KÖK HÜCRE - II
..        
Önceki sayımızda Kök Hücrenin ne olduğunu anlamaya çalıştık. Bu sayımızda ise bu hücrelerin nasıl elde edildiği ve ne amaçla kullanıldığı, sağlığımıza nasıl faydasının olacağı v.b. konular üzerinde duracağız.
Pek çok bilim adamı embriyonik kök hücrelerin (henüz farklı dokuları yapmak için özelleşmemiş olan hücreler) araştırmalar açısından ideal olduğunu çünkü bedeni oluşturan bütün hücre ve dokulara dönüşme kapasitelerinin bulunduğunu belirtiyorlar. Fakat embriyonik kök hücrelerin elde edilmesi için yaklaşık 5 günlük embriyoların kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle embriyo kullanımına yönelik ahlaki, politik ve dini tartışmalar yaşanmakta, alternatif kök hücre kaynakları araştırılmaktadır. Araştırmalar yetişkin kök hücrelerinin (kemik iliği, kan kök hücreleri) veya kordon kanı kök hücrelerinin kaynak olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Yapılan çalışmalarda (önceki tahminlerin aksine) kan kök hücrelerinin sadece kan hücrelerine değil çevreden aldıkları sinyaller üzerine gelişerek sinir hücresi, kas hücresi gibi değişik beden hücrelerine dönüşebilme yeteneğine sahip oldukları anlaşılmıştır. Burada hemen belirtelim bilim insanları: “Sadece bir hücre nasıl yüzlerce farklı hücre tipine dönüşerek canlı bireyi oluşturuyor? ” sorusuna cevap aramaktadır. Eğer hücre farklılaşması daha iyi anlaşılabilirse, hastalıklara yol açan sebepler ve bu sebeplerin giderilmesi konusunda çok önemli ipuçları da bulunacaktır.
Şimdi Kök Hücrelerin ne amaçla kullanıldığı ve sağlığımıza sağlayacağı etkiler üzerinde duralım;
Günümüzde araştırmacılar organ naklinin yerini alabilecek ve organ nakli olanağı olmayan hastalar için kullanılabilecek kök hücre tedavisi ayrıca yıpranmış organı yenileme ile ilgili çalışmalar yapmaktadırlar. Dolayısıyla, kök hücre tedavileri henüz araştırma bazındadır. Ancak, kalp kasının yenilenmesi, diabet, romatizma grubundaki hastalıklar, sinir sistemi hastalıları (Parkinson, Alzheimer) sinir sitemi ve omurilik yaralanmaları, karaciğer hasarları gibi birçok konuda umut vaat eden çalışmalar hızla devam etmektedir. Klinik olarak, ortopedik kusurlar, impotans gibi bazı ürolojik rahatsızlıklar ve deri hastalıklarında hücre tedavisi diğer durumlara göre daha fazla yol almıştır. Ancak, kök hücre tedavisi omurilik yaralanmalarını da içermek üzere henüz kuramsal temellidir ve pratiğe yansıyan çok az bilgi ve gelişme vardır. Örneğin: ABD'de iki hasta üzerinde yapılan denemelerde, labaratuvarda kas hücrelerine dönüştürülmüş olan kordon kanı kök hücreleri, kalp krizi sonrası kalbe enjekte edilerek, kalbin kendisini yenilemesi sağlanmıştır. [1] Ülkemizde yapılan çalışmalarda kalp krizi geçiren hastalara, hastanın kendi kemik iliğinden alınan kök hücreler direk kalbin hasarlı bölgesine enjekte edilerek, olumlu sonuçlar alınmıştır. [2]
Kök hücre çalışmaları henüz yeni şekil almaya başlayan çok genç bir konudur. İlk defa 1988 yılında Paris'te anemi teşhisi konan bir erkek çocuğu yeni doğan kız kardeşinin kordon kanı ile başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir. Kök hücreler özelleşirken pek çok değişik safhadan geçerler ve bu proses çok karmaşık kimyasal ve fiziksel değişikliklerin rehberliğinde gerçekleşir. Bu safhaların anlaşılıp kontrol altına alınması zordur. Kordon kanı ile tedavi, özellikle de kök hücrelerden labaratuvar şartlarında doku veya organ üretimi herkesi çok heyecanlandırmaktadır. Bu konuda çalışmalar bütün hızıyla devam ediyor olsa da kordon kanı kök hücreleriyle tedavinin ne zaman yaygınlaşarak bu konudaki tereddütlere son verileceği bilinmemektedir.
Ancak şu da bir gerçektir ki, son 20-30 yılda bilim ve teknolojinin dünya da ki gelişimi baş döndürücüdür ve takip etmesi oldukça zordur. NANOTEKNOLOJİ, GENETİK, KÖK HÜCRE, ASTRONOMİ ve BİLGİSAYAR alanlarında 20 sene sonra nereye varacağımızı tahmin etmek mümkün değil gibi görünüyor.
Şu da utulmamalı insanoğlu tüm bu araştırmaları daha refah, huzurlu ve sağlıklı yaşamak için yapmaktadır. Ama 100 sene önceki insanlar mı mutlu, biz mi yoksa gelecek nesiller mi?
1.http://www.theage.com.au/articles/2006/04/11/1049567874059.html.
2. Http://www.ntv.com.tr/news/226519.asp?cp1=1.

Bu Yazı 2481 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar