Güzel Huylar Nasıl Çirkinleşir?
..        

O kadar güzel hasletler, o kadar güzel ahlâkî kurallar ve o kadar iyi huylar var ki, bunlar yerli yerinde kullanıldığı zaman bir değer kazanır.
Yerinde ve zamanında kulla- nılmazsa, içi ve içeriği değişir, o güzel haslet, çirkin bir kılıfa bürü nür, tamamen farklı bir şekil alır.
Başka bir ifadeyle, güzel ahlâk ve faziletlerin; iyilik ve hayırların çoğu nisbîdir, izafidir, görecelidir. Yani insandan insana değişir, toplumdan topluma başkalaşır.
Meselâ, vakar ve tevazu güzel bir davranıştır. Bir valinin kendi makamında ciddi ve ağır başlı davranması vakarını göste- rir. Bu yerinde bir harekettir. Fakat bunun yerine, memurlara ve vatandaşlara karşı müte- vazı olayım derken el avuç ovuş- turursa, o makamın hakkını ver- memiş olur, dolayısıyla istenilen icraatı da yapamaz hale gelir.
Burada vakarlı olmak, ciddi- yet ve ağırbaşlılık güzel bir haslet ken; tevazu yersizdir.
Aynı insan, aynı ciddiyeti kendi evinde sergilemeye kalka- cak olsa, yani evine gelen misafir lerine, akrabalarına karşı maka- mındaki gibi resmi davranacak olsa, buradaki ciddiyeti vakar olmaktan çıkar, kibir ve gurura girer. Oysa evinde takınması gereken tavır tevazu ve mahviyet tir.
Meselâ, kendi makamında misafirine bir çay ikram edecek ise, odacısına söyler getirtir, evinde ise bizzat kendisi verir.
Bir başka örnek: Tevekkül güzel bir haslettir, çok iyi bir huydur. Elinden geleni yaptıktan ulaşabildiği her türlü sebep ve vasıtayı kullandıktan sonra neti- ceyi Allah'tan beklemek üzere tevekkül edilecek olsa, bu yerin- de bir harekettir. Fakat hiçbir şey yapmadan, elini sıcaktan soğuğa çıkarmadan oturup bekleyecek olsa, bunun adı tevekkül değil, tembellik olur.
Tarlasını ekip biçen çiftçinin tevekkül etmeye hakkı varken, arazisini işlemeyen adamın te- vekkül etmeye hakkı yoktur.
Bu konu için bir başka misâl:
Bir insan kendi adına hoş- görülü davranabilir, fedakârlık yapabilir; bu hareketi takdir edilir. Fakat aynı hoşgörü ve fedakârlığı başkası adına, devlet, toplum adına yapamaz.
Meselâ bir haksızlık karşı- sında kendi hakkınızı affedebi- lirsiniz, fakat aynı hareketi bir başkası için gösteremezsiniz. Kendi cebinizden ve malınızdan istediğiniz gibi fedakârlık yapa- bilirsiniz. Fakat aynı harcamayı kamu malından yapacak olsanız, bunun adı hainlik olur.
Meseleye açıklık getiren bir örnek de şöyle:
Allah'ın takdir ettiği rızka ve kısmete razı olmak güzel bir harekettir ve bunun adı kanaat- tir; insanı gayrete getirir. Fakat elindekiyle yetinmek ise, çalışma yı, gayreti ve himmeti azaltaca- ğından insanı tembelliğe götü- rür.
Bir erkekte cesaret ve cömert- lik gibi hasletlerin bulunması, onun gayretini, hamiyet ve yar- dım duygularını arttırır, fakat aynı hasletlerin kadında bulun- ması ve bunu kocasına karşı kul- lanması, geçimsizliğe ve anlaş- mazlığa sebep olur.
Bu misaller daha da zengin- leştirilebilir. Bütün bu örnekler- örneklerde açıkça görüleceği gibi, önemli olan bunları yerli yerinde kullanmaktır.
İşte o zaman Kur'ân'da imandan sonra sık sık tekrar edilen ve tavsiye olunan “Sâlih amel (iyi ve hayırlı iş)” denen sır yakalanmış olur.


Bu Yazı 2439 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar