Hiçlik Kuramı ve Yaratılış
04.09.2013        

HİÇLİK KURAMI VE YARATILIŞ

Prof. Dr. Adem Tatlı

 

 “Yaratılış” konusunda bazı çevrelerde şöyle bir soru dillendiriliyor: Einstein'ın hiçlik kuramı kesindir, bu sayede zamanın olmadığını anlıyoruz ve Kuran hiçliği kabul etmiyor. Bu nasıl çelişki?

Einstein'ın hiçlik kuramı şudur: Evren, HİÇLİK'ten, yokluk âleminden kendiliğinden bir anda doğmuştur. Bir yaratıcı tarafından yaratılmamıştır. Burada gözden kaçırılmaması gereken şudur: Hiçbir şey yok iken, zaman ve mekân dahi yok iken, bir anda evreni oluşturan tüm madde yığını nasıl meydana gelmiştir? Ve rastgele, tesadüfî bir patlamanın eseri olarak dev bir alanda inanılmaz derecede hassas dengeler nasıl oluşmuştur? En önemlisi, tüm evreni, içindekileri ve düzeni yaratan irade nedir?

Bir yaratıcıyı kabul etmeyenler, bu soruları ya nazara vermemektedirler, ya da elementlerin ve sebeplerin hâsıl ettiğini ileri sürmektedirler. Nitekim ünlü Amerikalı materyalist Harlow Shapley, bu konudaki inancını şöyle ifade eder: "Bazıları hala tutucu bir şekilde 'başlangıçta Allah yarattı' fikrini savunuyorlar, ama ben 'başlangıçta hidrojen yarattı' diyorum.

Hidrojen, akıllı, bilinçli, karar veren, irade sahibi bir varlık mıdır ki, bu kâinatı yokluk âleminden bir anda varlık âlemine çıkarsın? Hidrojen böyle olmadığı gibi, hiçbir madde, maddeyi oluşturan başka hiçbir element akıl ve bilinç sahibi değildir. Hâlbuki evrende üstün bir aklın varlığını ispatlayan bir tasarım vardır ve bu evrenin Yaratıcı'sının madde-ötesi, sonsuz güç, bilgi ve sonsuz bir İrade sahibi olduğunu gösterir.

Kısacası, modern bilimin bulguları bir yandan materyalist dogmanın ileriye sürdüğü, maddenin ezeli olduğu fikrini geçersiz kılarken, diğer taraftan Kur’an ayetleri ile haber verilen gerçekleri doğrulamaktadır. Çünkü evren materyalistlerin sandığının aksine, maddenin içindeki birtakım tesadüfler ile değil, Allah'ın yaratmasıyla var olmuştur ve Allah'tan gelen bilgi, şüphesiz kâinatın geçmişi hakkındaki en doğru bilgidir.

Kur’an-ı Kerim, atomdan galaksilere kadar her şeyi Allah’ın yarattığını bildirmektedir. Burada yanlışlık Kur’an’da değil, Harlow Shapley gibilerin düşüncesindedir. Evren başlangıçta yoktur. Yok olan bir şey, yokluk âleminden varlık âlemine kendisini nasıl çıkaracaktır? Evrenin sonradan yaratıldığı, Big Bang teorisi ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu teori,  evrenin bütün bir anda aniden genişlemeye başladığını kabul eder. Kâinatın bütün parçalarını genişleten, onu yokluktan varlık âlemine çıkarıp, güneşi orada bırakıp, dünyayı buraya yerleştiren, bir yaratıcı vardır. Bilimsel düşünce de bunu böyle kabul etmektedir. Yapılan iş hem sonsuz sayıda ve hem de bir gaye ve hikmete göre ölçülü ve planlı yapılmıştır.

Kur’an’da Allah’ın kâinatı yoktan yarattığına şöyle işaret edilir: "O (Allah) gökleri ve yeri yoktan var edendir" (Enam Suresi, 101).

Kur’an’da göklerin ve yerin yaratılışında bir örnek alınmadığı belirtilir:  “O (Allah) gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır…” (Enam Suresi, 101).

Günümüzden 14 asır önce insanların evrenle ilgili bilgileri çok sınırlı iken, Kuran, Big Bang teorisinin ortaya koymaya çalıştığı gibi, tüm evrenin, çok küçük bir hacimde bir arada iken ayrılıp genişlemesiyle ortaya çıktığını şöyle bildirir: “O inkâr edenler görmüyorlar mı ki (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişikken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?” (Enbiya Suresi, 30).

Bizim güneş sistemi ile içerisinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi elips şeklinde olup, uzun ekseni 100 bin ışık yılı, kısa ekseni ise, 30 bin ışık yılı uzaklıktadır. Bilindiği gibi, ışığın saniyedeki hızı 300 bin kilometredir. Bu hızda bir ışığın yüz bin yılda aldığı uzaklığı siz hayal edin. Bu bizim içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi gibi uzayda bir milyar galaksinin varlığı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan uzay her an genişlemektedir.

Kuran'da 14 asır önce bildirilen kâinatın genişlediği,  ancak 1920'lerin sonunda fark edilebilmiştir. Hubble'ın, yıldızların ışık tayflarının kızıla kaymasını fark etmesiyle ilk kez ortaya çıkan bu gerçek, Kuran'da şöyle bildirilir: “Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz“ (Zariyat Suresi, 47).

Bize en yakın galaksi Andromeda galaksisidir ve yaklaşık 15 milyon ışık yılı uzaklıktadır.  İşte kâinat böyle sonsuz genişlikte ve büyüklükte olmakla beraber, uzayda her bir yıldız ve gezegen, son derece nizamlı ve intizamlı hareket etmektedir. İşte ay, hem kendi etrafında, hem yerkürenin etrafında ve hem de güneşin etrafında dönmektedir. Yer küre de hem kendi etrafında 23.5 derece bir eğimle dönerek mevsimlerin meydana gelmesine sebep olmakta ve hem de güneşin etrafında saatte yaklaşık 110 bin kilometre süratle hareket etmektedir. Yer kürenin atmosferiyle, ısısıyla, suyuyla, havasıyla tam canlılara göre ayarlandığına dikkat eden insan anlar ki, bütün bunlar, ancak sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir yaratıcıyla mümkündür. İşte Kur’an da bunlara dikkati çekiyor, bütün bu varlıkların Allah’ın eseri olduğunu anlatıyor.

       


Bu Yazı 4871 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar