Kafkasya Kartalı İmam Şamil
..        

18.yüzyıl sonları… İtilaf devletleri bir olmuş Osmanlı'yı bertaraf etmeye çalışırlarken, Çarlık Rusya'sının da gözü Kafkasya topraklarındadır. Zira Kafkasya onların ezeli emeli olan sıcak denizlere inme politikasının önemli bir parçasıdır. Bu amaçla Rusya, 1783 de Osmanlı'nın elinde bulunan Kırım'ı ne yazık ki ilhak eder ve Kafkasya topraklarında ilerleme arzusuyla yanar tutuşur. Ordusunun her türlü teknik imkânına ve sayıca üstünlüğüne aldanıverir Rusya, Kafkas halkının iman ve üstün direniş gücünü görmezden gelivererek. Ancak Kafkas halkı asıl İmam Şamil ile şahlanışa kalkacaktır. Peki, Şamil İmamlık makamına nasıl gelmiş ve nasıl Kafkas lideri olmuştur? Bunu başından geçen bir anekdotu aktararak anlatalım dilerseniz.

Dağıstan'da direniş hareketini başlatan İmam Gazi Muhammed adında biridir. Onun direniş hareketini başlatmasıyla Şamil de artık bu cihat hareketinin içindedir. Kafkas mücahitleri ile Rus askerleri arasında mücadele devam etmektedir ve mücadelen cereyan ettiği mekân Gimri'dir.

Gimri savunması sırasında İmam Gazi Muhammed ile Şamil arasında oldukça enteresan bir konuşma geçer; Gazi Muhammed şehit olmadan önce kısa bir uykuya dalar. Uyanınca Şamil'e:

“Şamil, biz çok ilgilendiren ehemmiyetli bir rüya gördüm. Rüyamda, Koysu ırmağına halk bir direk dikmişti. 'Bu nedir?' diye sorduğumda, 'Bu Gazi Muhammed' dediler. Su akıntısına bir müddet mukavemet ettikten sonra bu direk yıkıldı. Halk yeni bir direk daha dikti. . 'Bu nedir?' diye sordum. 'Hamzat' dediler. Onu da az bir süre zarfında su alıp götürdü. Halk üçüncü bir direk daha dikti. Bu direk bütün darbelere azametle mukavemet etti. . 'Bu nedir?' diye sorduğum zaman, 'Şamil' dediler. Şamil; bana yolculuk göründü. Hamzat da çok kalmayacaktır. Bütün ümit sendedir. Allah yardımcın olsun.” diyerek Şamil'e, yaklaşmakta olan ağır cihat yüküne hazır olmasını ister.

Hakikaten de İmam Gazi Muhammed'in şehit edilmesinden sonra yerine İmam Hamzat geçer. (1832) Şamil aynı safta Kafkasya'nın bağımsızlığı için mücadeleye devam eder. İmam Hamzat da bir suikast sonucunda şehit olunca (19 Eylül 1834), naibler, müritler ve Dağıstan halkı Şamil'in imamlığa getirilmesi konusunda birleşirler. İmam Şamil, savaşın sürüp gideceğini hatta daha da şiddetleneceğini, bu yüzden sıkı bir disiplin uygulanacağını, daha şiddetli hareket edeceğini, belirtip, Naibler Meclisi'nden, bütün bunlara katlanacağına dair söz alır ve imamlığı bu şartla kabul eder. 2 Ekim 1834 de biat merasimi yapılır. Şamil imamlığa seçildiğinde henüz 37 yaşındadır .*

Bu görevden sonra İmam Şamil Kafkasya'nın karanlık ufuklarına bir güneş gibi doğar adeta, halkın umudu haline gelir. Şamil imamlığa seçilmiştir seçilmesine ama ağır bir yükte omuzlarına binmiştir. İmam Şamil işe ilk olarak Kafkas birliğini sağlamakla başlar. Çünkü Kafkasya'da birlik yoktur ve Dağıstan kendi içinde bölünmüş vaziyettedir. Bu şekilde mücadelenin zor olduğunu bilen İmam Şamil derhal harekete geçerek kısa zaman zarfında teşkilatlı bir yapı kurar ve bundan sonra Şamil Kafkasya'nın kartalı, Rusların da korkulu rüyası haline gelir.

İmam Şamil hakkında ne yazılsa, ne söylense az gelir ve bu örnek şahsiyetin hayatı, karakteri, mücadelesi ciltler dolusu kitaba anca sığar. Nedir onu bu derece ön plana çıkaran, destanlaştıran şey diye düşündüğümüzde ve hayatına göz attığımız- da ön plana çıkan ilk şey onun sarsılmaz iman gücüdür. En zor şartlarda dahi ibadetini aksatma- yan, bir karar alması gerektiğinde Rabbine iltica eden, O'na sığınan ve başka kimseden medet ummayan bir şahsiyettir İmam Şamil. Kimseden korkusu yoktur, Allah'tan başka.

Rusların hem teknik malzemeler hem de sayıca üstünlüklerine rağmen yıkılmaz bir tevekkül kalesine, bükülmez bir bileğe sahiptir. Tabiri caizse bir avuç mücahitle koskoca Rus ordusunu dize getirecek kadar keskin harp zekasına sahip bir dahidir Şamil. Onu ele geçirmeden Kafkasya'yı ele geçiremeyeceğini anlayan Rus Çarı dahi, İmam Şamil esir edilip yanına getirildiğinde tüm husumetine rağmen onun sakalını ve yüzünü öpmüş ve içten içe bir hürmet göstermiş hatta onuruna bir de balo düzenlemiştir. Ancak Şamil takdir edersiniz ki bu durumdan büyük sıkıntı duymuştur ve kendisine baloyu nasıl bulduğunu sorduklarında; “ İlahi cennete gidemeyeceğinize göre dünyayı cennete çevirmekte isabet buyurmuş sunuz” diyerek onlara gereken cevabı da vermiştir. Esir edilen bedenidir, ruhu değil. Şahsiyetinden, davasından ve kararlılığından asla taviz vermez.

Hayatının son on yılı esaretle geçer. Bu yıllarda en büyük isteklerinden biri de İstanbul'a gitmektir. İki oğlunu Ruslara rehin bırakarak İstanbul'a gelir. Burada yedi buçuk ay kaldıktan sonra Padişah tarafından bir diğer arzuladığı yer olan mukaddes topraklara uğurlanır. Son nefesine kadar burada kalır Şamil, Efendimize kavuşur ve onun huzurunda son nefesini vererek Cennet-ül Baki kabristanına defnedilir.

İmam Şamil'in sarsılmaz iman gücünden en zor şartlarda dahi azmi elden bırakmamasına, düşman karşısında asla boyun eğmeyişinden tevekkül edişine kadar pek çok özelliğini örnek almamız gerekiyor. Onu gerçekten anlayıp idrak edenlerden olabilmek duasıyla. Ruhu şad olsun, Allah rahmet eylesin.

Esen kalın, Allah'a emanet olun. . .

*Kaynak: Efsane Soluklar; İbrahim Refik, Albatros Yayınları, 10. baskı, kasım 2002


Bu Yazı 2195 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar