Haksız Olarak Aleyhimizde Verilen Kararlarda Kaderin Adaletini Nasıl Görebiliriz
..        
Soru: Haksýz olarak aleyhimizde verilen kararlarda kaderin adaletini nasýl görebiliriz?

Cevap: Rabbimiz sonsuz hikmet, rahmet ve adalet sahibi olduðu için elbette bizim için takdir ettiði þeylerin tamamýnda bu sýfatlarýný hâkim kýlmýþtýr. Yani bize ulaþan nimetler olsun, musibet- ler olsun, muhakkak hikmet, rahmet ve adaletin tecellsiyle gerçekleþir. En büyük musibette bile çok hayýrlar ve güzellikler vardýr. Mesela bir adam bir dakika içerisinde gerçekleþen deprem gibi bir musibette ölürse, þehit mertebesine çýkar. Kaybolan mallarý sadaka hükmüne geçer. Depremin ve musibetlerin dýþ yüzü soðuk olsa bile, neticesi ve arka plandaki getirisi çok merhamet tecellileriyle doludur.

Dolayýsýyla masum gibi göründüðümüz bazý davalarda, aleyhimize verilen kararlarýn arkasýnda çok hikmet ve ibretlerin yatabileceðini ve böyle durumlarýn bizi sabretmeye, hatta þükretmeye götürebileceði unutulmamalýdýr. Evet kader, hakiki sebeplere göre hüküm verir, adalet eder. Ama hü- küm veren insanlar, görünüþteki sebeplere göre yanlýþ karar verebilirler. Kaderin adalet ettiði tecelli içerisinde, insanlar zulmedebilirler.

Bediüzzaman bu konuya þöyle bir temsil ile açýklýk getirmektedir: Önceden kimsenin görmedi- ði bir yerde cinayet iþleyen bir adam vardýr. Bu adam daha sonra hýrsýzlýk iþlenen bir mahalde zanlý diye karakola götürülür. Fakat olay mahallinde kendisinden baþka bir adam olmadýðý için, bütün deliller aleyhinde yoðunlaþmýþtýr. Hâkim, hýrsýz- lýðýn söz konusu adam tarafýndan iþlendiði husu- sunda hükmünü verir. Ýþte bu konuda kaderin adaleti ile, meseleyi tahkik etmeden yanlýþ hüküm veren hâkimin zulmü beraber tecelli etmiþtir. Çünkü bu adam, iþlediði cinayetin cezasýný çekmemiþti ve kader cezasýný verip adalet etti. Ama masum olduðu hýrsýzlýk suçundan dolayý hüküm verdiði için hâkim zulüm etmiþtir.
Bu temsile kuvvet veren, iki ayrý peygamber zamanýnda yaþanan iki hadiseyi ve zamanýmýzda Amerika'da yaþanan ilginç bir öyküyü burada vermek çok yerinde olacaktýr. Bu yaþanmýþ hikmetli hadiseler, kaderin verdiði hükümlerde haksýzlýðýn ve zulmün kesinlikle olmayacaðýna çok güzel örnek teþkil etmektedir.

Birincisi: Rivayetlerde vardýr ki, Hz. Musa (a.s) Allah'ýn (c.c) verdiði kararlarda adaleti nasýl tecelli ettirdiðini anlamak için “ Ya Rabbi! Sen nasýl adalet edersin ” diye niyazda bulunur. Cenab-ý Hak (c.c) O'na yol kenarýndaki çeþmenin baþýnda oturmasýný ve beklemesini vahiy eder. Belirli Bbir zaman sonra bir atlý gelir. Çeþmeden su içer, elini yüzünü yýkar, atýný suladýktan ve azýcýk dinlendik- ten sonra, atýna binip oradan uzaklaþýr. Ancak Bu adam atýna binerkeneceði vakit, bir altýn kesesini orada düþürür.

Az sonra bir çocuk gelir, çeþmeden suyunu içip, kabýný doldurup gideceði vakit altýn kesesini görür. Sevinerek alýp yoluna devam eder, kaybolur. Kýsa bir zaman sonra çeþmenin baþýna bir âma ( kör ) gelir, çeþmenin baþýnda ihtiyacýný görüp oyalanýr. Bu arada atlý olan kiþi, altýnýný düþürdüðünü fark eder ve geriye döner. Çeþmenin baþýnda âma olan kiþiyi görünce, ona “ altýn kesemi burada düþürdüm, bana geri ver ” der. Âma “ ben almadým, zaten âma olduðum için böyle bir þeyi görmem mümkün de deðil” diye cevap verir. Atlý, heyecanlý ve azgýn bir tavýrla adama “ senden baþka kim alabilir ” diyerek bir yumruk indirip öldürür.

Bütün bu olanlarý ibretle seyreden Hz. Musa (a.s) “ Ya Rabbi! Bu nasýl bir adalet tecellisi. Keseyi kaybeden atlý, alan çocuk, ölen ise âma olan masum adamdýr.” der. Cenab-ý Hak (c.c.) hikmet diliyle, Hz. Musa (a.s)'a “çocuðun babasý atlýnýn babasýnýn çiftliðinde çalýþýyordu. Fakat ona haksýzlýk edildi ve parasý verilmedi. Bir süreelirli bir zaman sonra çocuðun babasý öldü. Adamýn alacaðý hak, çocuðuna miras olarak kaldý. Çocuk para kesesini almakla, hakkýný almýþ oldu. Âma olan kiþi ise, seneler evvel atlýnýn babasýný kimsenin görmediði bir yerde öldürmüþtdü. Atlý ise, âma adamý öldürmekle babasýnýn kýsasýný aldý. Ýþte adalet böylece yerini buldu” diye cevap verir.
Ýkincisi : Davut (a.s) zamanýnda tembel bir adam vardý. Bu adam daima Allah'a yalvarýp “Ya Rabbi! madem beni tembel yarattýn, öyleyse benim rýzkýmý da helal ve zahnmetsiz bir þekilde bana yolla” diye dua ederdi. Adam bu haliyle herkes tarafýndan tanýnýr ve kýnanýrdý. Bir gün koþarak evine gelen bir öküzü gördüðünde “ Ya Rabbi! Sana þükürler olsun. Duamý geri çevirmeyeceðini biliyordum ” deyip öküzü keser.

Öküzün sahibi durumu öðrenir öðrenmez, öfkeyle adamýn kapýsýna dayanýr ve öküzünün kesilmesinin sebebini sorar. Adam, öküz sahibine “ haksýz yere öküzünü kestiðimi zannetme, ben yýllardýr Allah'tan emeksiz, ama helal bir rýzýk isteyip duruyordum. Cenab-ý Hak bana bu öküzü rýzýk olarak gönderdi. Ben de Allah'ýn bu ihsanýný kestim. ” der. Bu cevap üzerine öküz sahibi deliye döner ve fakir adamý dövmeye baþlar. Bir yandan da uðradýðý haksýzlýðý herkese duyurmak için baðýrýr, çaðýrýr. Adamadan zararýnýn telafisi için de durmadan baský yapaýyor. Yoksa cezasýný vermesi için, Hz. Davud'a müracaat edeceðini söylüyordu.

Nitekim eticede anlaþma saðlanamadý. Kkonu Hz. Davut (a.s)'ýn hakemliðine intikal edertti. Öküzü kesen adam “ Ya Rabbi! Sen benim yüzümü kara çýkarma ” diye içinden derin derin dua ediyordu. Hz. Davut önce davacýyý dinledi, sonra da öküzü kesen adamý dinledi. Adam “ Ya Davut! Herkes bilir ki, tam yedi yýldýr rabbimden helal ve zahmetsiz bir rýzýk istedim. Ben o öküzü hýrsýzlýk niyetiyle kesmedim. Duamýn kabulünden dolayý sevindim ve þükür niyetine kestim” dedi.

Hz. Davut bu adamý dinledikten sonra “ Bu sözünün bir geçerliliði yok. Senin iþlediðin bu fiil haksýz bir fiildir. Çabuk git borcunu öde ” dedi. Verilen bu karardan sonra adam periþan olmuþ bir vaziyette yere kapanarak “ Ya Rabbi! Sýrrým sana ayandýr. Sen Davud'un kalbine doðruyu bildir ” diye niyaz etmeye baþlar. Adamýn bu samimi hali karþýsýnda Hz. Davut (a.s), davacýya “ bana bir gün daha mühlet ver, Allah'ýn izniyle namaza durayým bu davanýn sýrrýna ereyim ” dedi.

Hz. Davut (a.s) namaza ve ondan sonra da tefekküre çekilip niyaza baþladý. Daha sonra Cenab-ý Hak kendisine iþin sýrrýný öðretti. Ertesi gün dava meclisi kuruldu. Davut (a.s) davacýya dönerek “ gel bu öküzü bu fakire helal et. Çünkü Allah senin bazý sýrlarýný gizledi. Sen de bunun þükrü olarak bu öküzü, adama baðýþla” dedi. Adam itiraz ederek “ bu nasýl hüküm, bu nasýl adalet. Ey insanlar uðradýðým bu zulmü görün” diyerek baðýrmaya baþladý. Bunun üzerine Hz. Davut “ ey inatçý! Madem inat ediyorsun. O halde sadece öküzü deðil, bütün mal ve mülkünü de bu adama vermene hükmettim. Buna razý ol, yoksa senin için sonuç daha da kötü olacak ” dedi. Adam bu hüküm karþýsýnda deliye dönmüþ gibiferyadýný ve sesini yükselterekartýrarak Hz. Davut (a.s)'ý adaletsizlikle itham etmeye baþladý.

Bunun üzerine Hz. Davut: “ madem öyle karýn ve çocuklarýn da bu adamýn köleleridir” diyerek hükmü verdi. Bu hükümden sonra adamýn feryadý ortalýðý inletmiþ, artýk iþin sýrrýný bilmeyen halk dta adama hak vermeye ve Davut (a.s)'ý tenkit etmeye baþladý. Bunun üzerine Hz. Davut (a.s) “ madem iþ bu noktaya geldi, bu sýrrý açýklamam gerekir. Haydi beni takip edin” dedi.

Önde Hz. Davut, arkada da davacý, davalý ve kalabalýk bir halk kitlesi olmak üzere þehrin dýþýna çýktýlar. Dallarý çadýr gibi her yana yayýlan gür bir aðacýn altýna geldiler. Davut (a.s) “ bu aðacýn altýnda bana kan kokusu geliyor. Bu davacý olan adam ilk önceleri bir köleydi. Sahibini öldürüp buraya gömdü. Öküzü kesen bu adam ise, öldürülen o adamýn oðludur. O zamanlar küçük bir çocuk olduðundan bir þeylerden haberi yoktu. Allah bu katilin günahýný örttüðü halde, nankörlükten þükretmedi. Bir öküz için eski efendisinin oðlunu periþan etmeye kalkýþtý. Cenab-ý Hakkýn örttüðü sýr perdesini kendi eliyle yýrttý ve gerçeði ortaya çýkardý.” deyince, herkes Allah'ýn bu adaletine hayran kaldý.

Üçüncüsü: Amerika'nýn San Diago eyaletinde Amerikan Adli Týp Derneði tarafýndan düzenlenen ödül yemeðinde konuþan baþkan Don Harper Mills, dinleyicilere aþaðýdaki düþündürücü hadiseyi anlatýr.

“23 Mart 1994 tarihinde Ronald Opus adlý bir kiþinin cesedini inceleyen adli tabip, onun kafasýndan yediði kurþunla öldüðü sonucuna vardý. Ölen kiþi on katlý bir binanýn tepesinden intihar niyetiyle atlamýþtý. Bu kiþinin intihar etmesine sebep olan durumu, umutsuzca geride býraktýðý bir notta izah etmiþti.

Ronald atlarken çok enteresan bir durum geliþti. Dokuzuncu katýn önünden düþtüðü anda, pencereden gelen bir kurþuna hedef olmuþ ve bu kurþun hayatýný bitirmiþti. Sekizinci katýn penceresi hizasýnda cam silicileri korumak gayesiyle konulmuþ aðlar vardý. Fakat bundan atlayanýn haberi yoktu. Kurþun patlamamýþ olsaydý, sebeplere göre bu adamýn ölmesi gerçekleþme- yecekti.”

Dr. Mills dinleyicilerin meraklý bakýþlarý içerisinde anlatýmýna devam etti. “tespitlerime göre, intihara kalkýþan birisinin hazýrladýðý mekanizma saðlýklý iþlemese bile, bu niyetini eninde sonunda yine baþaracaktýr. Dolayýsýyla ölen kiþinin dokuzuncu kattan gelen kurþunla ölmesi, ölümünü intihardan cinayete çevirmemeliydi. Fakat yine de silahýn patlama sesinin sebeplerini araþtýrmak bir görevdi.

Yapýlan araþtýrmalar neticesinde aklý zora sokan bazý geliþmelerin olduðu müþahede edildi. Þöyle ki, silahýn patladýðý dokuzuncu katta, yaþlý bir çift yaþýyordu. Bunlar sýk sýk tartýþýrlardý. Hatta tartýþma anlarýnda adam, karýsýný silahla tehdit edip korkutuyordu. Olay günü adam, yine karýsýna tehdit amaçlý silahý doðrultup tetiði de çekmiþti. Fakat mermi karýsýný ýskalamýþ ve o anda aþaðýya düþen Opus'a isabet etmiþti. Bir adam “A” þahsýný öldürmeye teþebbüs ettiði halde, “B” þahsýný yanlýþlýkla öldürürse, “B” þahsýný öldürmekten suçlu tutulur. Fakat iþin içerisinde bir gariplik zinciri vardý.

Bu suçlamayla karþý karþýya kalan çiftin her ikisi de silahýn boþ olduðundan kesinlikle emindiler. Yaþlý adam uzun zamandan beri karýsýný korkutmayý adet haline getirmiþ, fakat kesinlikle öldürme niyeti yoktu. Böylece ölen kiþinin bir kasýtla ölmediði ortaya çýktý. Silah boþ olduðu halde, nasýl doldurulduðu konusu zihinleri meþgul edip araþtýrmaya sevk etti. Yapýlan derin araþtýrmalar sonucunda, kazadan altý hafta önce yaþlý çiftin silahýnýn, çocuklarý tarafýndan doðruldu- ðunu gören bir tanýða ulaþýldý.
Mesele gittikçe karmaþýk bir hal almaya doðru gidiyordu. Anlaþýldýðýna göre, yaþlý kadýn oðlun- dan mali desteðini çekmiþti. Çocuklarý da babasýnýn annesini silahla korkutma temayülünü biliyordu. Böylece annesini öldürür umuduyla, babanýn silahýný doldurmuþtu. Ýþte babasýnýn silahýný, annesini öldürsün diye dolduran kiþi, ölen Ronald Opus'tan baþkasý deðildi. Opus annesinin ölmediði ni ve planýný baþaramadýðýný anlayýnca bunalýma girer ve intihara niyet eder. Bu nedenle, babasýnýn oturduðu on katlý binayý kendisine seçer. Oradan atlarken babasý silahýný patlatmýþ ve atlamaktan deðil, kurþundan ölmesi mukadder olmuþtur. Demek ki Allah (c.c) ezeli ilmiyle Opus'un intihar etmek istediðini biliyor. Annesi için hazýrladýðý tuzaða kendisi düþmüþ ve intiharýný kendi kurþunundan gerçekleþtirmiþ oldu.” Bu gibi hadiselerden kaderin adalet tecellisini körler bile mükemmel görebilir.


Bu Yazı 2652 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar