Kaderden Konuşmak Tehlikeli mi?
..        

Soru: Hadis'te "Kader Allah'ın sırrıdır, Allah'ın sırrını faş etmeyiniz." ve "Kader hakkında fazla mevz-u bahs etmeyiniz, çünkü sizden evvelkilerin çoğu O'ndan kaybetmiştir." buyrulmaktadır. Fakat bazı alimlerimiz de kaderden bahsetmiş, eserler ortaya koymuş ve anlatmışlar. Bu konuya nasıl açıklık getirilebilir.
Cevap: Bu soruya iki yönden yaklaşıp cevap verilebilir.
a- Kader konusu çok derin ve ciddi bir konu olduğundan, ehil olmayan kişilerin bu konuda ağız  açmamaları gerektiği emredilmektedir. Çünkü çok hassasiyet gerektiren bir ameliyatın, cahil ve ehil olmayan birisi tarafından yapılması ne derece yanlışlıklara kapı açıyorsa, kader gibi derin, hassas ve ciddi bir konunun, ehli olmayanların elinde dolaşma- sının çok yara açacağı malumdur. Dolayısıyla muhakkik ve konuya hakim alimlerimizin kaderden bahsetmeye hakları vardır, çünkü işin ehli sayılırlar. Ama geri kalanların ancak uzmanlardan aldığı dersleri aktarmaya hakları olduğu hatırlatılmaktadır.
b- Kader ikiye ayrılır; ızdırari kader ve ihtiyari kader... Izdırari kader; tamamıyla Allah'ın külli iradesiyle planlanan, takdir edilen ve meydana gelen eserlerde hakimdir. Kaderin bu kısmında insan iradesinin esamesi okunmaz. Her şeyin üstünde ve her yerde İlahi iradenin mührü okunmaktadır. Mesela; cinsiyetimizi tayin eden, hangi asırda ve hangi memlekette dünyaya geleceğimizi belirleyen, sağlıklı veya sakat olarak doğacağımıza karar veren, hangi anne ve babadan doğacağımıza hükmeyleyen sadece Allah'tır (c.c). İnsan bu tecellilerin sebebini ve nedenlerini anlamaktan acizdir. Çünkü insan aklı, bu gibi gaybi şeyleri anlayacak kapasitede değildir. Bunlar Allah'ın sırrıdır.
İhtiyari kader ise; varlığını vicdanımızla bildiğimiz, cüz'i irademiz ile istediğimiz fiillerin, Allah (c.c) tarafından takdir edilmesi ve yaratılmasıdır. İşte en çok merak edilen, hakkında soru sorulan, -mesela; insanın işlediklerinden nasıl sorumlu olduğu, cüz'i iradenin mahiyetinin ne olduğu, Allah'ın her şeyi planlamasına rağmen insanın iradesiyle bir şeyler isteyebilmesinin nasıl uyuştuğu gibi- konular bu alanda işlenmektedir. Kaderin bu yüzü, soruların cevelan ettiği alandır. Sorular peş peşe sıralanmakta, bazıları cevapsız kaldığı halde, bazıları tatminkar cevap bulabilmektedir. Kaderin bu soruları içerisinde, bazıları kendini kaybedip hakikat sahilini bulamazken bazıları da marifet ummanların- da ciddi mesafe kat etmişlerdir.
Evet insan olarak bizler, kendimizde meydana gelen bazı fiillerin irademiz dahilinde, bir kısım fiillerimizin ise irademiz dışında gerçekleştiğini vicdanen anlayabiliriz. Mesela kalbimizin çalışması, kanımızın temizlenmesi ve hücrelerimizin yenilenme si irademiz haricinde vuku bulurken, bakacağımız yeri, konuşacağımız kelimeleri tayin edenin kendi irademiz olduğunu vicdani olarak biliriz.
Madem insan kader ile ilgili bazı konuları merak edebiliyor ve madem kadere iman etmek imanın bir şartıdır. Elbette alimlerimiz kendilerine izin verilen sahada eser yazacak ve merak edilen sorulara ışık tutmaya çalışacaklardır. Bu soruları ilim çerçevesinde ve Kur'an ile sünnet ışığında cevaplamaya çalışmak, mesuliyeti gerektiren bir durum olmadığı gibi, muhakkik alimlerin Allah'ın (c.c) ve insanların yanında kıymet kazanmalarına vesile olmaktadır.
Oysa ızdırari kader ile ilgili tecellilerin sebebi insanlarca bilinmediğinden, insanların bu konuda  müzakere ve münakaşalara girişmeleri tehlikeye neden olacaktır. Genellikle insanlara zahiren  adaletli, merhametli ve hikmetli görünmeyen tecelliler sorgulanacak ve Allah (c.c) hakkında haksız kanaatler oluşturulacaktır. İşte bu anlamda Allah'a zulüm ve merhametsizlik isnadı yapılmasın diye, Hazreti Peygamber (a.s.m) ümmeti uyarmakta ve irşad etmektedir. Izdırari kader Allah'ın sırrı olduğundan (1) ve daha evvelki ümmetlerin çoğunun kaybetmesi ne vesile olduğundan, müslümanların bu konuda konuşmaması gerektiği, ısrarla ikaz ve irşad edilmek tedir…
(1) Alâuddin Aliyyü'l-Müttakî Ibn-i Hüsâmeddin el-Hindi, Kenzü'l-Ummâl, 1:132


Bu Yazı 3397 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar