Kartı Dert Edin!
04.12.2013        

Kredi Kartları Virüs Gibi Yayılıyor

KARTI DERT EDİN!

Yrd. Doç. Dr. Veli Sırım

 

Kredi kartı kullanımının hayatımızda yeri giderek daha devasa boyutlara ulaşırken, yanlış, bilinçsiz ve bilinçli gibi bilinçsiz kullanmaktan kaynaklanan zarar ve ziyanlar da bir o kadar büyümekte, önü alınmaz hale gelmekte. İşin içine bir de bir takım siyasi olaylarda (Gezi Parkı olayları gibi) faiz lobisinin büyük rol üstlenmesi ve bu kesimin bizzat Başbakan tarafından dile getirilmesi kredi kartı olgusunu bir kez daha gündeme getirmiş oldu.

Kredi kartı kullanımını sıfırlamak gibi bir teklif elbette gerçekçi olmaz. Hele bir de, aylık gelirinin iki-üç katı, hattâ bazılarının onlarca katı limitli kredi kartı bulunanlar için. Böyleleri için kart sayısının bir eksilmesi bile büyük bir başarı olarak görülebileceği günümüzde, bireylere bilinçli ve kontrollü bir kart kullanımını tavsiye etmek, bunun lüzumunu ve yollarını göstermek daha rasyonel olacaktır.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Temmuz-2013 verilerine göre ülkemizde kullanılan banka kartı sayısı 96,3 milyon, kredi kartı sayısı ise 56,5 milyon, toplamda 152,8 milyon adet. Çok değil 10 yıl öncesine kadar her yerde bulunmayan pos cihazlarının sayısı da 2,27 milyona ulaşmış.

Nüfusumuzu 75 milyon olarak düşünürsek, erkeğinden kadınına, yaşlısından bebesine, tıpkı Amerikan kovboyları misali herkesin belinde iki kart, en hızlı çeken alışverişi yapıp, malı götürüyor. Çılgınca ve alabildiğine hızlıca bir kart kullanımı içinde günlerimiz su misali akıp geçerken, hepimiz borç batağı içinde battıkça batıyoruz.

Malatya İnönü üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Esgin tarafından gerçekleştirilen “Kredi Kartı Kullanımının Sosyolojik Yansımaları” konulu araştırmanın verileri bu söylediklerimizi destekler mahiyette.

Araştırmaya katılanların % 29’u kendisini doğrudan kredi kartı mağduru olarak tanımlarken, kredi kartı borçlarından ve bunları ödeyememekten dolayı sürekli huzursuzluk yaşayanların oranı % 42’lere kadar ulaşıyor. Yine aynı nedenle kendisini çaresiz ve bunalmış hissedenlerin oranı % 33 olarak tespit edilmiş.

Bir başka ilginç tespit, araştırmaya katılanların % 69’unun kredi kartı mağduriyetinin temel sebebini bilinçsiz kullanım olarak ifade etmesi. Bunun belli ölçülerde farkında olan bireyler, “Kredi kartı olmasa daha bilinçli alışveriş yapabilirdim” ya da “Kredi kartı olmasaydı daha rahat geçinirdim” görüşlerini savunuyorlar. Katılımcıların % 83’ü ise kredi kartının insanları ihtiyaçları olamayan şeyleri almaya yönlendirdiğini savunmakta.

Kredi kartı sadece bizim başımızın belası değil elbette. Kartın ana vatanı olan Batı dünyası da kart derdinden muzdarip, kıvrım kıvrım kıvranmakta. Bu onulmaz derde derman arayışları da bir o kadar hızla devam etmekte.

Bilim adamları hastalığın teşhisi için her geçen gün yeni araştırmalar yapmakta, ortaya bir takım sonuçlar koymakta. Bunlardan birisi de insanların kredi kartıyla nasıl borç batağına sağlandığına dair yapılan bilimsel bir araştırma.

Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Pittsbugh şehrindeki Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada harcamalarını nakit para ile yapanların beyinlerinde acı hissettikleri, kredi kartı ile yapılan harcamalarda ise bunun tespit edilmediği kaydedildi. Bu durum, kredi kartı ile yapılan harcamalarda elden çıkan paranın ve miktarının görülmemesine bağlandı. Araştırmayı yapan bilim adamları kredi kartlarının insanları uyuşturucu bir etkisinin olduğunu ifade ediyor.

İnsanlar, özlemlerini ve beklentilerini düşünceler ve fikirlerden ziyade tüketim nesnelerine yoğunlaşarak gerçekleştirme çabasına giriyorlar. İnsanlardaki tatmin, fikirlerden veya manevî etkenlerden çok, doğrudan doğruya maddî ve anlık tüketime indirgeniyor. Ayrıca kredi kartları, geliri kısıtlı olan büyük bir insan kitlesinin arzu ettiği ve şiddetle kendini arzulatan tüketim nesnelerine erişmelerini kolaylaştıran bir araç konumunda. Bu yönüyle kredi kartları sadece yüksek gelir sahipleri için değil, dar gelirli olanlar için de önce ümit kapısını aralıyor; ardından da hüsran getiriyor.

Kredi kartı kullanıcılarının çoğunluğu, bin bir câzip yöntemle sunulan kartların acımasız yüzünü er veya geç görüyor. Çoğu zaman da iş işten geçmiş oluyor. İşte kredi kartı tuzakları ve işte kartların gerçek yüzünden bazı kesitler:

Bankalar kredi kartı vermede akıl almaz kolaylıklar sağlıyor.

Kişilere gelir seviyesinin üzerinde limit tahsis ediliyor. Kişinin o anda elinde bulundurduğu paradan daha fazla harcama yapabilme imkânı veriliyor. Ayrıca harcamalarını takside bağlayabilmesi sağlanıyor.

Alışveriş merkezlerinin kuruluş ve dizaynı kredi kartlarıyla adeta işbirliği yapıyor. Süpermarketlerin, hipermarketlerin iç düzeni, alıcıların her zaman ihtiyacından fazlasını almalarını sağlayıcı özelliklerle hazırlanıyor. Buna bir de kredi kartı avantajları eklenince kişiler, istediğine istediği şekilde ve hemen sahip olabiliyor. İstediği ürünü hemen alışveriş sepetine atabiliyor.

Sürekli yayınlanan reklamlar yaş, eğitim, cinsiyet ve gelir seviyesi çok farklı da olsa kişileri bir veya birden fazla kart sahibi olmaya yöneltiyor. Bu yolla insanlarda kredi kartı kullanımıyla sanki kendi parasını değil de, başkasının parasını harcıyormuş gibi bir izlenim oluşturuluyor. Bu propaganda öylesine etkili ki, bizzat sistemin içinde olanları bile kolları arasına alabiliyor. Reklamlar ayrıca borç algılama yöntemini de altüst ediyor. İnsanlar kredi kartlarından çektikleri kredileri veya tüketim harcamalarını bir süre sonra borç olarak algılamamaya başlıyor. Sanki hiç ödenmeyecekmiş, sanki bir başkası ödeyecekmiş gibi algılamaya başlıyorlar.

Psikolojik açıdan kart kullanma, muayyen bir limit dahilinde her türlü mal ve hizmeti alabilme imkanı kişinin kendine özgüveninin artmasına neden oluyor.

Alışverişlerde doğrudan nakit ödeme olmadığı için, “sanki bir başkası ödüyormuş” yahut “başkasının parasıyla ödeniyormuş” hissi insanları yanıltıyor.

Kredi kartı, saygınlığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Hattâ kullanılan kartın tipine göre kişinin sosyo-ekonomik konumunu dahi yansıtabiliyor.

Kredi kartları aslında, kartzedelerin hayatını karartmada rol oynayan tek aktör değil. Sürekli tüketme, bunun için çalışıp para kazanma, kazandığı oranda tüketme ve en sonunda tüketip harcadığı oranda mutlu olma anlayışının her fırsatta işlendiği çok unsurlu bir sistem önümüzde duruyor. Başta büyük şehirlerde olmak üzere, sürekli koşuşturma içinde geçen bir hayatı yaşayan insanlar için kendilerine ayıracakları zaman çok az. Öyle ki, içinde bulundukları sistem bilinçlerine el koyuyor. Bu yüzden insanların serbest hareket alanları azalıyor. İnsanlara kendi istekleri doğrultusunda hareket alanı açmak yerine, paket halinde huzur veren ortamlar hazırlanıyor ve sunuluyor. Bunların en başında da, diledikleri ürünü diledikleri şekilde ve zamanda alabilecekleri alışveriş merkezleri ve bu merkezlerde diledikleri şekilde harcama yapabilecekleri kredi kartları geliyor. Böyle bir sistem içinde her şeyden önce insanların bireylik özellikleri gelişemediği için, paketlenmiş eğlenme ve dinlenme yerleri dışında alternatif arama zahmetine de girilmiyor. Böylece insanlar önlerinde hazır buldukları araçları kullanarak, kendilerince huzur bulduklarını zannediyorlar.

Kredi kartı kullanımı, alışkanlıklarımıza kadar pek çok özelliğimizi değiştirmiş durumda. Örneğin öteden beri insanlarımızın en belirgin özelliği olan pazarlık yapma işlemi yok oldu. Bunda yine alışveriş merkezlerinin dizaynı ile kredi kartı kullanan insanlarda, sanki parayı başkası ödüyormuş gibi bir duygunun hakim olmasının etkisi var. Kredi kartları, hayata bakış açısını da değiştirdi. Kredi kartları yüzünden artık “anlık” yaşama alabildiğine yaygınlaştı. Satın alma ve aldıklarını kullanma açısından daha esnek bir yapı ortaya çıktı. Satın alınan bir ürün daha işlevsiz olarak kullanılıyor. Hattâ hiç ihtiyaç duyulmadığı halde alınan bir ürünü, hiç kullanmadan atanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Kartzede olmamak için belki en ideal yöntem, hiçbir bankadan kredi kartı almamak olsa gerek.

Kartzede olmamak için belki en ideal yöntem, hiçbir bankadan kredi kartı almamak olsa gerek. Ancak çok kısa bir zaman diliminde, inanılmaz bir hızla yaygınlaşan kart kullanımı konusunda konunun uzmanlarınca sunulan reçetelerden bazı maddeleri aktaralım:

-Eğer elinizde birden fazla kartınız varsa, sadece birini veya en fazla ikisini kullanmaya çalışın.

-Kredi kartını kredi amacıyla kullanmamak için elinizden gelen çabayı gösterin.

-Kredi kartı borcunuzun son ödeme tarihini geciktirmeyin.

-Faizli olarak taksitli ödeme tercihini kullanmayın.

-Yükselen kart borcunuzu kesinlikle bir başka kart aracılığıyla ödemeye çalışmayın. Mümkün olduğunca çevrenizden borç bulup en kısa zamanda kredi borcunuzu kapatın ve bir daha ödemelerinizi bu noktaya getirmeyin.

-Kredi kartını güvenlik tedbirlerini almadan internette alışveriş için kullanmayın.

-Kredi kartı limitini en asgari seviyeye indirmeye çalışın.


Bu Yazı 2321 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar