Kainatı Harekete Getiren ve Her Şeyi Nurlandıran ve Her Şeye Mana Yükleyen En Yüksek Kelime : TEVHiD KELiMESi-1
..        

Kainatın her zerresinde, her karesinde ve evvel ahir ve zahir batın her yerinde hakim bulunan kelime-i tevhid, sözlükte, VHD kökünden tek, yalnız, eşsiz, bir tek olmak; VAHHD(vahhade) kökünden, bir şeyi tek yapmak, birlemek, tek tip yapmak, standartlaştırmak, çokluğu tekliğe çekmek, birleştirmek; TFUUL (tefeuul) babından da, tek, yalnız olmak, yalnız yaşamak, yalnız olarak, tek başına yapmak, tek başına kalmak, tekleşmek anlamlarına gelir.(1) Morfolojik yapıda kullanılan ortak kelime “teklik”tir.
Dini (istilahi) bir terim olarak ise, Allah'ın bir olduğunu ifade etmek, Allah'ın yegane olduğuna kesin olarak inanmak, ortağı, eşi, benzeri ve misli olmadığına kati itikat etmektir.(2)
TEVHİD KELİMESİNİN ULUHİYET VE RUBUBİYETE YÜKLEDİĞİ ANLAM
I TEVHİD-İ ULUHİYET
Zahir batın, söz ve amel olarak yapılan bütün ibadet nevilerinde ve ondan başkasına asla ibadet yapılmayacağı hususunda Allah'ın tek olması demektir. Tevhid-i Uluhiyetin zıddı şirktir. Yüce Allah'ın zatını inkar etmek büyük şirk; tam bir inkar almamakla beraber Allah'ın kemalatına zarar verecek söz ve davranışlar da küçük şirktir.
Aşağıya alacağımız şu ayetler tevhid-i uluhiyeti ifade etmektedir.
“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi emretti” (3)
“Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın” (4)
“Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.” (5)
BÜYÜK ŞİRK
Bazı insanların inanış ve davranışları olarak ortaya çıkan şirk, kulun Allah'tan başka bir şeyi alemlerin rabbine denk ve müsavi tutmasıdır. Onu Allah'ı sever gibi sever; Allah'tan korkar gibi korkar, ona dua eder; ondan bir şeyler umar; ona tapmayı arzular; ona tevekkül eder; Allah'a karşı işlenen günah ve hatalarda ona itaat eder veya Allah'ın rıza ve hoşnutluğu dışında ona uyar.
Büyük şirkin Kur'an'daki ifadesi şöyledir:
“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur.”(6)
“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.” (7)
“Biliniz ki kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir…” (8)
“Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgar onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir…” (9)
Ayetlerde görüldüğü gibi şirk öyle manevi bir düşüştür ki, insanın manevi alemini paramparça eder. Allah'a ortak koşmanın en tehlikeli gidişat olduğunu sadece adı geçen ayetler değil, Kur'an'da aynı manaları ifade eden daha çok sayıda ayet vardır. (10) Allah'ın yüce peygamberi (sav) de şirk konusunda şöyle buyurmaktadır: “Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, yalnız ona ibadet edip hiçbir şeyi ona ortak koşmamalarıdır; kulların Allah üzerindeki hakları ise hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmayan kullarını azap etmemesidir.” (11)
Allah'a ortak koşarak dinden çıkma konusunda küfrünü açıkça söyleyenle, gizleyen münafıklar arasında hiçbir fark yoktur.(12). Çünkü Kur'an'da, “Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın..” (13) buyurulmaktadır.
“Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar (gerçekte) müminlerle berberdirler” (14)

KÜÇÜK ŞİRK
Allah'a yapılan amellerin güzelleştirilmesi konusuna giren hafif bir riya ve hodforoşluktan ibarettir. Kuran da “Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.” (15) beyan edilir.
Peygamber (sav), “Sizin üzerinize en çok korktuğum şey küçük şirktir.” (16) Buyuruyor. Riya nedir? Diye sorulduğunda da Allah'ın resulü (sav) şöyle buyurur: “Riya, adam namaza kalkar ve kılar; onu bakan adamın görmesi için namazı adeta süsler. O demektir.
II TEVHİD-İ RUBUBİYET
Tevhid-i Rububiyet, Allah'ın her şeyin Rabbi, sahibi, yaratıcısı, idare edeni, tasarruf edeni, mülkünde ortağı olmayan, acizlikten ötürü bir dosta ihtiyacı olmayan emirlerini reddedenin, hükmünü sonuçsuz bırakanın olmadığı, Rububiyetinin ifade ettiği anlamları, sıfatları ve isimlerinin iktizası hakkında kimsenin çekişemediği yüce bir Allah olduğunu kesin bir dille ikrar etmektedir. (17)
Kuran da tevhid-i Rububiyeti ifade eden ayetlerden bazılarını aşağıya alıyoruz:
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (bunca ayet ve delillerden) Sonra kafir olanlar (hala putları) rableri ile denk tutuyorlar.” (18)
“Hamd, (övme ve övülme), alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.” (19)
“(Resulüm!) de ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah'tır” O halde de ki: “O'nu bırakıp da kendilerine fayda yada zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?” De ki; “Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?” Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her şeyi yaratandır. Ve O, birdir, karşı durulamaz güç sahibidir.” (20)
“Allah (O yüce varlıktır) ki sizi yaratmış, sonra rızıklandırmıştır, sonra o, hayatınızı sona erdirecek, daha sonra da sizi (tekrar) diriltecektir. Peki sizin (Allah'a eş tuttuğunuz) ortaklarımız içinde bunlardan birini yapabilecek var mı? Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir ve yücedir” (21) buyurulmaktadır.
Bu konuda daha çok sayıda ayet vardır Kuranda. (22) Tevhid-i Rububiyetin zıddı ise, yaratmak, yok etmek, diriltmek, zamanı gelince öldürmek, iyiliği celb, kötülüğü defetmek gibi Rububiyetin ifade ettiği manalardan herhangi birinin yerine getirilmesi ve bütün varlığın idare ve tasarrufu konusunda Allah'ın haşa yardımcılarının varlığına, yani ortağının olduğuna inanmaktır. İlm-i gayb, azamet ve kibriya gibi isim ve sıfatlarının muhtevasından birisi hakkında menfi manada çekişmekdir. (23) Kuranda hangi ifadelerin tevhid-i rububiyetin zıddı olduğu aşağı alacağım şu ayetlerde beyan edilmiştir.
“Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttuğunu O'ndan sonra salıverecek de yoktur. O üstündür, hikmet sahibidir.(24)
“Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur…” (25)
“Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine ondan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O hayrını kullarından dilediğine eriştirir ve O bağışlayandır, esirgeyendir.” (26) Fazla bilgi için şu ayetlere de bakılabilir. (27)
Peygamber (sav) de bir hadis-i kudside Allah şöyle buyuruyor demektedir:
“Azamet gömleğim, Kibriya ise Cübbemdir; Kim bu ikisinden biri hakkında benimle çekişirse, onu ateşimin içine yerleştiririm.” (28) g


Bu Yazı 2834 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar