HZ. PEYGAMBERİN TORUNLARINI VE ÇOCUKLARINI SEVMESİ
..        

1.1. “Allahım Ben Bu İkisini Seviyorum, Sen de Bu İkisini Sev!”
Hz. Peygamber bir gün Medine'de, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin'i (r.a.) gördü ve şöyle buyurdu:
“Allâhumme innî uhıbbuhumâ, ehıbbehumâ = Allahım ben bu ikisini seviyorum. Sen de o ikisini sev...” (1)
Böylece o, onlara ve onlar şahsında çocuklara olan sevgisini belirtmişti.
Görüldüğü gibi iki torununa dua etmişti. Sevdiklerinin Allah tarafından sevilmesini istiyordu.
Onun sevdiği ve hayır dua ettiği kimseler elbette sevilmeliydi.
Bu sözleri gösteriyor ki; o çocuklarla ilgileniyor, sokakta onları görüyor ve onları seviyordu.
Şu halde, bizler de çocuklarla ilgilenmeli, onlara hayır dua etmeli ve onun sevdiklerini sevmeliyiz.
Buhari'nin Üsame b. Zeyd'den naklettiğine göre; bir gün Rasulullah azatlısı Zeydin oğlu küçük Üsame ve Hasan'ın elinden tutarak “allâhumme innî ühıbbuhumâ fe ehıbbehumâ = Allahım, gerçekten ben bu ikisini çok seviyorum, sen de bu ikisini sev” buyurmuştu.(2)
Demek Rasulullah küçüklerin ellerinden tutuyor, onlarla birlikte sokakta yürüyor, onlarla arkadaşlık yapıyor ve birlikte oluyordu. Birlikte oldukları çocuklar, bu tatlı hatıraları ilerde başkalarına anlatıyor, bu durum Peygamber sevgisine de sebep oluyordu.
1.2. Üsame'nin Görüp Duydukları
Rasulullah'ın azatlısı Zeyd'in oğlu Üsâme şöyle anlatır: “Bir gece bazı ihtiyaçlar için Rasulullah geldim. Kendileri bir şeye bürünmüşlerdi. O şey neydi bilmiyorum. İhtiyacımı görünce dedim ki: 'Üzerine örttüğün nedir?' Bunun üzerine Peygamber örtüyü açtı, bir de ne göreyim, Hasan ve Hüseyin onun iki dizi üzerindeler. Rasulullah buyurdu ki: “Bu ikisi benim iki oğlum ve kızımın iki oğullarıdır.” (3)
Hz. Peygamber bir şeye büründüğüne göre, o gece serin olmalıydı.
Allah Resulü, uzun zaman birlikte oldukları ve hicretin sekizinci yılında Mute harbinde şehit olan Zeyd b. Harise'yi ve dadısı Ümmü Eymen'den olan Üsame'yi de çok severdi. Zeyd, Üsame ve Rasulullah arasındaki bu ilişkiden dolayı Üsame, Rasulullah ailesinin bir ferdi gibi onlara yakındı.
Hz. Peygamber, gece gündüz torunlarıyla beraberdi, onlara yakındı, kendileriyle nitelikli beraberlik içindeydi. Kısaca bir dede olarak onlara vakit ayırmaktaydı.
Torunlarını birer çocuk olarak dizine alıyor, öpüp kokluyor ve onlara yakınlık gösteriyordu.
Ayrıca, kızı Fatıma'dan olma torunlarına, kızından torunları oldukları için uzak ve soğuk değildi.
Üsame Rasulullah'ı gece vakti, üzerinde hiç görmediği bir örtüyle görünce merak etmiş ve örtüyü sormuştu. Allah Resulü ona örtüyü anlatacağı yerde bir başka şeyden söz etti. Örtüyü açtı, iki dizindeki iki torununu göstererek, “iki torunum ve Fatıma'nın iki oğlu” demedi; onların “kendisinin ve Fatıma'nın iki oğlu olduğunu” belirtmişti.
Hz. Peygamber'in oğulları ergenlik çağına gelmeden vefat etmişlerdi. Bu açıdan onun soyu Hz. Fatıma'nın iki oğlundan devam edecekti. Öyleyse bu ikisi, nesli onlardan devam edeceği için “oğulları” sayılırdı. Emin Peygamber bu gerçeği, “bu ikisi benim iki oğlum” buyurarak belirtmişti.
Bu açıdan, aynı zamanda âl-i abadan olan(4) Hz. Hasan ve Hüseyin'i Rasulullah'ın iki oğlu olarak görmelidir.
Daha sonra sevgili Peygamberimiz: “Allahım, ben bu ikisini seviyorum. Sen de o ikisini sev ve o ikisini sevenleri de sev” buyurmuştu. O torunlarını ve çocukları seviyordu. Müminler de onları Hz. Peygamberin oğulları olarak görmeli ve onun oğullarını, ona ittiba ederek ona nispetle sevmelidirler. Eğer bu iki torun, Rasulullah'ın duasını almışlarsa, bu yönden de sevgiyi hak etmektedirler. “Allahım bu ikisini sevenleri de sev” duasına mazhar olmak, o iki torunu sevmekle Allah'ın sevgisini kazanma fırsatı da doğmaktadır.
Ayrıca, Hz. Peygamber örnek alınarak, çocuklar ve turunlar sevilmelidir.
Yukarıdaki sözleriyle Hz. peygamber, oğulları olarak iki torunun sevilmesini, onları sevenlerin duasına mazhar olduğunu, böylece Allah'ın sevgisini kazanabileceklerini de açıklamış oluyordu.
O bir başka hadis-i şerifte: “Allahım, ben bu ikisini seviyorum. Sen de bu ikisini sev, o ikisine buğzedenlere buğzet”(5) buyurmuştu. Ayrıca, “Ben bu ikisini ve salih müminleri sana havale ediyorum”(6) şeklinde de onlara sevgisini belirtmişti.! Görüldüğü gibi Rasulullah sadece Hz. Hasan ve Hüseyin'i değil, bütün dindar ve salih müminleri de şefkat ve merhamet dolu bir sevgi ile torunları gibi seviyordu. Onları belâ ve musibetlerden dolayı Allah'a ısmarlıyordu. “Onun gözünde ümmetinin salihleri torunları gibi ona yakın ve sevgiliydi.”
Bir başka açıdan o; iki torunu ve salih müminlerden dolayı ümmetini uyarmaktaydı. Böylece ümmetinin Hasan, Hüseyin ve salih müminlere dost olmasını istiyordu.
Şu gelecek sözleri de aynı manayı desteklemektedir:
“Hasan ve Hüseyin, kim bu ikisini severse, ben onu severim. Benim sevdiğimi de Allah sever. Allah kimi severse, onu Naim cennetlerine koyar. Kim bu ikisine buğzeder, o ikisi üzerine haddi aşar, onlara serkeşlik yaparsa, ben de ona buğzederim. Benim buğzettiğime de Allah buğzeder. Allah kime buğzederse, onu cehennem ateşine atar. Onun süreli azabı vardır.”(7)

Ben o ikisini sevdim gerçekten,
Sevsin Hasaneyn'i Habibi seven,
“Fe ehıbbahumâ” duasın bilen;
Sevmez mi Hasaneyn-i Ahsaneyni?

DİPNOTLAR
1-Tirmizî, V, 661; Muhammed Sabban, İs'âfu'r-Râğıbîn, Mısır 1375, s. 115; Fığlalı, “Hz. Hasan”, DİA, XVI, 383.
2-Buhari, Muhammed b. İsmail, Sahihu'l- Buhari, I- VIII, İstanbul, ty. IV, menakıb, 22.
3-İbn-i Mâce, muhammed b. Yezid, Sünenu İbn-i Mâce, I-II, İstanbul ty, II, 656; Alaüddin Ali el- Muttaki, Kenzu'l- Ummâl, neşr., Saffet es-Saka- Bekri Hayyan, I-XVI, Beyrut ty. XII, 117; Heytemi, Ahmed b. Hacer, es- Savâiku'l- Muhrika, Kâhire ty. s. 135.
4- Fığlalı, “Hasan”, DİA, XVI, 384.
5 Alauddin Ali, XII, 119; Kastalani, II, 156.
6 Alauddin Ali, XII, 199.
7 Alauddin Ali, XII, 119; Krş., XII, 120.


Bu Yazı 5612 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar