Hayme Ana ve Torunları
..        

Tarihçilere göre; Kayı aşireti, yeni bir yurt bulmak ve Batının verimli topraklarını vatan edinmek için Horasandan göç etmişlerdir.
Gündüz Alp idaresindeki kayı aşireti ilkönce Ahlat yöresine yerleşmiş ve uzun süre burada kalmışlardır. Daha sonra tekrar batıya doğru göç başlar. Fırat nehrini geçerken Gündüz Alp boğularak vefat eder. Ve yerine oğlu Ertuğrul Gazi Bey olur. Ertuğrul Gazinin kardeşleri göçe devam etmek istemese de, Onun hedefi Batıya, Bizans topraklarına derya/deniz kıyılarına yerleşmektedir. Onun için kayıların bir kısmı göçe devam etmese de, Ertuğrul Gazi göçü devam ettirir.
Göç esnasında bir gün öncü kuvvetler ileride bir ovada iki ordunun meydan savaşı yapmakta olduğunu bildiriler. Durum tahkik edilir. Kalabalık bir Moğol ordusu ile zayıf bir Selçuklu ordusu savaşmaktadır. Selçuklular savaşı kaybetmek üzeredir. Aşiret Divanı derhal toplanır. Bir tarafta Allah Allah… diyen dindaşlar savaşmakta…, diğer tarafta da Lu, Lu Lu.., diyen küffar ordusu. Üstelik İslam ordusu zor durumdadır. Törelere göre zayıfa yardım etmek gerekmektedir. Derhal savaş kararı alınır ve dolu dizgin saldırılır kafir Moğol ordusuna. Sonuç, İslam ordusunun zaferidir.
Durumu öğrenen Selçuklu Sultanı çok memnu olur. Kayı boyuna ve onun değerli Beyine iltifatlarda bulunur ve onu uç beyi olarak tayin ederek Söğüt yöresini Yurt olarak verir.
Hayme Ana, Ertuğrul Gazinin annesi ve Gündüz Alp'in hanımıdır. Oğlu Ertuğrul Gazi ile birlikte Söğüt ve Domaniç yaylalarına gelmiş, Domaniç yaylasında Eylül ayı içerisinde vefat ederek, bugün Çarşamba köyünün bulunduğu yere defnedilmiştir.
Hayme Ana hakkındaki mevcut yazılara, özelliklede Tavşanlı ve Domaniç yöresi araştırmacılarının yazılarına baktığımız zaman; aşırı abartılı ve tarihi gerçeklerle uyuşmayan bir takım methiyelerle karşılaşıyoruz:
“Hayme Ana, Kutlu Kayı boyunun lideri, komutanı, derleyicisi ve devlet kurucusu gibi pek çok özellikleri şanlı kişiliği ile birleştirmiştir. O Devletin direğidir. Kocası Gündüz Alp'in vefatından sonra dağılma noktasına gelen Kayı boyunu Aşağı Sakarya Vadisine, daha sonrada Domaniç Çarşambaya selametle getirerek cihanın en büyük devleti olan Osmanlı İmparatorluğunun temelini atmıştır…”
Beyler bu ifadeler, Hayme Anayı yüceltmez. Bu söylemin hiçbir tarihi gerçeği yoktur. Hayme Anadan söz ediyoruz. Şeddeli bir Hürrem Sultandan değil. Büyülteceğiz derken lütfen o mübarek Hanımı küçültmeyin. Sizin tarifini yaptığınız tamamen hayali bir Hayme Ana gerçekle hiçbir ilgisi yok.
Gündüz Alp vefat ettiği zaman, Ertuğrul Gazi 40 yaşlarında, akıllı, zeki, iyi eğitim almış, bilgili, şuurlu, gelişmeleri ve konjöktürü iyi bilen, strateji dehasına sahip yiğit bir kahraman idi. Kadın öğütleri ile yol tutacak, Devlet idaresinde Ana kucağına sığınacak basiretsiz ve beceriksiz bir Bey değildir.
Evet Hayme Ana büyüktür, hem de çok büyüktür. Öyle ki bu gün hiç birimizin kavrayamayacağı kadar büyüktür Hayme Anamız:
Öncelikle o çok iyi bir insandır. İslam'ın bütün güzel ahlakını, yüce seciyelerini kişiliğinde taşıyan iyi bir insandır. Allah Resulünün (SAV) sünneti seniyesine ömrü boyunca uygun yaşamış, kendisine Cennet kadınlarının efendisi olan Hz. Hatice Validemizi, Hz. Aişe ve Hz. Fatıma'yı örnek almış ve onların yaşadığı gibi yaşamaya azami gayret ve özen göstermiş iyi bir kuldur Hayme Ana.
Hayme Ana, kocasına iyi bir eş, iyi bir hanımdır. Her zaman, her yerde tüm şartlarda o kocasının arkasında, ona destek, can yoldaşı, sadık, sadakatli ve evini bir cennet köşesine çevirerek kocasına mutluluk ve huzur veren bir can yoldaşıdır Gündüz Alp için.
Hayme Ana iyi bir Anne dir. Ulu çınarlar, yüce ağaçlar verimli ve temiz topraklarda yetişir. O çok iyi bir annedir, tıpkı Alparslan'ın fatih'in, Selim Han'ın, Bediüzzaman'ın annesi gibi… Ömrü boyunca haram yememiş, harama bakmamış, zorunlu haller dışında kazaya namaz bırakmamış, yalan, kötü söz, hile, emanete hıyanet nedir hiç bilmemiş, komşusu açken tok yatmamış, hak hukuk gözetmiş, kul hakkı yememiş… Hamile kaldığı andan itibaren abdestsiz yere basmamış, Bebeğinin kulağına ezan ve kamet okutarak ona helal süt vermiş ve asla abdestsiz emzirmemiş.
Hayme Ana iyi bir Öğretmendir. Çocuklarına daha bebekliğinden itibaren ninni olarak fetih türküleri ve cihad şarkıları mırıldanmış, bebeğinin kulaklarını Kur'an sedalarıyla doldurmuş, bebeğine ilk kelam olarak “Allah bir, Peygamber hak” demeyi öğretmiş ve daha çocukluğundan itibaren yüce gayelere aşık etmiştir yavrularını.
Hayme Ana iyi bir ninedir. Çocuklarına yaptığı ilk öğretmenliğin aynısını zamanı gelince torunları içinde yapmış, torunlarının ilahi aşk ve cihad ruhu ile dolmasında çok önemli rol oynamış.
İşte Hayme Ana'yı çok yüce kılan bu yüce seciyelerdir. O iddia edildiği gibi bir “Devlet Kadını” değil mütevazi bir Müslüman Türk kadınıdır. Ancak Ertuğrul Gazi gibi Dahi bir Kahramanı doğurup, yetiştirebilecek iffet ve fazilet sahibi bir hanımdır.
Hayme Ana bizim için, torunları için yani 21. yy. Müslüman Türk kadını için bir örnek modelidir. Aynı, Hz. Hatice'nin, Hz. Fatıma'nın, Hz. Aişe ve diğer mübarek Salihaların bizlere örnek birer model olduğu gibi.
21. yy. Müslüman Türk kadını, bir ninesi Hayme Ana'ya, bir de kendisine bakmalı; karşılaştırma ve sonrada nefis muhasebesi yapmalıdır: Acaba iyi bir insan, iyi bir kul, iyi bir eş, iyi bir hanım, iyi bir anne ve çocuklarım ve torunlarım için iyi bir öğretmen miyim diye.
Eylülün ilk haftası Domaniç'in Çarşamba köyünde “Hayme ana'yı anma töreni” düzenlenecek.
Merhum Hayme Ana'mıza Allah CC. Gani gani rahmet etsin. Mekanı cennet olsun, Allah'ın sonsuz rahmetine ve Resulullah'ın Şefaatine mazhar olsun…
Ruhuna Fatiha…!


Bu Yazı 2726 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar