HAYATINIZI EBEDİLEŞTİRMEK İSTERMİSİNİZ?
..        
Bediüzzaman Hazretleri “Baki yoluna sarf olunan her şey, bir nevi bekaya mazhar olur.” der.
Evet bu dünyadaki fani, geçici ömür cenabı Allah'ı tanımak, hakkıyla bilmek, onu sevmek ve ibadet etmekle ve onun emir ve yasaklarına uymak suretiyle geçirilse ebedi ve baki bir ömrü netice verir. Ve layemut (ölümsüz, ebedi) bir ömür hükmüne geçer. Evet Baki-i hakikinin (Cenabı Allah'ın) muhabbet, marifet ve rızası yolunda geçirilen bir saniye bir senedir. Eğer onun (Allah'ın) yolunda olmazsa; bir sene bir saniyedir. Belki onun yolunda bir saniye ölümsüzdür, çok senelerdir. Ve dünya cihetinde gaflet içinde olanların yüz senesi, bir saniye hükmüne geçer.
Meşhur bir söz vardır ki; “Ayrılığın bir saniyesi, bir sene kadar uzundur, ve kavuşmanın bir senesi bir saniye kadar kısadır.” Bu sözün bütün bütün aksine denilebilir ki Visal (Kavuşma) yani Baki-i zülcelal'inin rızası dairesinde Allah için bir saniye visal, değil yalnız böyle bir sene, belki daimi bir pencere-i visaldır. Gaflet ve dalalet firakı içinde değil bir sene, belki bin sene bir saniye hükmündedir.
Evet hayatımızı ebedileştirmek elimizde. Cenabı-ı Allah'ın marifeti, muhabbeti ve rızası dairesinde geçireceğimiz ömür saniyeleri ebedileşecektir.
Cenabı Allah'a hakkıyla iman edip, kulluk görevimizi yerine getirdiğimizde; yürürken, otururken hatta uyurken bile ömrümüzün dakikaları ebedileşir, beka bulur. En önemli sermayemiz ne? Kendimize bir soralım. Elbette ki ömür sermayesi diyeceğiz. O halde ömür sermayemizi iyi kullanalım. Maddi ve manevi sahip olduğumuz her şeyi Allah'ın rızası dairesinde kullanalım ki ebedileşsin. Çünkü baki yoluna sarf olunan her şey, bir nevi bekaya mazhar olur. Aksini düşünecek olursak; yüz sene yaşayan ama ömrünü gaflet ve dalalette geçiren bir adam sanki bir saniye yaşamış gibidir, hatta doğmuş ve hemen ölmüş gibidir. Ya sonu; ebedi şekavet.
Şu mesele münasebetiyle deriz; Ey insanlar! Fani, kısa faidesiz ömrümüzü, baki uzun, faideli, meyvedar yapmak istermisiniz? Madem istemek insaniyetin gereğidir, Baki-i Hakikinin yoluna sarfediniz.
Çünkü; Bakiye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur. Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya aşıktır, ve madem bu fani geçici ömrü, baki ebedi bir ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette insaniyetini kaybetmemiş bir insan o çareyi arayacak ve o imkanı bilfiile çevirmeye çalışacak ve Tevfik-i hareket edecek. İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız “Lillah, Livechillah, lieclillah” rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları seneler hükmüne geçer.
Netice itibariyle insan çendan fanidir. Fakat beka için yaratılmıştır. Ve baki bir zatın ayinesi olarak yaratılmış ve baki meyveleri verecek işleri görmekle vazifelendirilmiş ve baki bir zatın, baki isimlerinin cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir. Öyle ise böyle bir insanın hakiki vazifesi ve saadeti; bütün cihazatı ve bütün kabiliyetleriyle o Baki-i Sermedinin razı olacağı şekilde isimlerine yapışıp ebed yolunda o Bakiye müteveccih olup gitmektir.
Cenabı-ı Allah bizlere ömür sermayemizi en güzel şekilde kullanmayı nasip etsin. Diyerek şu güzel sözlerle yazımıza son verelim.
Faniyim, fani olanı istemem…
Acizim, aciz olanı istemem…
Ruhumu Rahmana teslim eyledim, gayri istemem…
İsterim, bir yar-ı baki isterim…
Zerreyim, fakat bir şemsi sermed isterim…
Hiç ender hiçim, fakat umum mevcudatı beraber isterim…

Bu Yazı 3202 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar