Kapak
KOMŞUMUZUN AÇLIĞI
..        
Şefkat ve sevgi dini İslam'ın insana verdiği değeri, yardımlaşma ve dayanışmaya verdiği önemi Peygamber Efendimiz (sav) “komşusu aç iken tok yatan bizden değildir!” hadisi şerifi ne güzel ifade etmiştir. Beklide her Müslümanın ezbere bildiği bu Hadis-i şerif, insan sevgisinin ve komşu hukukuna verilen değerin güzel bir simgesidir.
Bu hadis-i şerif, Müslümanlara fakir fukarayı, bilhassa da muhtaç komşularını koruyup gözetmelerini; çevresindeki muhtaç insanlara karşı ilgisiz ve duyarsız kalmayarak, onların yardımına koşmalarını, sahip oldukları imkanlarını paylaşmalarını emrediyor.
Mal mülk sahibi, hali vakti yerinde olan zengin Müslümanlar, kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra etrafına, komşularına karşı gözünü ve kulağını kapamamalı, “ben tok olduktan sonra başkası acından ölse bana ne” dememelidir.
Komşusu ihtiyaçlarını karşılayamazken, sıkıntılar altında ezilirken, çaresizlik ve yoksulluk belini bükerken; imkan sahibi, karnı tok ve sırtı pek Müslümanlar, zekat, sadaka, bağış ve diğer yardım vasıtaları ile muhtaç insanların yardımına koşmalıdırlar. Müslüman, bir tas çorba ile de olsa, sahip olduğu nimetleri ihtiyaç sahipleri ile paylaşabilmelidir.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir!” Hadis-i şerifi genellikle maddi açlığın duyurulması, maddi ihtiyaçların karşılanması manasında anlaşılmaktadır. Ancak günümüzde, insanların manevi açlığı, maddi açlıklarının çok daha ötesine geçmiş durumda. Sahip oldukları engin şefkat ve merhamet hisleri ile insanların maddi ihtiyaçlarının giderilmesi hususunda çok hassas olan Müslümanlar; insanların içinde bulunduğu manevi boşluktan kurtulması, manevi açlığın doyurulması için de azami gayret ve fedakarlığı göstermelidirler.
Hadis-i Şerif'te açlığa ve doymaya vurgu yapılmaktadır. Peki, bir insanın açlığı nedir ve nasıl doyuma ulaşmaktadır?
Bu soruların cevabını bulabilmek için insanın yapısını, mevcudiyetini ele almamız gerekiyor. İnsan, beden, ruh, akıl, kalp, duygu ve latifelerden meydana gelmektedir.
İnsan hayatının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için, insanı meydana getiren unsurların ihtiyaç duyduğu girdilerle, gıdalarla beslenmesi gerekir. Maddi unsurların beslenmesi maddi gıdalarla; manevi unsurların beslenmesi de manevi gıdalarla olacaktır.
İnsanın varlığını oluşturan unsurlardan sadece ceset (beden) maddi bir muhtevaya sahiptir ve maddi gıdalarla beslenmektedir. İnsan bedeni acıkınca, yemek yenir ve bir şeyler içilir.
Akıl, kalp, ruh, duygu ve latifeler ise manevi bir muhtevaya sahip olup, manevi gıdalar ile tatmin olmakta ve doymaktadır. Akıl, marifetullah parıltıları yani Kur'an hakikatları ile, ilim ile tatmin olmaktadır. Kalp ise zikr-i ilahi ile tatmin olmaktadır. Ruhun gıdası, beka ve baki bir saadet (cennet saadeti) ile lezzetlenmektedir. Sair duygu ve latifelerde muhabbetullah ile tatmin olmaktadır.Kısacası insanın manevi açlığı iman ve İslam ile doyurulabilir. Bu gerçekler çerçevesinde insanın (komşunun) aç olmasını sadece sadece midenin aç olması olarak anlamak eksik ve yanlış olur. İnsanın açlığından maddi açlık kadar manevi açlıkta anlaşılmalı ve buna göre davranılmalıdır.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” Hadis-i şerifini, komşusunun midesi açken midesi tok yatan bizden değildir de olduğu gibi; komşusunun maneviyatı aç iken buna ilgisiz ve duyarsız kalan bizden değildir manasında da anlamak gerekir. Yani, Peygamber Efendimiz (sav) in emri gereğince; maddi bedeni midesi açken komşularımızın, sair insanların yardımına koşup onların mide açlıklarını gidermeye çalışacağımız gibi; akıl, kalp, ruh, duygular gibi manevi unsurları aç olan muhtaç gönüllerin, manevi açlıklarının giderilmesi, iman ve kuran hakikatleri ile İslamın güzel ahlakının muhtaç gönüllere ulaştırılması hususunda da gerekli teşebbüs ve gayretlerde bulunmamız gerekir.
Kendi imanımızı kurtarıp kuvvetlendirmeye çalıştığımız gibi, çevremizdeki diğer insanların, komşularımızın imanlarını da kurtarmaya ve kuvvetlendirmeye çalışmalıyız. Kendimiz cehennem ateşinden kurtulmak cennete gitmek için çalıştığımız gibi; komşularımızın da cehennemden kurtulup cennete gidebilmeleri için çalışmalıyız. Kendimiz Resulullah (sav) ın sünneti seniyyesine tabi olup, islamın güzel ahlakını yaşamaya çalıştığımız gibi: komşularımızın da sünneti seniyyeye tabi olması ve güzel ahlakı yaşaması için çalışmalıyız. Kendimiz Allah'ı tanıyıp, ona itaat ve ibadet ettiğimiz gibi; komşularımızın da Allah'ı tanıyıp, ona itaat ve ibadet etmesi için çalışmalıyız.
Sadece kendimizi düşünür, komşularımızı, yani çevremizdeki diğer insanları görmezden gelirsek, ilgisiz kalır onlar için de bir şeyler yapmazsak gerçek Müslüman olamayız. Allah korusun Hz. Peygamberin “bizden değildir” ifadesine muhatap olma uçurumuna düşebiliriz.

Bu Yazı 2754 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar