazi ve otlak anlaşmazlıklarıdır. Bu konuda birçok anlaşmazlık olabileceğini tahmin etmemize rağmen, arşiv belgelerine yansıyan birkaç örneği burada zikretmekle yetineceğiz. Bu konuda ilk belge 18 Ağustos 1651 tarihli Çündüre köyü halkı ile Balur ma Tavşanalanı köyü arasındaki anlaşmazlık ile ilgili mahkeme kararıdır. Çündüre halkından bazı kimseler mahkemeye müracaat ederek, Balur ma Tavşanlanı köylülerinin ve hayvanlarının kendi yayla ve otklaklarına zarar verdirmelerinden şikayetci olmaktadırlar. Bu şikâyet üzerine mahkeme bir daha böye bir olay vukuunda 300 akçe ve 40 değnek ceza ile cezalandırılması gerektiğen karar vermiştir. 1 Şubat 1673 tarihinde de Çündürelilere ait olan Kurugöl yaylasına Eskibağ halkından bazı kimseler konmak istemişlerdir. Bu durum üzerine olay mahkemeye intikal eder. Mahkeme, bölgenin fethinden beri Çündüreliler tarafından kullanılalan yaylanın kullanım hakkını tekrar Çündürelilere verir. Fakat Kurugöl yaylasının sorunları zaman içerisinde çözümlenememiş olmalı ki, 1733 ve 1734 tarihinde Çündüre köylüleri padişaha Güney köylülerin arazilerine müdahalesinden dolayı şikâyette bulunmuşlardır. Hatta bu yayla ile ilgili şikâyet ve sorunlar Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar devam etmiştir[vi].(6)   

Diğer bir olay ise şu şekilde gelişmiştir. Narağacı köyü sakinlerinden Abdülbaki Efendi, sahip olmuş olduğu arazisinin bir kısmını, Penbelik köyü sakinlerinden Hüseyin Ağa’nın bağ diyerek yirmi sene kullandığını ifade ile şikâyette bulunmaktadır. Bu durum 1851 yılı sonlarına doğru Alâiye kaymakamına bildirilerek çözüme kavuşturması istenmiştir[vii].(7) Başka bir arazi anlaşmazlığı ise şu şekilde karşımıza çıkmaktadır. Yetim kaldığı için memleket dışına çıkan ve daha sonra askeri sınıf içerisinde yüzbaşı rütbesine kadar yükselen Yüzbaşı Ali Ağa, 1857 yılı sonlarında yazmış olduğu dilekçesinde ceddinden intikal eden Malan köyündeki arazisini bazı kişilerin kanunsuz şekilde ele geçirdiklerinden şikâyetçi olmaktadır. Bu durum karşısında Alâiye kaymakamından, Redif Yüzbaşısı Ali Ağa’nın Malan köyündeki arazisinin tekrar şakilerin elinden alınarak yüzbaşıya verilmesi istenmektedir[viii].(8) Diğer bir olay ise 1861 yılı ortalarında Sindirfe(Çayırözü) karyesinde yaşanmıştır. İmam Yakup Efendi, babasından intikal eden tarlasını Kara Musa Oğlu Hüseyin ve Göker Oğlu Mehmed tarafından zapt edilerek kendisinin darp edildiği ve eşinin yaralanmasında şikâyetçi olmaktadır. Bunu yapanlar biraz daha ileri giderek İmam Yakup Efendi’nin hânesini basarak mal ve emlakını yağmalamışlardır. Durum karşısında Alâiye kaymakamına yazılan emir ile olayı takip ve tahkik etmesi istenmektedir[ix].(9)     

3. Devlet Görevlilerinden Şikâyet ve Genel Asayiş Olayları

Osmanlı kuruluş ve klasik dönemi de dâhil olmak üzere halk zaman zaman vali, sancak beyi, kadı, voyvoda, kaymakam, ayan ve müdürlerden şikâyetlerini merkeze iletmiştir. Merkezi hükümet bu şikâyetler karşısında yapmış olduğu tahkikatlardan sonra tedbirler alma yoluna giderek halkın şikâyetlerine çözüm olmaya çalışmıştır. Bununla alakalı birçok vesika bulmak mümkündür. Gündoğmuş ve çevresinde de halk arşiv vesikalarına yansıdığı kadarı ile devlet görevlilerinden şikâyetçi olmaktadır.

Bu konuda elimizdeki bir belgeye göre 21.10.1811 tarihinde Kise nâhiyesine tabi Nefs-i Kise’de sakin olan Yörüklerden 1 nefer, Müslüman, 38 Gebran ve 3 zemin kişi defteri mufassalda 5610 akça ve defteri icmalde 4999 akça resmlerini ve cizyelerini ödedikleri halde sipahi Ahmed veledi Mustafa’nın bunlardan zorla yeniden vergi almak için girişimde bulunduğu için şikâyette bulunmaktadırlar[x].(10) Diğer bir olayda ise Gündoğmuş ve köylerinin bir kısmını da içerisine alan Senir ma Düşenbe Kazası müdürü Alay Beyzâde Hüseyin Ağa ile vekili Ali Ağazâde’den halk şikâyet ile nefretlerini bildirmişlerdir. Halk bu şikâyetlerinde kaza müdürü ve vekilinin halktan zorla para ve haraç aldığından bahsetmektedir.  Bunu üzerine halk, Hüseyin Ağa’nın yerine vekâleten tayin edilen müdür Ali Bey’in asaleten müdür atanması veya yerine başka bir müdür gönderilmesi hususunda 2 Ekim 1850 ricada bulunmaktadırlar. Bu rica üzerine rikâbı hümayun kapucubaşılarından eski Ermenek müdürü Süleyman Ağa, Senir ma Düşenbe kazası müdürlüğüne 2 Ocak 1851 tarihinde 1250 kuruş maaşla asaleten atanmıştır[xi].(11)

Bölgede yaşanan önemli bir asayişsizlik olayı da 1916 yılı içerisinde olmuştur. Elimizdeki 01.09.1916 belgeye göre yedi sekiz aydan beri Alâiye, Manavgat ve Bozkır dolaylarında şekavet ve canilik yapan asker kacakları ile eşkıyaların önlenmesi için Antalya Mıntıka Kumandanlığı'nca mülazım-ı sani Niyazi Efendi'nin tayin kılındığı ve Askerlik şubesi başkanının başarısızlığına binaen Alâiye bölgesindeki asker kaçaklarının takibine ordu kumandanlığının tayin edildiği ifade edilmektedir[xii].(12)



* Yıldız Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi, shilmi@yildiz.edu.tr

[i] Nazım Karagedik, XIX. Yüzyılda Alanya Kazası, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Denizli, 2005, s. 7.

[ii] Senir ma Düşenbe XVII. yüzyılın başlarından itibaren kazadır.

[iii] BOA, A.MKT.DV., 43/15.

[iv] BOA, A.MKT.DV., 57/73.

[v] BOA, A.MKT.DV, 130/83.

[vi] Nuri Sezen, Kayabükü (Çündüre), Antalya, 2007, s. 60-69. (Belgelerin aslı köylülerin elinde bulunmaktadır.)

[vii] BOA, A.MKT.DV, 43/14.

[viii] BOA, A.MKT.DV, 100/14. (Yüzbaşı Ali Ağa Çündüre köyündendir. Malan köyündeki arazisi büyük bir ihtimal ile annesi tarafından kendisine miras kalmıştır.)

[ix] BOA, A.MKT.UM, 468/75.

[x] BOA, C.ML, 331/13593.

[xi] BOA, A.MKT.NZD, 15/47, 24/79; BOA, A.MKT.MVL, 38/1; BOA, İ. MVL, 195/6001.

[xii] BOA, DH.EUM.3.Şb, 15/15.


Bu Yazı 1578 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar