Hakiki Aşkın Şeyda Bülbülü Hz. Mevlana
..        
İranlı bir şair der ki, “Aşka uçarsan, kanatla- rın yanar.”
Mevlana da, cevap verir: “Aşka uçmazsan, kanat neye yarar.”
Yaratan'ı hakkıyla tanıyan, O'na sadece aşık olur. Aşık, hep Maşuk'la olmak, dolmak ve asla ayrılmamak ister. Aşık'a yalnız sevdiği vardır, gerisi teferruattır. Onun için, kainat Maşuk'un aynasıdır; tecellilsini yansıttığından kıymet taşır.
Ancak kişi, önce içine doğduğu dünyaya aşina olur, sever, sonra da aşık olur. Ancak varlık, zamanla kendisinden fazla Yaratıcı'yı göstermeye başlar. Çünkü gören göze her şey şeffaftır. Arkasında ve ötesinde görünen de hep O'dur. “Güzeller, Allah'ın güzelliğinin aynasıdır. Onlara gönül vermek, Hakk'ı sevmenin yankısıdır.”Ancak, “Sadece dış güzelliğe dayanan aşklar, gerçek aşk değildir; hevesten ibarettir. Böyle aşkların sonu utanç verici olur.”
Bu gerçeği anlayana O, (c.c.) her varlıkta öyle bir kat'iyetle görünür ki, güzel isim ve sıfatlarıyla tecelli ettiği her şey, adeta silinir, görünmez olur, sanki bir adem örtüsüne bürünür.
Artık aşık ne yana dönse, O' nu görür. Hangi sesi duysa O'nu hatırlar. Kimden kime bir sevgi sunumu olsa, sevginin menbaını anar, gönlünü O'na açar. Bütün özürler O'ndan dilenmiş, bütün pişmanlıklar O'na yönelmiştir.
Artık O vardır; başka hiçbir şey yoktur. Mü'minin muhabbeti, aşka dönüşmüş, Her şeyi Onun adına ve namına sever olmuş, buğzunu da, sadece O'nun düşmanlarına hasretmiştir.
Tek amacı Onun rızasıdır. O razı olsun da, isterse bütün dünya küssün önemi yoktur.
Ancak Ondan yardım diler; başkalarına tenezzül etmeyen haysiyetli bir kulluk makamı kazanır. Artık bütün işi, gücü, kuvveti, varlığı Allah'tan ibarettir. Aşka ermiş mü'min Onun varlığında fani olmuş ve kulluğu şeref bilmiş- tir. “En güzel olan Allah aşkından başka ne varsa, can çekişmeden ibarettir.”İşte bu sebeble aşk, hedefini şaşırmamalıdır: “Fani varlıklarda görülen güzellik, İlahi güzelliğin eğreti olarak onlara aksetmesinden ibarettir. Akseden o nur, günün birinde aslına dönecektir.
Bu yüzden ey salik, eğreti güzelliklere bakma da, sen onun aslını, yani o güzelliği vereni ara! Duvardaki ışık güneşe varır. Sen de sana layık olan o GÜNEŞ'e git!”
“Bu bir gerçektir ki, Allah'ın sanatına, yaratma gücüne aşık olan, üstün bir varlıktır. Gönlü uyanık, gözü aydın bir kişidir. Fakat sadece Allah'ın sanat eserine, yarattığı güzele aşık olan kimse de, hakikati görememiş bir kafirdir.”
Aşk, kızıştı da akın etti mi, (Sevgili'den başka) bütün güzeller, göze çirkin görünür. Aşk gayreti, zümrüdü bile insanın gözüne pırasa gibi gösterir. İşte “LA”nın manası budur.
Ey sığınacak yer arayan, “La ilahe illa HU” budur. Bunu bilince, ay bile sana kararmış çömlek gibi görünür.”
Aşıkların sevinçleri de, kederşeri de Hak'tır. Hizmetleri de, hizmetlerine karşılık aldıkları da Hak'tır. Bir aşık, sevgilisinden başkasını seyre dalarsa, o gerçek aşık değildir. Onun aşkı boş bir sevdadır.
Aşk öyle bir ateştir ki, alevlenince, sevgiliden başka ne varsa, hepsini yakar, yandırır. “LA” kılıcı,Hak aşkından başka ne varsa,hepsini keser,silip süpürür.Bir bak da gör, “LA” (YOK) dan sonra ne kalır?Ancak, “İLLALLAH” kaldı,hepsi gitti.
Ey ikiliği, eşliği, ortaklığı yakıp yandıran büyük aşk, şad ol, çok yaşa !”
“Allah'a ait olan aşk, yücelik güneşidir. Halk da gölge gibi, onun nurunun emrinde- dir.”
O makamın mü'mini olan aşık Mevlana, nasıl da yana yakıla feryat eder:
“-Kul oldum, kul oldum, kul oldum! Kul oldum da kurtuldum. Her köle azat edildikçe sevinir; ben ise kul kaldıkça mutlu olurum.”
Kulluğu sultanlık bilen Mevlana, hep bu İlahi aşkla kanatlı idi.Bazan,kuyumcu çarşısın- daki çekiç seslerinden,bazan bir ney sesinden- bazan okunan Kur'an'dan cezbelenir,aşka gelirdi…
“Aşıkların gönüllerinin yanışıyla (oluşan) gözyaşları olmasa, dünyada su da olmazdı, ateş de…”
Yanmamış ve ham kalmış olanlara aşkı anlatmaya çalışmazdı. Çünkü aşk kal değil, hal işiydi. Bu sebeble,
“Aşk nedir?” diyene, “Ben ol da bil” cevabı- nı verir.
İlahi aşk, iddia edilmez, yaşanır ve ancak ehlince anlaşılır. Kim ki iddiasında bulunur, o hamdır, asla tam değildir. Geldiği en yüksek itibar makamında bile insana , “Hamdım, yandım, piştim” dedirir.
Bu “Aşk, davadır, şahidi de cefadır. Şahidin yoksa, davayı kazanamazsın!”
“Allah'a ait olan aşk, yücelik güneşidir. Halk da gölge gibi onun nurunun emrindedir.” Ama buna rağmen, “Halk, kadın ve yemek aşkından, nereden Hakk'ın sanatına bakacak, nereden Allah aşkına düşecek?”
Mevlana, çözüm kaynağıdır: “Dünya tuzak tır, yemi de istekler”der Böylece, isteklerini azaltıp sade bir hayata talip olanların, tuzağa değil, İlahi aşka düşeceğinibir defa daha hatırlatır.
“Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, Şeytan'dan dert satın alır.” ”Oysaki, “Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci ve mercan da nedir; bir SEVGİLİ'ye harcanma- dıktan, bir SEVGİLİ'ye feda edilmedikten sonra!”
“O SEVGİLİ kimdir?” diye hala düşünen- ler, ya da düşünmeyi bile bir yana itmiş olanlar, Hazreti Mevlana'yı doğru anlayabilirler mi?
Bu Yazı 3246 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar