HUZUR MEVSİMİ
..        
Manevi ticaret mevsimi olan üç ayların arifesindeyiz. Kerim olan, Rahim olan, Vedud olan... ve bütün güzel isimlerin sahibi olan Rabbimiz, merhametinden bizlere uzun sürede elde edemeyeceğimiz sevaplar lutfediyor bu aylarda. Dünyaya ticaret için gönderilen insana, kazancını arttırmak için bereketli fuar zamanları, ticaret ayları, kârlı alışveriş mevsimleri bahşederek, hem kazancımızı arttırıyor, hem de dünyaya geliş istikametimizi kaybetmememizi sağlıyor.
Çocuklar için, gençler için, yaşlı-hasta vs herkes için bir istifade kapısıdır üç aylar...
Her kim olursa olsun, zamanla manevi atmosferden istifadesi azalıyor. Ancak üç aylar gelince bu solgun ve durgun atmosfer, yerini daha sıcak ve manevi bir ortama bırakıyor. İbadetlerini yapma konusunda zaten hassas olanlar, bu sefer daha bir gayrete gelirken; gevşek olanlar, yapmak kendilerine zor gelenler daha bir rahat yapma kolaylığı hissediyorlar. Hiç ibadet yapamayanlarda manevi atmosfere bir meyil uyanırken; ibadetlere karşı olanların ise, en azından gündemine girmiş oluyor. Çocuklar derseniz, üç ayların gelişiyle, özellikle Ramazanda ayrı bir sevinç çevreliyor onların minicik dünyalarını. Yaşlılar, hastalar, çok fazla evden dışarı çıkma imkânı bulamayanlar, bu sayede akrabaların ve konu komşunun gelmesiyle daha da şenleniyorlar... Buna benzer birçok faydasını görüyorlar. Velhasıl, herkesin dünyasına izdüşümü olan bir mevsimdir üç aylar.
Allah'a kulluk görevini unutup hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya dalanlara, bir takım çevresel etkenlerden dolayı asıl görevini yerine getiremeyenlere kârlı bir alışveriştir üç aylar...
Ticaret için, ahiret azığını tedarik için dünyaya gönderilen insan, bazen hedefini şaşırabiliyor. Bir takım etkenlerden dolayı dünyaya geliş gayesinden sapma gösterebiliyor. İşte bu mevsim, böyle bir halette olanlara bir hatırlatma hükmüne geçiyor ve adeta sarsarak kendine gelmesini sağlıyor. Sorumluluğunun bilincinde olanlara ise, artı kazanç hükmüne geçiyor.
Hem güzel ve kârlı bir ticaret olduğu için, insanların gönüllerini İlâhi dergâha meylettiriyor. “Allah müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında cenneti vermek üzere satın aldı” buyuruyor rabbimiz. Bu mevsimde bu ticaret daha da kârlı oluyor. Rabbimiz normalde bire on sevap verirken, bu mevsimde sevapların karşılığını, ta bire otuz bine kadar çıkarıyor. Cazip bir teklif olarak ticaretten anlayanların önlerine sürüyor... Çünkü maliyet çok az, ama gelir kıyaslanamayacak kadar yüksek!
Nefis muhasebesi yapıp da zararda olduğunu hissedenler için bir ümit kapısıdır üç aylar...
İnsan ihtiyatlı bir varlıktır. Yarınını düşünür, hem de çok ince hesaplarla... Çünkü aklı bunu gerektirir. Daha az kârlıyla, çok kârlı olanı hesap edip öyle hareket eder. Üç günlük dediğimiz dünya hayatı mı, yoksa ebedi âlem mi daha önemli? Hangisine daha çok yatırım yapmalı? Dengeyi nasıl sağlamalı? Dünyadan nasıl bir konumda çıkmalı? ... Bunların hepsinin cevabını verebilecek ve gereğini yerine getirecek özellikte yaratılmıştır. Zaten aksini yaptığı zaman hikmetsiz davranmış oluyor, dünyaya geliş gayesinin dışına çıkmış oluyor.
Herkes bırakıp gittiği gibi, her şey bir bir ayrılıp gittiği gibi, bir gün biz de gideceğiz bu dünya denilen misafirhaneden. Ama gitmek vardır, gitmek vardır... Aziz bir misafir olarak veya müflis olarak... Ahiret imtihanını kazanmış olarak veya müflis olarak... Rabbinin yüklediği sorumluluğu hakkıyla yerine getirmiş olarak veya nefsin hizmetçisi olarak... İnsan olarak veya insanlığını yitirmiş olarak...
Aslında şöyle bir arkamıza yaslanıp, nefis muhasebesi yaptığımız zaman, her şeyi açık seçik görme imkânımız oluyor. Mesela, en önemli sermayemiz olan, hani “Vakit nakittir” diyip önemini vurguladığımız “zamanın” ne kadar çabuk geçtiğini görebiliyoruz. Günler günleri kovalıyor ve haftalar bitiyor; haftalar ayları, onlar yılları, derken bir de bakıyoruz ki yolun sonuna yaklaşmışız. Hadi gideceğimiz yere bir iki hazırlık, tedarik yapalım diyoruz ama vücut kaldırmaz oluyor bu saatten sonra. Bin pişmanlık, bin tövbe diyoruz ama vicdan azabı rahat bırakmıyor bizi. Ömür sermayemizi vererek satın aldığımız şeyleri bir bir düşünüyoruz ama aklımıza bir şey gelmiyor. Çünkü manevi değeri olmayan şeyler, sabun köpüğü gibi uçmuş gitmiş oluyor ve bizi yalnız bırakmış oluyorlar, hem de günahlarını boynumuza yükleyerek...
İşte bu noktada üç aylar, kolay kolay ele geçirilmez bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor ve “Merak etmeyiniz! Çok kısa sürede çok büyük kâr elde edeceğiniz bir ticaretle geldim” diyor ve karanlıkta kalmış ruhlara ışık kapısı oluyor...
Kulluk noktasında hassas olanlar, yaptıkları ibadetleri yeterli bulmayıp daha fazla gayret içerisinde olanlar, “Ne yaparsam Rabbimin rızasına kavuşurum?” arayışı içinde olanlar için taze kan hükmündedir üç aylar...
Çünkü bu aylarda sevapların dereceleri yükseliyor, hem de normalde kolayca elde edilemez bir seviyeye çıkıyor. Bazen bire yüz, bazen bin, bazen on bin ve bazen de otuz bine kadar çıkıyor (Kadir gecesi gibi)...
Yorucu da olsa buna değer
Bir bayram arifesinde bir dükkâna uğradım. Birkaç şey aldıktan sonra dükkâncıya dönüp “Bugün Pazar ve saat 23:00 olmasına rağmen siz hâlâ çalışıyorsunuz. Ve yarın da bayram. Yorucu olmuyor mu?” şeklinde bir soru yönelttim. Dükkâncı fazla düşünmeden şöyle bir cevap verdi:
“Evet, yarın bayram ama bu gün benim için ticaret günüdür. Ben bugün bir ayda yapamadığım kadar hâsılat topladım. Çok yorucu da olsa, buna değmez mi?”
Sonsuz bir âlemde, sonsuz huzura kavuşmak için biraz daha gayret gerekiyorsa; buna değmez mi? İçinde seksen küsür senelik bir ömrü kazandırabilecek geceler saklayan bir mevsim, değerlendirilmeye değmez mi? Elbette değer ve bin can ile değerlendirilir.
İnsanın bazen çok basit şeylere çok fazla ücret verdiği oluyor. Elli kuruşluk lezzet için günlerini, gecelerini birbirine kattığı oluyor. Bazen iki saatlik bir eğlence için günlerce hazırlık yapabiliyor. Ama parti bitti mi, mutluluk da bitiyor. İnsanda hüzün başlıyor. “Neden bitti, niye bu kadar çabuk bitti” demeye başlıyor. Hiç bitmesini istemiyor. Neden? Çünkü beka için yaratılan insanı, fani şeyler tatmin etmiyor. İnsanın bütün duyguları beka istiyor. Küçük bir lezzet bile olsa, daha uzun olmasını istiyor.
İşte bekaya âşık olan beka yolcusunun duygularını tatmin edecek ve onu iki dünyada huzur deryasına gark edecek bir fırsattır üç aylar...
Bu ticaret mevsimini hakkıyla değerlendirebilmek, ilim-irfan ve marifetimizi arttırmaya vesile kılabilmek, ahiret ticaretinde en karlı alışverişi yapabilmek ve Rabbimizin rızasına nail olabilmek dualarıyla... —

Bu Yazı 2573 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar