HZ. PEYGAMBERİN SOYU
..        
Zaman zaman “Hz. Peygamber'in Soyu belli midir, tarih kitaplarında yer alır mı ve hangi soydandır” diye sorulmaktadır.
Bu soruya cevap verebilmek için Araplarda cahiliye döneminde çok önemli sayılan soy bilgisi üzerinde durmak gerekir: Araplar, şiir ve belagat yanında ilm-i ensâb'a (soy bilgisi) da önem verirlerdi. Bu yüzden her kabile soyunu hıfz eder, kabilelerin birbirlerine rüçhaniyeti / üstünlüğü soyla ölçülür, kız alıp vermede de bu fazilet ve rüçhaniyeti ararlardı.
Bundan dolayı Rasulullah'ın nesebi / soyu tarih kitaplarında mahfuzdur ve yer almaktadır. O Hz. İsmail soyundan gelir. Babası tarafından Mekke'ye yerleştirilen Hz. İsmail'in zürriyeti (kadın ve erkek evladı) zamanla çoğalmış, Arap yarımadasına (Ceziretü'1-Arab) dağılmıştı. Bunlara “Adnaniler” deniyordu Adnan Oğullarından Mudariler, Mudarilerden Kureyşliler türemişti. Bunlar; Mekke'de bulunmaları, Kabe hizmetleriyle meşgul olmaları gibi hususlardan dolayı, fazilet ve şerefte diğerlerinden ileriydiler ve mümtaz kabul ediliyorlardı. Kureyşliler içinde de, Haşimiler üstün görülüyorlardı.
Tarih kitaplarında Raslullah'ın soy ağacı ve nesep silsilesi şöyle verilir:
Muhammed (S.A.V.), Abdullah, Abdulmuttalib (Şeybe), Haşim, Abdu Menaf (Muğire), Kusay, Kilâb, Mürre, Kâ'b, Lüey, Gâlib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Müzeyne, Müdrike (Amir,) İlyas, Mudar, Nizâr, Meâd ve Adnan.1
Görüldüğü üzere Hz. Peygamber'in yirminci göbekten dedesi Adnandır. Kültürümüzde çocuklara “Adnan” adının verilmesi de bu isimden dolayıdır. Hz. Peygamber'i sevenler onun dedesinin adını çocuklarına vermektedirler.
Bilindiği gibi, Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail'le Kâbe'yi inşa edip her ikisi ellerini dergâh-ı ilâhiye açmışlar ve şöyle dua etmişlerdi:
"Ey Rabbimiz, neslimizden gelen Müslüman ümmet içinden bir Peygamber gönder ki; O onlara ayetlerini okusun. Kitabı ve hükümlerini öğretsin. Onları günahlardan temizlesin”2
Hz. İbrahim'in bu duası kabul olunmuştu. Zira Peygamberimiz: "Ene d'vetü ebî İbrâhîme = Ben babam İbrahim'in duasıyım...” buyurmuştur. Bu ayet-i kerime de gösteriyor ki Hz. Muhammed (s.a.v.) Hz. İbrahim neslindendir. Ayrıca Peygamberimiz onun için “babam/atam” demektedir. Onun soyu hep temiz gelmiştir. Hz. Peygamber ayrıca: "Allah, İbrahim oğullarından İsmail'i, Benî İsmail'den Kinâne oğullarını, Beni Kinâne'den Kureyşi, Kureyşten Beni Haşim', Haşim oğullarından da beni seçti” buyurmuştu.3 Demek o, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail soyundan gelir ve Peygamberlik için Allah tarafından seçilmiş ve büyük ve pek önemli olan Allah elçiliği görevi kendisine tevdi edilmiştir.
Peygamberimizin dedelerinden olan Kâ'b b. Lüey, Cuma günleri kavmini toplar, onlara onlara konuşur, hutbe okur, neslinden “Hâtemü'l- Enbiya = Son Peygamber' geleceğini söyler ve "ona yetişen iman etsin” derdi.
Hz. Peygamber'in dedelerinden olan Kusay, kureyş öncesi Mekke sakinleri olan Huza kabilesinden Kâbe anahtarlarını almış ve Mekke'yi yönetmeye başlamıştı. Kusayın Zühre adında bir kardeşi vardı. Onun evlat ve ahfadı / torunları da çoğalmıştı. Rasulullah'ın annesi Hz. Âmine'de Zühre neslindendi. Kusay'ın Kâbe yanındaki konağı “Dârunnedve” adıyla bilinirdi. Mekke o hayattayken ve ondan sonra buradan yönetilmiş, bu durum Mekke fethine kadar devam etmişti.
Kusay'ın, Abdumenâf, Abduddâr, Abduluzza adlarında üç oğlu vardı. Yöneticilik ve beylik bunlardan Abdumenâf soyuna geçmişti. 3
Abdumenâf'ın da; Haşim, Abdüşems, Muttalib ve Nevfel adında dört oğlu oldu. Hepsinin soyu çoğaldı. Hz Peygamber'in soyu olan Haşimiler Haşim'den, Emeviler, Abdüşems'ten çoğaldılar. Fakat onlar içinde en faziletli ve olgunu Haşimdi. Abdumenâftan sonra beylik ve büyüklük ondaydı. Onun eslinden gelenlere "Beni Haşim” , “Haşim Oğulları” veya "Haşimiler” dendi.

Bu Yazı 8811 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar