Hayatı AllahVerdi; Ölümü veren de O dur
..        
“Veyumit”
Yani: Mevti veren odur. Yani: Hayat vazifesinden terhis eder, fâni dünyadan yerini tebdil eder, külfet-i hizmetten âzad eder. Yani: Hayat-ı fâniyeden, seni hayat-ı bâkiyeye alır. İşte şu kelime, şöylece fâni cin ve inse bağırır, der ki:
Sizlere müjde! Mevt îdam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i Ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksandokuz ahbabın mecma'ı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır....
Risale-i Nur külliyatındaki bu beşaret dolu cümleler olmasa idi acaba ölüme bakış açımız nasıl olurdu...Ölüm hengamında geride kalanların
tesellisi ne ile olurdu....
Üstad Bediüzzaman hazretleri 11 kelimeye ayırdığı ve 11 kelimesinde ayrı bir beşaret var diye ifade ettiği ve her bir müjdede insanlığa ayrı ayrı teselliler ve sevinçler izhar ettiği kelime-i tevhidiye de biz insanlara zindanlar içinde nuru,hüzün içinde süruru,fakirlik içinde zenginlikleri izhar etmiştir.Bu kelimeler içerisinde öyle bir kelime var ki;ölümü başka hiç bir kaynakta bu kadar manidar bulamayız.
Herşeyden evvel ölümün manası sıradan basit bir olay olmadığını,adeta bir askerlik misali dünyadaki vazifelerimizin nihayete erdiği anlamına gelen,aslında ölmek denen olgunun sadece bir yer değişimi,bu değişimle birlikte dünyadaki bütün vezaif ve sorumluluklarımızdan bir azad ediliş anlamına geldiğini bizim aciz kafamıza bulanık ruhumuza fehm etmek adına yakınlaştırmıştır.Buradaki muvakkat dünya hayatının 60-70 sene ile sınırlandırıldığını düşünürsek,ölüm ile birlikte aslında ebedi bir hayatında başlangıcının ilk basamağı olduğu müjdesini vermiştir....
Meşhur kelime-i tevhidiyede ki veyumit kelimesinin derinliklerinde daldıryor Risale-i nur bizleri,daldıkça feraha daldıkça surura boğuluyor insan...Müjdeler devam ediyor...Ölümün idam olmadığını, yokluk olmadığını sevdiklerimizden ve sevdiklerinden ebedi manada bir ayrılık olmadığını herşeyden önemlisi tesadüf ve sahipsiz bir fiil olmadığını sadece mekandan müteşekkil bir rotasyon olduğunu,üstelik asıl vatanımıza bir sevkiyat niteliği taşıyan ebedi mahiyette bir rotasyon olduğunu müjdeliyor...Neden asıl vatanımıza??İlk insan,ilk peygamber olan Hz.Adem(a.s)ın cennetten çıktığını düşündüğümüzde insanlığın ana vatanının Cennet olduğunu görüyoruz.Ölüm ile birlikte mümin insanın asıl vatanına sevkiyatı işte ölüm ile birlikte başlıyor.Tren seyahatinde istasyonlarda duran tren misali,istasyon istasyon adım adım cennete yolculuk...
Derinlerde dalmaya devam ettiğimizde gördüğümüz başka müjdelerde var sadece bu kadar değil..Hani insanın çok sevdiği yakınları o yolculuğa kendinden önce gitmiştir...Bu;insanın annesi olabilir,babası olabilir,eşi yada çocuğu olabilir,dedesi olabilir,yada çok sevdiği bir yakını olabilir.Sevdiklerimizden birini uzak diyarlara yolculuğa gönderirizde hani çok özleriz,geleceği günü yada o na gideceğimiz günü umutla ve sevinçle ve özlemle iştiyakla bekleriz.İşte bu kelime beşaret içinde beşaretler sunarak bizlere sesleniyor..
Ölüm sevdiklerinize kavuşmadır diye..ebedi ayrılık yokki üzülmeyiniz diye..kavuşacaksınız diyor,fazr edin ki uzunca bir seyahate gitti,üstelik sabrederseniz size ebedi bir birliktelik var...!
35 Yaşlarında bir dostumuz temmuz ayı içinde evliliğinin tek meyvesi olan bir tek erkek evladını kaybediyor elim bir trafik kazasında.
Anneye ikinci bir doğum izni vermiyor doktorlar sağlık nedenlerinden dolayı.10 yaşında şehitlik mertebesini arzu eden o minik yavruyu kendi elleriyle toprağa gömüyor baba.İkinci kez baba olma ihtimali çok zayıf...Ama tek tesellisi var inancı gereği''çocuğum beni cennet kapısında bekleyecek''diyor gururla,sevinçle,hüzünle,sessiz gözyaşı damlalarıyla.Ölümün sevdiklerine kavuşmak demek olduğunu anlamayan bir baba, kendini hangi oyuncakla avutur acaba.Yada dünya saadetleri de yaşasa ,bu muvakkat dünya zindandan farklı bir anlam taşır mı?dünyanın tadı tuzu kalırmı..?
Zahiren ölüme bakıldığında insanın sevdiğini çocuğunu,annesini babasını 2 metrekarelik daracık toğrağa gömmesindeki vahşetengiz hali nasıl izah edebiliriz.Zahiren bakarsak vahşetengiz,hakikati görürsek teskere..terhis...yolculuk..cennet..kavuşma..!
Müslüman olmak..inanan bir insan olmak..mümin doğmak..mümin yaşamak..müslüman bir beldede müslüman bir anne-babadan olmak
bunlar bizler için şükre medar olacak şeyler..zira ecnebi bir memlketette ecnebi bir anne-babadan müslüman olmayarak da yaşayabilirdik..
O vakit bu müjdelerdeki hakikatleri görebilirmiydik..anlayabilirmiydik kendimizi yada sevdiklerimizi ölüm son değil diye teselli edebilirmiydik...bu müjdeler bizler için dahi anlam taşımazdı.Sırf bu müjdeler için bile olsa inançlı bir insan olmanın verdiği sevinci ve huzuru acaba dünyada verecek bir gerçek varmıdır.?Hangi felsefe akımı,hangi materyal kafa,hangi eğlence anlayışı,hangi muvakkat dünya saadeti bu huzuru bu teselliyi verebilir insan oğluna...
Yakın zaman içerisinde babasını kaybetmiş biri olarak teselli bulduğum hiç bir hakikat yoktu 7.kelimenin verdiği teselliden başka.
Şükürler olsun ki 7.kelimeyi ve diğer kelimelerdeki gerçekleri görebilecek bir dairenin içersindeyiz.Şükürler olsun ki kimsenin tesellisine ihtiyaç bırakmaksızın Bediüzzaman Hazretlerinin eserleri bu vazifeyi yapıyor..Binler şükran sana risale-i nur..yüzbinler şükran sana eyyühel üstad..milyon kere şükran sana ey alemlerin tek sahibi....
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

Bu Yazı 1837 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar