Hayata Bakış
..        
H azreti İbrahim'i tevhit davasından ve tebliğden vazgeçiremeyen Nemrud, çaresiz kaldığı mücadelede, iktidarını ve itibarını koruyabilmek için Hz. İbrahim'i öldürerek yok etmeye karar verir. Fakat bu sıradan bir ölüm olmamalıdır. Tüm ülke halkına ibret olacak, dillere destan bir ölüm olmalıdır bu. Taki Nemrudun gücü, saltanatının ihtişamı, kudreti iyi anlaşılsın da bir daha hiç kimse ona itiraz etmeye, başkaldırmaya cüret edemesin hatta hayalinden bile geçirmesin. Onun için de Hz. İbrahim'in halkın gözü önünde, dev bir ateş içinde yakılarak öldürülmesi kararlaştırılır. Ülkenin her yerinden yük yük odunlar toplanır. Bugün Urfa'da Balıklı Göl'ün bulunduğu mevkide odundan bir dağ vücuda getirilir. Karşı tepeye bir mancınık kurulur. Ateşin hararetinden dolayı mancınıkla ateşe atılacaktır İbrahim (a.s.). Dev odun yığını ateşlenir. Küçük bir dağı andıran odun yığını bir anda korkunç bir ateşe, müthiş bir yangına dönüşür. Ve karşı tepeden mancınıkla Hz. İbrahim'i o müthiş ateşin içine atarlar. Her şeyin dizgini onun elinde olan, her şey onun bilgi, takdir ve tasarrufu ile olan, en küçük atom çekirdeğinden milyonlarca yıldızı bünyesinde bulunduran galaksilere kadar her şey onun mülkü, onun sevk ve idaresinde olan kainatın sultanı, yüce yaratıcı, Hz. İbrahim'in ve tüm mahlukatın Rabbi, ateşe emreder: “Yakma” Rabbinin emriyle ateş yakmaz İbrahim Aleyhisselam'ı. Serinlik verir. Cennetten bir köşe olur. Gül bahçesine döner. Odun dağının ateşlenmesi anında çok ilginç ve çarpıcı bir hadise meydana gelir. Bazı rivayetlere göre bir karınca, bazı rivayetlere göre de bir güvercin ağzına bir damla su alıp yangını söndürmeye koşmuştur. Sorarlar; ne yapıyorsun? Derler: Şu bir damlacık su ile söner mi bu dev yangın? Derki: “Olsun. Safım belli olur hiç olmazsa. İbrahim'e taraftar olduğum, İbrahim'in Rabbine iman ettiğim, Nemrud'un küfrüne ve zulmüne karşı çıktığım, yangını söndürmek istediğim, İbrahim'i kurtarmak istediğim…belli olur. “KİMİN SAFINDA OLDUĞUM BELLİ OLUR..” demiş mübarek. Hz. İbrahim'i (a.s.) yakmak için hazırlanan yangın, onun fani dünya hayatındaki cesedini yakacak ve onu Rabbine kavuşturarak ebedi cennet saadetine mazhar edecektir. Onun yangını 50-60 senelik dünya hayatını yakacaktı. Allah emretti ateş yakmadı ve onun için bir selamet mekanı oldu. Ancak, günümüzde öyle bir yangın var ki; Nemrudun ateşinden kıyaslanamayacak kadar daha şiddetli, dehşetli, korkunç bur yangın bu. Üstelik bu yangın gül bahçesine de dönüşmüyor. Sürekli yakıyor, yakıyor, yakıyor, her an dehşet saçmaya devam ediyor. Çünkü bu yangın, insanların imanını, ahlakını, hem sonsuz ahiret saadetini hem de bu dünyadaki huzur ve mutluluğunu yakıyor. Bazen ekranlarda seyrederiz. Cayır cayır alevler içinde yanan bir ev. Anne-baba dışarı çıkmış. Evlatları evde yangının ortasında kalmış. Çığlık, feryat, figan, anneciğim babacığım ne olur kurtarın beni feryatları… Bırakın o anne-babayı gören herkesin yürekleri parçalanır. Dayanılmaz bir acı ve ızdırap kaynağıdır bu durum. Geçtiğimiz günlerde Moskova'da bir iş yerinde çıkan yangında 13 kişi 8. kattan atlayarak öldüler. Demek ki yangın çok dehşetli bir şey. Yanarak ölmektense, yere çakılarak ölmeyi tercih ettiler. Ama biz daha dehşetli ve şiddetli bir yangından söz ediyoruz. İnsanların sonsuza kadar cehennem ateşinde yanmasına, sonsuz cennet saadeti ve Rabbinin rızasını kaybetmesine neden olacak bir yangındır bu. İnançsızlık ve ahlaksızlık yangınından söz ediyoruz. Bediüzzaman Hazretleri bu yangının acısını yüreğinde hisseden bir zat. “Karşımda müthiş bir yangın var. İçinde evladım yanıyor. İmanım tutuşmuş yanıyor. Ben o yangını söndürmeye koşuyorum…” diyor mübarek zat. Yangın bütün şiddetiyle, etrafa dehşet saçmaya devam ediyor. İman ve Kur'an hakikatlarına, Resulullah (s.a.v) efendimizin sünneti seniyyesine ve güzel ahlak değerlerimize karşı çok şiddetli bir saldırı var. Bizim insanlarımızın imanı ve ahlakı yok edilmek isteniyor. Birileri bu dehşetli inançsızlık ve ahlaksızlık yangınını sürekli körüklüyor. Benzin dökerek yangının dehşetini ve şiddetini artırmaya çalışıyorlar. Yangına körükle gidenler çok kalabalık, maddi imkanları da çok fazla, çok iyi donanıma sahipler, çok modern teknikler ve yöntemler kullanıyorlar… ve bıkmadan usanmadan sürekli yangını körüklüyorlar. Yangını söndürmeye koşanlar ise, hem çok az sayıda, hem imkanları çok kısıtlı, daha ilkel yöntemler kullanıyorlar, yangını söndürebilme konusunda yetersiz ve çaresiz kalıyorlar. Siz, ey vatanını, bayrağını, milletini, Kur'anını, Peygamberini, kendi evladını, kendi anne-baba ve kardeşlerini sevenler. Karşıdan bakmayın, yangına seyirci kalmayın. Sizde koşun! Yangını söndürmek isteyenlere yardımcı olun. Hiçbir şey yapamıyorsanız yangından nefret edin, yangını söndürmeye çalışanların muvaffak olabilmesi için dua edin, dua edin. Sakın duyarsız kalmayın. Çünkü yanan sizin evladınızın, annenizin, babanızın, kardeşinizin, komşunuzun imanı ve ahlakı. Sonsuz cennet saadetinden mahrum bırakılıp, sonsuz cehennem azabına düşürülmeye çalışıyorlar. Son pişmanlık fayda vermez. “Bir damla su” ile de olsa sizde yangını söndürmeye koşun. SAFINIZ BELLİ OLSUN. Hizmetiniz çok sınırlı ve küçük te olsa; NİYETİNİZ BÜYÜK OLSUN.
Bu Yazı 2775 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar