Kanayan Yara;DOĞU TÜRKİSTAN
..        
Doğu Türkistan Türk İslam dünyasının kanayan yarası. Aslında gündemden hiç düşmedi. Orada katliamlar hep devam etti. Bu katliamlar dünya kamuoyunda gündeme gelmedi, gelemedi. Komünist Çin'in dünya ülkelerini ticari faaliyetleri ile bir nevi susturması Doğu Türkistan katliamlarının duyulmasını engelledi.
Doğu Türkistan İslam ümmetinin göze görünme- yen yarası. Orada on yıllardır her gün Müslüman Türkler çeşitli bahanelerle kurşuna diziliyor. Bu katliamlar bazen çığırından o kadar çıkıyor ki Çin'in bütün baskıları ve tehditlerine rağmen olaylar dünya medyasına aksediyor.
Doğu Türkistan son olaylarla yeniden ümmetin kalbini dağladı. Şu günlerde bu olaylar dinmiş gibi fakat oradaki dinen şey katliamlar değil Çin'in sansür koyduğu enformasyondur. Son aylarda Türkiye'deki Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz Şarki Türkistan'daki olayları bizlere aksettirdiler. Türkiye'de Doğu Türkistan kökenli kardeşlerimizin kurduğu vakıf ve derneklerden biri de Doğu Türkistan Vakfı.
Doğu Türkistanlı büyük mücahit rahmetli İsa Yusuf Alptekin'in kurduğu ve şu an faaliyetlerine devam eden Doğu Türkistan Vakfını ziyaret ettik. Vakıf Başkan Vekili ve aynı zamanda Muhaceretteki Doğu Türkistan Parlamentosu Başkanı olan Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Buyurun:
Mustafa DURDU Efendim bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
KAŞGARLI Ben 1937 yılında Doğu Türkistan'ın Kaşgar şehrinde doğdum. İlk, orta öğrenimimi orada tamamladım. Lisans eğitimimi 1956'da Urumçi'deki Doğu Türkistan Üniversitesi, Uygur Dili ve Edebiyatı Bölümünde tamamladım.
M.D.: Kaşgar deyince aklımıza Kaşgarlı Mahmut geliyor. Sizin Kaşgarlı soyadını almanızda bu büyük dil bilgininin bir ilgisi var mı?
KAŞGARLI: Evet. İlk Müslüman Türk devleti olan Karahanlı Devleti'nin hükümdarı Abdülkerim Satuk Buğra Han ile Divanu Lûgati't-Türk'ün yazarı, ünlü dil bilgini Kaşgarlı Mahmut'un soyundan geliyorum.
M.D. 1956'da Doğu Türkistan Üniversitesinde Uygur Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdikten sonra neler yaşadınız? Türkiye'ye geliş süreciniz hakkında bilgi verir misiniz?
KAŞGARLI: Urumçi'de üniversiteyi bitirdikten sonra aynı üniversitede yüksek lisans yaptım ve bir müddet öğretim görevlisi olarak çalıştım. Yüksek lisans tezim Nim Şehit'in Edebî Yaratıcılığı adını taşır. Daha sonra 17 Ağustos 1982 yılında Türkiye'ye geldim. Aslında buraya akrabalarımın daveti ile geldim. Bu süreçte pasaport almak için çok uğraştım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Eski Türk Dilinde Fiiller konulu doktora tezim ile doktora eğitimimi tamamladım. Daha sonra Prof. Dr. unvanı ile Trakya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştım ve aynı üniversiteden emekli oldum.
M.D. Doğu Türkistan Vakfı ne zaman kuruldu? Bu konuda bilgi verir misiniz?
KAŞGARLI: Doğu Türkistan Vakfı ilk olarak 1977 yılında İsa Yusuf Alptekin tarafından kurulmuştur. Fakat ekonomik sıkıntılar nedeni ile faaliyet yapamadı. 1986 yılında ihya edildi. 1989 yılından itibaren faaliyetlerimize hız verdik. Vakfımızın başkanlığını bir buçuk yıldır vekâleten ben yürütüyorum. Normalde Doğu Türkistan Vakfı Başkanı M. Rıza Bekin'dir. Fakat kendisinin rahatsızlığı var. Şu an Vakfın başkanlığını vekâleten ben yürütüyorum.
M.D. Doğu Türkistan Vakfı olarak üç aylık bir dergi çıkarıyorsunuz.
KAŞGARLI: Evet. Doğu Türkistan Vakfının yayın organı olarak üç ayda bir Doğu Türkistan'ın Sesi isimli ilmî ve kültürel bir dergi çıkarıyoruz.
M.D. İşgal altındaki Doğu Türkistan'da eğitim dili Türkçe mi? Yani siz Uygur Türkçesi ile mi eğitim gördünüz?
KAŞGARLI:Benim orada eğitim gördüğüm dönemde eğitim dili Uygur Türkçesi idi. Daha sonra 2002 yılında Uygur Türkçesi yasaklandı. Şu anda Çince eğitim veriliyor.
M.D. Doğu Türkistan'da tarihte birçok Türk devleti kuruldu. Kurulan en son devlet de 1949 yılında komünist Çin tarafından yıkıldı.
KAŞGARLI: Evet. Doğu Türkistan'da tarih içinde 13'ten fazla Türk devleti kurulmuştur. 12 Kasım 1933 yılında Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti, 12 Kasım 1944 yılında da Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu. Ancak bu devletler Rusya ve Çin işbirliği neticesinde işgal edildi. Büyük soykırımlar yaşandı. Büyük katliamlar oldu. Sizin de dediğiniz gibi en son kurulan devletimiz 1949 yılında Kızıl Çin tarafından istila edildi.
M.D. 1949 yılında Kızıl Çin Devleti nasıl bir siyasetle Doğu Türkistan'ı işgal etti? Hangi bahaneleri ileri sürdü?
KAŞGARLI: 1949 yılında Komünist Rusların da desteğini alan Kızıl Çin Devleti alenen topraklarımızı işgale başladılar. Bunu yaparken “Ecdadımız sizlere zulmetti, borcumuzu ödemeye geldik, sizleri özgürleştireceğiz.” söylemini de kullandılar.
M.D. İşgal sonrası neler yaşandı?
KAŞGARLI İlk önce aydınlarımızı katletmeye başladılar. Özellikle din âlimlerimizi katlettiler. Zenginlerimizi, aydınlarımızı panislamist, pantürk- ist diyerek katlettiler. Özellikle asimilasyon politikalarına hız verdiler. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimize el koydular. Karşı koyanları veya protesto edenleri sindirdiler. 60 yılda 4 milyon civarında Müslüman Türk'ü katlettiler.
M.D. Şu anda bu zulüm ve sindirme politikaları devam ediyor mu?
KAŞGARLI: Tabii. Kızıl Çin yönetimi zulmünden hiç taviz vermedi. İki çocuktan fazla çocuk sahibi olmak yasak. Kadınlarımızın karnındaki çocuklar zorla kürtajla alınıyor. Şu anda Doğu Türkistan'da büyük bir eşitsizlik söz konusu. Türklerin hakları gasp ediliyor. Çin yönetimi tarihî eserlerimizi de hazmedemiyor. Mesela ünlü Hanlık Medresesini yıktılar. Bunun dışında birçok tarihi eserimizi yıktılar. Doğu Türkistan'ın demografik yapısını da değiştirmeye çalışıyorlar. Bu konuda dünya kamuoyunu yanıltıyorlar.
M.D. Son yaşanan olaylar niçin patlak verdi. Kızıl Çin, zulümlerinin dozajını mı artırdı? Son olaylar lokal bir hadise miydi?
KAŞGARLI Komünist Çin yönetimi 2004 yılından bu yana yaşları 15 ile 20 arasında değişen yaşlardaki 900 bin kızımızı zorla ailelerinden aldılar. Başka bölgelere götürdüler. Orada zorla Çinlilerle evlendirdiler. Bu çocuklar ailelerinden çeşitli bahanelerle ve zorla alındılar. Çinlilerin kız çocuk sayısı erkek çocuk sayısından daha az. Dolayısıyla, Müslüman Türk kızlarını asimile etmek için bu zulümleri hâlen yapmaktalar.
M.D. Son olaylarda askerlere tek başına karşı gelen ve onlardan ailesini geri isteyen Tursun Gül adlı Uygur kadını “Sivil Çinlilerle aramızda bir sorun yoktu. Bize saldıran askerlerdir.” diyor. Gerçekten sivil Çinliler ile Türkler arasında bir sorun yok mu?
KAŞGARLI: Şimdi, tarihten gelen bir Çin-Mançu istilası var. Türkleri devlet işlerine almıyorlar. Türklere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılıyor. Çin ile aramızda hiçbir kültür birliği yok. Orada komünizm var. Dinsizlik var. Çinliler haklarını arayan Türkleri radikal İslamcı, ayrılıkçı terörist diye gösterdi. Orada suçu Çinliler bile işlese Uygur Türkleri cezalandırıldı. Çinli sivil halk da bunlara inandı. Devlet bu zemini hazırladı. Çinliler Türkleri düşman olarak görüyorlar.
M.D. Son yaşanan olayların fitili nasıl ateşlendi?
KAŞGARLI: Çin daha önce Tibet'te bu işin provasını yapmıştı. Askerler öncelikle sivil elbiseler giyinerek zulme başladılar. Önlerine gelen Uygur Türkü'nü demir sopalarla dövmeye başladılar. Bu planlı bir şekilde yapıldı. Daha sonra buna tepki gösteren binlerce Türk'ü acımasızca öldürdüler. Akla hayale sığmayan işkenceler yapıldı. Binlerce Müslüman Türk kurşuna dizildi. Bu zulümler hâlâ yapılıyor. Bitmiş değil. Sadece gündemden düştü. Doğu Türkistan'da büyük bir etnik temizlik, soykırım yapılıyor.
M.D. Türkiye'nin bu olaylara tepkisi sizce yeterli düzeyde mi?
KAŞGARLI: Başbakanımız Tayyip Bey, bu olaylar için doğru olarak soykırım tabirini kullandı. Ayrıca sivil toplum örgütleri tepki gösterdi. Türkiye'ye güveniyoruz. Fakat daha yapılması gereken şeyler de var. Türkiye Cumhuriyeti İslam Konferansı Örgütünü olağan üstü toplantıya çağır- malıdır.
M.D. İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu İslam ülkelerini bu konuyu görüşmek üzere toplantıya çağırmadı mı?
KAŞGARLI: Ekmeleddin Bey, bu konuda girişimde bulundu. Ancak Araplardan pek ses çıkmadı. Yani Arap dünyası bu konuda isteksiz davrandı.
M.D. Peki, bu konuda neler yapılabilir?
KAŞGARLI: Türkiye, İKÖ'yü harekete geçirmek için çaba sarf etmeli ve Çin zulmünün bitmesi ve Türklerin haklarına kavuşması için uluslar arası düzeyde çaba sarf etmelidir. Başbakanımız konuyu BM'ye götüreceklerini söyledi. Bu bir an önce gerçekleşmelidir.
M.D. BM'den medet beklemek doğru mu?
KAŞGARLI: BM İnsan Hakları Bildirisi'ne Çin de imza atmıştır. BM'nin bu konuda Çin'e baskı yapması gerekir. Bu Çin'in iç meselesi değildir. Bu uluslar arası bir meseledir. Dünyanın bütün devletleri bu olaya ses çıkarmalıdır. Türkiye, Dünya Af Örgütü ve AGİK gibi kurumlara meseleyi anlatmalıdır.
M.D. Her türlü baskı ve işkenceye rağmen Uygur Türkleri millî ve dinî kimliklerini korumaya devam ediyor.
KAŞGARLI Evet. Doğu Türkistan'da şu anda 18 yaşından küçüklerin, kadınların ve devlet memurları nın camiye gitmesi yasak. Camiler her zaman açık değil. Buna rağmen Uygur Türkleri kimliklerini korumaya özen gösteriyorlar.
M.D. Türkiye'den Çin'e ne zaman ki resmî bir ziyaret yapıldı o vakit Doğu Türkistan'da baskının dozajı artıyor. Çin ne demek istiyor?
KAŞGARLI: Evet. Mesela o zaman Başbakan Yardımcısı olan Sayın Devlet Bahçeli Çin'i ziyaret etti. Ardından Komünist Çin yönetimi Eylül 2002'de Uygur Türkçesini yasakladı. En son Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Çin'i ziyaret etti hemen akabinde bu katliamlar yaşandı.
M.D. Türkiye'de birçok basın yayın kuruluşunda Doğu Türkistan'a Sincan deniliyor. Bundan rahatsız olmuyor musunuz?
KAŞGARLI: Elbette ki rahatsız oluyoruz. Doğu Türkistan'ı Çinliler işgal edince oraya “işgal edilmiş toprak, kazanılmış toprak” anlamına gelen “Şincan” demeye başladılar. Oranın adı Doğu Türkistan'dır. Doğu Türkistan'a Sincan denilmesi bizi son derece üzüyor. Çinliler diyor, bari Türkler demesin. Doğu Türkistan binlerce yıldır Türk İslam memleketidir.
M.D.- Doğu Türkistan resmiyette özerk gibi görünüyor. Bu doğru mu?
KAŞGARLI: Bu tamamen bir aldatmacadır. Orada hiçbir özerklik mevzu bahis değildir. Nur Bekri denilen şahıs ise Çin'in kuklasıdır. Doğu Türkistan Türkleri zaten onu sevmez. Gerçek anlamda bir özerklik verilse Doğu Türkistan biraz rahatlayacaktır. Ama hedefimiz tam özgürlüktür. Parolamız: Ya istiklal ya ölüm. Çünkü bu şekilde yaşamak ölümden daha kötüdür.
M.D. Çin deninde akıllara 1.300 binlik bir nüfus geliyor. Bu rakam insanları ürkütüyor. Bu konuda ne dersiniz?
KAŞGARLI: Bu konu yanlış biliniyor. Bir kere Çin'de 55 etnik grup var. Bu etnik grupların toplamı 300 milyondan fazla. Dolayısıyla Han Çinli sayısı 900 milyon civarında. Çin yönetimi Çin olmayanların sayısını bilinçli olarak az gösteriyor. Çin'in nüfusunu öne sürerek dünya kamuoyunu korkutmaya çalışıyor. Oysa Çinliler sadece ellerindeki silaha güveniyor.
M.D. Genelde Türkiye'ye bir mesajınız var mı?
KAŞGARLI: Doğu Türkistan bizim ata yurdumuzdur. Türkiye'deki kardeşlerimiz Doğu Türkistan için dua etsinler. Çin mallarını almasınlar. Her Çin malında bir Müslüman Türk'ün kanı ve gözyaşı var. Lütfen Çin mallarını boykot edelim. Kardeşlerimiz Doğu Türkistan için dua etsinler.
Bu Yazı 3170 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar