Hastalara En Tesirli İlaç; Ziyaret
..        
Bazen hastanelere yolum düştüğü zaman, sanki bütün İstanbul'un buralara toplandığını düşündü- ğüm olur. Biraz abartılı bir dünce ama biraz daha detaylı düşününce hakikat payının yok olmadığını görmek mümkün. Hangi hastaneye baksak bir koşuşturmaca, bir telaş ve bir o kadar da yoğunluk görmek mümkün. En azından her insanın bir şekilde hastanelere gittiği bir zamanda yaşıyoruz.
O zaman ister istemez eski zamanlara gidiyorum hayalen. O teknolojinin çok sınırlı olduğu, hastanenin adının bile olmadığı zamanlara gidiyorum. Hem imkânlar daha kısıtlı, hem düzenli beslenmeyi bırakın, beslenme çok yeterli değil. Buna rağmen insanlar bir şekilde idare etmesini bilmişler. Bediüzzaman gibi bir zatın hayatına baktığımız zaman imkânsızlıklar ve yoksunluklar içerisinde geçen bir hayata rağmen dünyevî şartlarda 83 sene gibi bir hayat sürdürdüğünü görüyoruz. Bugünün bütün imkânları, düzenli ve yeterli beslenme imkânlarına rağmen çoğu insan hastalıktan o yaşa eremeden bu dünyaya veda ediyor.
Bu, mercek altına alınması ve özel araştırma yapılması gereken önemli bir konudur. Ama benim asıl olarak üzerinde durmak istediğim konu; hasta yakınlarımızı ziyaret etmek. Yeni yeni hastalıkların ortaya çıktığı, hastalıkların arttığı bir zamanda hastaları ziyaret etmek ve onlara gerekli olan moral ve motivasyon takviyesini yapmak görevi, biz yakınlarına düşüyor.
Hasta ziyaretleri hem dinimiz hem de örfümüzce oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu ziyaretle hastalara moral verilmiş olup yalnız olmadığı kendisine hissettirilir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), “Bir hasta ziyaretine gittiğiniz zaman, ömrü ve hastalığı hakkında güzel sözler söyleyip moral veriniz. Bu nevi sözler hiçbir şeyi geri çevirmeyip değiştirmezse de hastanın gönlünü hoşnut eder” buyurmuşlardır. (Timizî, Tıb: 35; İbni Mâce, Cenâiz: 1)
Ziyareti aksatmak uygun bir davranış değildir. Ancak günümüz şartlarında her zaman müsait olunamayabiliyor insan. Veya mesafenin uzaklığın- dan dolayı ziyarete gitmek sıkıntıya neden olabilir. Bunu telafi etmek de çok kolay. En azından telefon kullanılabilir. Bu da bir nevi ziyaret sayılır. Çünkü ziyaretin amacı hastaya yalnız olmadığını göster- mek ve sevenlerinin yanında olduğunu hissettir- mektir. Hasta, sevenlerinin tatlı sözleri ve belki güler yüzleri sayesinde elde ettiği moral gücüyle hastalığını daha kolay aşar.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir kutsi hadiste şöyle buyurmuşlardır:
“Allah, kıyamet gününde,
Ey Âdemoğlu! Hastalandığımda beni neden ziyaret etmedin, diye sorar. Âdemoğlu:
Ben seni nasıl ziyaret edebilirim ki! Sen âlemlerin rabbisin, diyecek. Allah:
Filan kulum hastalandı da sen onu ziyaret etmedin. Bilesin ki onu ziyaret etmiş olsaydın, Beni (rızamı, mükâfatımı) onun yanında bulurdun...” (Müslim, Birr: 43)
Hastayı sıkmamak şartıyla ziyarette bulunmak, hasta için moral vesilesi olduğu gibi, ziyarette bulunan için de günahların affedilmesine vesiledir. Peygamber Efendimizin (a.s.m.) hiç aksatmadığı bir sünnetidir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), “Hastaların duasını alınız, çünkü onların duası makbuldür” buyurmuştur. (İbni Mâce, Cenâiz: 1; Deylemî, Müsnedü'l-Firdevs, 1: 280)
Peygamber Efendimizin (a.s.m.) azatlı kölesi Sevban (r.a.), Resulullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Bir hastayı ziyaret eden kimse, ziyarette bulunduğu müddetçe Cennet hurfeleri içindeymiş gibi olur.
Ya Resullallah cennet hurfesi nedir, diye soruldu. Resulullah (a.s.m.):
Cennetin olgunlaşıp toplanmış olan meyveleri- dir, şeklinde cevap verdi. (Müslim, Birr: 42; Tirmizî Cenâiz: 2)
Hasta ziyaretlerinde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunlara uymak, hastayı rencide edici davranışlardan uzak durmak ve sıkmamak gereklidir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), “Hasta ziyaretinin en hayırlısı en hafif (en kısa) olanıdır” buyurmuşlardır. Hastanın halini düşünerek, daha yerinde davranmak, belki de ziyareti kısa tutmak, olgun bir mümine yakışır bir davranış olacaktır. (Kuza'i, Şihabü'l-Ahbar)
Hasta kişinin özel halleri olabilir. Misafirler karşısında sıkıldığı için zor durumda kalabilir. Bunu dikkate alarak ziyaretleri kısa tutmak daha isabetli olacaktır. Hatta gitmeden önce aramak, ziyaretin gün ve saati hakkında bilgi verip öyle gitmek daha uygun olacaktır.
Yerinde ve yeterince yapılan hasta ziyaretinde büyük sevapların olduğu muhakkaktır; ancak bu hususta bazen kantarın topuzunu kaçıranlar da yok değil. Kimisi, belki birkaç dakikalık bir ziyareti saatlere çıkarırken; kimi de hiç ziyarete gitmez. Eski tabirle biri ifrat, öteki tefrit. Her ikisi de zarar.
Bir adam ağır bir hastalığa yakalanan yakınını ziyarete gider. Saatlerce oturur. Hasta bu durum- dan epeyce bir rahatsız olur. Hastanın yakınları her ne kadar halleriyle, hareketleriyle anlatmaya çalışsalar da bir türlü adamı göndermek konusun- da başarılı olamazlar. Vakit bir hayli ilerledikten sonra nihayet adam gitmek için müsaade ister. Tam derin bir “oh” çekeceklerken, adam, giderayak hastaya döner ve:
Benden bir isteğin var mı Hüseyin amca, diye sorar. Hasta:
Evet, var, der. Adam:
Nedir, diye sorunca, hasta, çok sıkılmış olmanın verdiği fevrilikle:
Bir daha bir hastayı ziyarete gittiğin zaman yanında çok oturma, şeklinde cevap verir.
***
Kutsi hadis: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Allah'ın bildirdiklerini aynen naklettiği hadislerdir.
Bu Yazı 2433 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar