Hz. Muhammed’in Peygamberliği Karşısında Yahudilerin Tutumları
..        
Yahudiler, Hz. Peygamber (s.a.v) in peygamberliğini bekliyorlardı. Çünkü Tevrat'ta bir ahir zaman peygamberinin geleceğinden bahsediliyor ve bu ahirzaman peygamberin vasıfları açıkça anlatılıyordu. Onun için pek çok Yahudi gelecek ahir zaman peygamberinin taşıyacağı peygamberlik işaretlerini/alametlerini ve gelecek peygamberin vasıflarını iyi biliyorlardı.
Hz. Peygamber(s.a.v.) doğduğu gece Yahudi alimleri bu “kutlu doğumu“ hemen bildiler. “Ahmed'in yıldızı doğdu“ dediler. Hatta “bu gece sizde kutlu bir bebek dünyaya geldi“ diyerek Mekkeli Araplara haber verdiler. Kureyşliler aralarında araştırınca, Abdulmuttalibin oğlu Abdullah'ın bir oğlunun dünyaya geldiğini öğrendiler.
Ancak Yahudiler son peygamberin, yani ahir zaman peygamberinin kendi içlerinden, Yahudiler arasından çıkacağına ve Yahudileri içinde bulundukları zilletten kurtaracağına inanıyorlardı.
Hz. Muhammed(s.a.v.)e peygamberlik vazifesinin verilmesi, Yahudileri büyük bir kıskançlık içerisine düşürdü. Hz. Muhammed'in peygamber olduğunu biliyorlardı. Çünkü daha önce Tevrat'tan öğrendikleri bütün alametleri O'nda gördüler. Ancak son peygamberin kendilerinden değil de Araplar arasından çıkmasını bir türlü hazmedemiyorlardı. Araplardan, peygamber gönderdi diye adeta Allah'a öfkeleniyorlar, kızıyorlar ve isyan ediyorlardı. “Artık israiloğullarından peygamberlik de, kitap da gitti. Artık Yahudi alimlerinin de kıymet ve itibarı kalmadı…” diye esefleniyorlardı.
Yahudilerin içlerinden aklıselim sahibi, vicdanlı ve hakperest olanlar Peygamber Efendimize(s.a.v.) iman ettiler ve sadık birer mü'min oldular. Çok büyük bir kısmı da O'nun peygamberliğini kıskanarak, bile bile iman etmediler ve “bizim beklediğimiz peygamber o değildir, biz başka bir peygamber bekliyoruz…” Dediler.
Bu sebeple, Yahudilerin İslam ve Müslüman düşmanlığı, daha Hz. Peygamberin doğumu ve nübüvveti ile birlikte başladı. Tıpkı Hz. İsa(a.s.) ya olan düşmanlıkları gibi…
Yahudiler, Hz. Muhammed (s.a.v.) i öldürmek için defalarca teşebbüste bulundular. Zehirlediler, çok şiddetli sihir ve büyüler yaptılar…Envai türlü yol denediler ancak kötü emellerinde başarılı olamadılar. Çünkü O, Kainatın Sahibi'nin Habibi ve Kainatın Efendisi idi. Zehirli ölmüş keçi eti bile “Ey Muhammed ben de zehir var, yeme“ diye dile geliyor, Ona gelecek hiçbir zarara razı olmuyordu.
İslam Devleti geliştikçe, Müslümanlar güçlendikçe; Yahudiler de münafıklığı tercih ettiler. İnanmadıkları halde inandık dediler. Ancak ümmet arasına fitne ve fesat tohumları ekmekle zamanlarını geçirdiler. Aynı bugün olduğu gibi fitneciler, dessaslar, yalancı peygamberler hep onların arasından çıktı…
Hz. Peygamber (a.s.m) ve Ashabı ile Yahudiler arasında defalarca savaşlar yapıldı. Allah'ın inayeti ile bütün savaşları İslam orduları kazandı. Hz. Peygamber, Rahmet Peygamberi olduğu için onlara her zaman şefkat, hoşgörü ve toleransla muamele etti. Ancak bazen çok ileri giden, azgınlaşan ihanetlerini de zaman zaman cezalandırdı.
Neticede, Yahudiler Hz. Muhammed (s.a.v.) in son peygamber ve ahir zaman peygamberi olduğunu çok iyi bildikleri halde iman etmediler. Fitne, fesat, bozgunculuk, sapıklık, şirk ve küfür yolunda devam ettiler…
Resulullah (s.a.v.) Efendimizin Arap kökenli olması ve Hatemül Enbiya (son peygamber/peygamberler zincirinin son halkası) olması nedeniyle; Yahudilerde büyük bir kıskançlık ve İslam düşmanlığı başladı. Çünkü onlar “seçilmiş üstün ırk” olduklarına inanıyorlar ve son Ahirzaman peygamberinin kendi aralarından çıkmasını bekliyorlardı. Hz. Muhammed(s.a.v.) min peygamber olduğunu hemen anladılar. Ancak peygamberi Yahudilerden göndermediği için haşa Allah'a da çok kızdılar ve öfkelendiler. Çünkü onlar Allah'ın sadece kendilerinin Rab'bi olduğuna inanıyorlardı. Oysa İslam bir “ Tevhid” dini idi ve kainatın tek bir ilahının olduğu, bütün alemlerin tek bir Rabbinin olduğu ve Allah'ın canlı-cansız herkesin, her şeyin İlahı olduğu tebliğ ediliyordu.
Bundan Yahudilerin mili gururu incindi. Üstün ırk anlayışı, İslam tarafından zir-ü zeber edilmişti. Peygamberlik ve kitap, Yahudilere değil; Araplara verilmişti. Yahudilerin Allah inancı ve israiloğullarının Allah'ın oğulları olduğu inancının yerine; Kur'ân'ın Tevhid inancı, yani “bütün yaratılmışların Tek ve Mutlak Adil olan, sonsuz şefkat, merhamet ve Kerem sahibi, Rahman ve Rahim” olan Allah inancı hakim oldu.
Yahudiler bunu hazmedemediler. Şiddetli birer İslam düşmanı oldular. “Kur'ân'da ki Tevhid inancını” ve “Allah Resulünün sünneti seniyyesini yani güzel ahlakını kendilerine ezeli düşman olarak seçtiler. Kendilerini Tevhid inancı ile savaşmaya adadılar. Onun için Kur'ân ve İslam aleyhtarı her teşebbüsü teşvik ettiler, desteklediler ve organize ettiler. Yahudiler en önemli İslam düşmanlarıdır.

Bu Yazı 4337 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar