Hidrojen Enerjisi
..        
Enerji alanında dünyanın en önemli gündemi kuşkusuz enerjinin verimli kullanılması ve alternatif enerji kaynakları arayışı kavşağında hidrojen enerjisidir. Bugüne kadar dünyanın enerji ihtiyacının % 95'lik bir kısmını petrol, doğalgaz, kömür, linyit, asfaltit gibi fosil yakıtlar karşılamıştır ve karşılamaya da devam etmektedir. Fosil yakıtların yakın gelecekte tükenecek olması ve çevreye olan etkilerinin son derece tehlikeli hal almaya başlaması dünyayı alternatif enerji kaynakları arayışına sürüklemiştir. Fosil yakıtların kullanımı dünya ortalama sıcaklığını son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırmıştır. Bu durum yoğun hava kirliliğinin yanı sıra, sel, fırtına gibi doğal felaketlerin hızla artmasına neden olmuştur. Şimdiden dünyanın deniz seviyesinde bulunan birçok adasında yerleşim alanları, buzulların erimesi ve su seviyesinin yükselmesinden dolayı boşaltılmıştır. En kısa zamanda önlem alınmaması durumunda yakın gelecekte deniz kenarındaki birçok şehrin sular altında kalması ihtimal dâhilindedir. Bu nedenle insanoğlu fosil yakıt rezervlerinin bitmesini beklemeden temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek zorundadır.
Dünya'daki enerji üretimi içinde, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji üretiminin % 2'sini ve elektrik enerjisi üretiminin ise sadece % 1'ini oluşturduğu, nükleer enerji üretimini bu rakama dâhil edersek % 17'sini teşkil ettiği görülmektedir. Ülkemizdeki yenilebilir enerji kaynaklarının kullanım oranı ise çok daha düşük düzeylerdedir. Ancak yenilenebilir enerji kaynakları üretiminin önünün açılması noktasında 2005 yılında TBMM'de kabul edilen Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin 5346 Sayılı Kanun bir dönüm noktası olmuştur.
Alternatif enerji kaynakları arasında yakın gelecekte hidrojen enerjisinin yeri, gerek üzerinde yaşadığımız dünya açısından gerekse ülkemiz açısından parlak görünmektedir. Özellikle hidroenerji alanında yapılan çalışmaların koordinasyonunu yürütecek olan 'Dünya Hidroenerji Merkezi'nin (ICHET) Türkiye'de kurulması ülkemiz açısından büyük bir avantaj oluşturmaktadır. Hidrojen Merkezinin ülkemizde kurulması ile bütün dünyanın hidrojene geçmesine Türkiye önderlik edecektir. Dünyaca ünlü hidrojen uzmanı Türk Bilim adamımız Prof. Dr. Nejat Veziroğlu'nun ICHET'in Başkanlığını yürütmesi ve ülkemizde bu konudaki çalışmalara öncülük etmesi Türkiye açısından önemli bir kazanç olarak değerlendirilmelidir.
Türkiye hidrojen kaynakları açısından zenginliğiyle dikkat çekmektedir. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da hidrojen enerjisi elde etmek için güneş enerjisi, Ege ve Orta Anadolu'da zengin rüzgar ve jeotermal enerji kaynakları ile Karadeniz'in 60 metre tabanında hidrojen elde etmede kullanılan hidrojen sülfürün yoğun bir şekilde bulunması Türkiye'nin gelecekte Dünya Hidrojen üssü olmaya aday olduğunu göstermektedir. Ancak bunun için iktidarların bir ülke ve devlet politikası olarak uzun vadeli enerji politikaları oluşturma zorunluluğu yanında, uzun vadeli hidrojen enerjisi politikası da oluşturma zorunluluğuda bulunmaktadır. Bilimsel araştırmalar, mevcut koşullarda hidrojenin diğer yakıtlardan yaklaşık üç kat pahalı olduğunu ve yaygın bir enerji kaynağı olarak kullanımının hidrojen üretiminde maliyet düşürücü teknolojik gelişmelere bağlı olacağını göstermektedir. Hidro enerji alanında yapılacak ar-ge çalışmalarına verilecek destekler, bu enerji türünün kullanım alanlarının geliştirilmesi, depolanması ve taşınması açısından çok büyük önem taşımaktadır.
Dünyanın giderek artan enerji ihtiyacını çevreyi kirletmeden ve sürdürülebilir olarak sağlayabilecek en ileri teknolojinin hidrojen enerji sistemi olduğu bugün bütün bilim adamlarınca kabul edilmektedir. Eğer Türkiye hidrojen enerjisi konusunda yapacağı çalışmalarla bütün dünya öncülük etmek ve teknoloji ihraç etmek istiyorsa hidroenerji politikalarının desteklenmesi gerekmektedir. n

Bu Yazı 2052 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar