Hüznün Çiy Taneleri / Deneme
06.01.2016        

HÜZNÜN ÇİY TANELERİ

 

Mehmet KARA

 

“Sevgili Öğrencilerim”e…

 

Ne güzel bir akşamdı! Çatladıkapı dile gelse neler söyler!  

Sekiz yüz yirmi ikinci sırayı alarak aç bir şekilde saatlerce beklediğimiz bir kan tahlili sonrasında sevdiklerimize kavuştuk. Vakit öylesine Firavunca davranıyordu ki, ettiğimiz dualarla önümüze çıkan Kızıldeniz yarılmasaydı ne yapardık acaba?

Akşam vakti otururken bir ara hocalarımızdan biri:

"Biz denize sırtımızı dönmüşüz" dedi.

Öğrencilerimizin yönü denize dönüktü. Ben de ellerimle onları gösterip duyacakları şekilde:

"Bizim için deniz, öğrencilerimizdir." dedim.

Eşimin yazılmamış biyografimi anlattığı anlarda siz görecektiniz bu denizin dalgalanışını! Gülücükler, yakamozlar gibi yansıdı. Ben, yaşadıkça ayaklarımın ucunda bu denize ait dalgaların şıpırtılarını duyacağım. 

Son akşam bu denizi aydınlatan, sebebini asla mehtaba bağlayamayacağım esrarengiz bir ışık vurdu gözlerime. Kesintisiz enerji kaynağından gönlüme bahşedilen aşkın içimde damıttığı aydınlık karşısında benliğimi kuşatmaya çalışan gecenin ne hükmü kalır! Çünkü aşk çoğaltır beni.

Bahçemizin gülleri! Ayrılığın solgunluğunu üzerinde taşıyan sarı zarflar içerisinde sunulmuş bahar canlılığındaki duygularınızı ortak geçmişimize yazılmış birer mektup gibi okurken derin düşlere daldım. O esnada rayihalarınız, gecemi çevreleyen hüznün çiy taneleri üzerinden geçerek etrafıma yayıldı.

Ilımanda yaşayıp karasal iklimlere rotasını çevirenlerin yaşayacağı zorlukların bilincindeyim. Bu hastalıklar, bu roman tutkusu, bu paçalarıma yapışan dünyalıklar olmasaydı ben bu denizi bırakır mıydım hiç? 

Ama ne zaman bir akşam vaktinde denizi görürsem dünyalık kapılar çatlayacak ve ben önümde açılan kenarları güllerle süslenmiş ferah yoldan ilerleyerek geride bıraktığım denizin sularına karışacağım.

 

 


Bu Yazı 1397 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar