KCK ve Kürt Sorunu
..        
PKK'nın şehir yapılanması KCK tutuklamaları dolayı- sıyla medyada epey gürültü koparıldı. Sanki KCK, PKK’dan başka bir şeymiş gibi yazılar yazıldı, televizyonlarda konuşmalar yapıldı. Özellikle Prof. Büşra Erdal ve yayıncı Ragıp Zarakulu'nun tutuklanması, kimi aydınların “aydın- lar tutuklanıyor” tafrası atmasına yol açtı.
Hâlbuki KCK yapılanmasına dikkatlice bakılsa PKK ile bağlantıları hemen kurulur.
Zira KCK örgütünün sorgulanamaz, mutlak lideri Abdullah Öcalan.
Yasama konseyi Kongra-Gel'in başında yılların PKK'lısı Zübeyir Aydar.
Yürütme konseyinin başında malum ve maruf terörist Murat Karayılan bulunuyor.
KCK'nın Türkiye sorumlusu PKK'nın Avrupa'daki yöneticilerinden Sabri Ok. Sözün özü KCK, PKK'nın şehir örgütlenmesidir.
Örgüt, Hakkari ve Şırnak'ta teşkilatlanmayı tamam- lamış durumda. Diyarbakır, Batman, Muş, Van ve diğer illerde tam gaz örgütleniyor.
KCK, kendini devlet içinde devlet olarak görüyor. Seçimlerde bölgede korku pompaladı, sandıkları kontrol altında tuttu, seçmeni tehdit etti. Esnafı haraca bağla- mış, vergi alıyor, sokaklarda kimlik soruyor, BDP teşkilat- larına emirler veriyor, vergi vermeyeni dağa kaldırıyor, BDP'li belediyelerin imkânlarını sonuna kadar kullanıyor, PKK'nın dağ kadrosuna adam yetiştirmek için gençleri eğitiyor, şehirlerde etkili bir örgüt yapısı oluşturmak için çalışıyor, kitlesel eylemler yapmak için örgütleniyor. İlköğretim ve lise çağındaki gençlerin eline molotofkok- teyl, taş ve sopalar vererek eylemlere sürüyor, araba yaktırıyor ve sokaklarda terör estiriyor. Emniyet güçlerini çaresiz bırakabilmek için kitlesel eylemlere hazırlanıyor.
Doğu ve Güneydoğu'da dindar ve ırkçı olmayan Kürtler halkı KCK'dan son derece rahatsız. Birçok yerde devlet yetkililerinin harekete geçmemesi, KCK'lıların meydanı boş bulmasına yol açtı, KCK'lılar vatandaşı canından bezdirdi. Hakkari'de halkın % 70'i KCK baskılarından yıldı, bıktı, rahatsızlık hat safhaya vardı.
KCK operasyonları, örgütlü ve azgın azınlığın bölge halkına yaptığı baskı ve zulümleri sona erdirmek için yapılmış, geç kalmış operasyonlardır.
61 sanıklı KCK davasında sanıklar Kürtçe savunma yapmakta ısrar ediyorlar. KCK sanıkları, “Kürt halk önderi sayın Öcalan üzerindeki tecride son verilmesini ve sağlık sorunlarıyla alakalı endişelerimizin giderilmesini istiyoruz.” yazılı dilekçeler sundular Diyarbakır'daki 6. Ağır Ceza Mahkemesine.
Dilekçe KCK'lıların PKK liderine bağlılıklarını göste- riyor.
1997 yılında İtiraf Ediyorum adlı romanımı yazmak için Diyarbakır, Cizre, Şırnak, Batman, Bitlis'i kapsayan bir gezi yaptım. Ta o zaman PKK'nın iki temel özelliğini tespit ettim:
1.PKK ırkçı bir örgüt.
2.PKK, Marksist ve Leninist, dinsiz.
Örgüt mensuplarının mahkemede Kürtçe savunma yapmada ısrar etmeleri, örgütün ırkçı anlayışının göstergesi.
PKK içinde Türklerin yer almaması da örgütün Kürtçü olduğunu gösterir. Örgüt mensupları dinsiz. İlhamlarını Marksist ideolojiden alıyorlar. Esasen Müslüman olsalardı ırkçılık yapmazlardı zira İslamiyet ırkçılığı reddeder. Örgüt ırkçılığı esas aldığı için dindar Kürtler, PKK'yı desteklemiyor.
Medyada KCK operasyonlarını eleştirenleri ikiye ayırmak lazım:
1.Kürtçü, ırkçı ve dinsiz Kürtler
2.Darbeci zihniyete sahip dönmeler, masonlar, Ergenekoncular, Rotaryanlar vs.
Ergenekoncu zihniyet ile PKK ve KCK'lılar arasında organik bağ var. Ergenekon tutuklusu Prof. Yalçın Küçük ve İP Başkanı Doğu Perinçek'in PKK elebaşısı Abdullah Öcalan ile Bekaa Vadisi'nde çekilmiş karanfilli resimler var. Yalçın Küçük'ün PKK'lılara ders verdiği, konuşma yaptığı sırada alınmış video görüntüleri var. Oda Tv iddianamasi Yalçın Küçük, Doğu Perinçek, Öcalan birlik- teliğini en iyi şekilde belgeliyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Yargıtay üyesi Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen bir hâkimin ses görüntüleri internete düştü. Aktan, kaos ortamı oluştur- mak için Öcalan'a ihtiyacımız var, diyordu.
Darbeci zihniyetin Öcalan ve PKK'ya dolayısıyla da KCK'ya ihtiyaçları var.
Ülkede darbe ortamı oluşması için iç ve dış olmalı. Darbe heveslilerine göre dış tehdit PKK, iç tehdit irtica.
Ülkede kaos olmalı, olaylar patlak vermeli, her yerde bombalar patlamalı ve ülke siviller tarafından idare edilemez hâle gelmeli ki ordu içinde örgütlenen ve masonlarla el ele veren Ergenekoncular darbe yapabil- sin.
İrtica tehdidi tutmuyor. Millet bu bayat ve yalan tehdidi, tehdit olarak görmüyor.
PKK ve terör ciddi.
Ergenekoncular, terörün bitmesini istemezler. Darbe ortamı oluşturmak için ellerinde kalan tek koz.
İtalya'da darbeci Gladio örgütünün P 2 mason locası ile birlikte çalıştığını hatırlayalım.
Yaşar Büyükanıt'ın Şemdinli'de Umut Kitabevini bombalayan itirafçı Veysel Ateş, astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'e “iyi çocuklar” demesinin altında mason ve dönme oluşu yatar.
İlker Başbuğ'un da genelkurmay başkanı olduktan sonra Ankara'daki Büyük Loca'ya kaydoldu.
Acaba neden? Masonlar, genelkurmay başkanı Başbuğ'a ne vaat ettiler acaba?
28 Şubat sürecinde “irtica tehdidi”ni yandaş medya ile birlikte gündemde tutan emekli Org. Çevik Bir de Büyük Loca üyesi. Darbeci zihniyet ile masonlar arasında derin ilişkiler var.
28 Şubat süreci bin yıl sürecek diyen emekli Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu da Büyük Loca'ya üye.
Darbecilerle masonlar her zaman kol kola, PKK'lılar da aynı yolun yolcusu.
Abdullah Öcalan'a PKK'yı kurması için MİT tarafın- dan 10 bin lira verildiği Şamil Tayyar'ın Kürt Ergenekon'u kitabında yer alıyor.
Özel Harp Dairesi'nde çalışan albayların Avrupa'da PKK'lılarla görüşme yaptıklarını İhanet Çemberi adlı kitabında yazdı eski emniyet istihbarat daire başkanı Bülent Orakoğlu.
“Heronları düşürün veya koordinatlarını değiştirin, adamlarımız ölüyor.” diyen subay, açıkça PKK'yı koru- yordu.
Ergenekon İddianamesini okuyanlar, PKK'ya yete- nekli teğmenlerin gönderildiğini bilirler. PKK içinde yetenekli subaylar bulunuyor. Darbe ortamı oluşturma ihalesinin sadece PKK'lılara verilecek kadar basit olmadığı belli.
15 Ağustos tarihli Aksiyon dergisinde yer alan bir habere göre ordu içindeki subaylarla dağdakiler arasında derin irtibatlar var. Aksiyon, PKK'da tim komutanlığı yapmış, PKK-askerî çete işbirliğini görmüş ve firar etmiş Ronai'nin itiraflarına yer veriyor. Ronai'nin sözleri tüyler ürpertici:
“Rütbeli askerler örgüte sürekli geliyor, toplantılar yapılıyordu. Örgüte yeni patlayıcılar, ilaç yardımı yapılıyor. Askere dair bilgiler bize günlük, haftalık, aylık olarak gelirdi. Bunlar çoğu zaman elden kurye aracılığı ile ulaştırılırdı. Bu, anlık durumlarda geçerliydi. Asker arazi taramasına veya operasyona çıktığında eğer önceden bilgi yoksa hemen bize haber ulaştırılırdı. Asker olduğunu bildiğimiz kişiler gerilla kıyafetiyle ya da sivil kıyafetle bilgiler getirirdi. Toplantılarımıza katılır, bize ne zaman, nasıl operasyon yapmamız gerektiğini anlatırlar- dı. Bunu saha komutanlarımızın hepsi bilir. Ben tim komutanı olarak bu toplantıların bazısına katılırdım. Bir sefer ismini bilmediğimiz ancak 'albayım' dedikleri birinin geldiğini biliyorum. Esmer tenli, 1.80 boylarında, hafif göbekli biriydi. Yanında iki sivil giyimli kişi vardı. Kelareş kampına gelip bizimle toplantı yaptı. Seçimlerde ve sonrasında neler yapmamız gerektiğini anlattı.
İmam Aziz Tan Hoca ve başka 6 kişinin infaz edilmesi için isimleri bu kişi verdi. Bize haritalar getirildi. Askerî özel haritalar, krokiler de var. Karakolların nerede olduğunu, asker sayısını, mühimmat durumunu, komu- tanların özel ve genel durumları bize gelirdi. Bazen de kriptolu bilgiler getirilirdi. İçimizdeki asker kökenliler hemen çözerdi. Bize ona göre talimat verilirdi. Bunları görünce örgütten kaçtım. Benim gibi olanlar çok ama şanslı sayılmazlar.
Kaçmak isteyen 5 kişi kurşuna dizildi. Askerî haritalarda Doğu ve Güneydoğu'da bütün tabur, alay, karakol ve devriye ekiplerinin güzergâhı bulunuyordu. Başarılı komutanların ne zaman izine gidecekleri, acemi asker sayısı, özel eğitimli askerlerin nerede görev yaptıkları gibi bütün bilgiler gelirdi. Bazen telsizlerdeki şifreler de ulaştırılırdı. Aynı kodla askerleri rahatça dinleyebiliyorduk…”

Bu Yazı 2438 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar