Kapak
Küçük Dünyamıza Mutluluk Işıkları
04.09.2013        

KÜÇÜK DÜNYAMIZA MUTLULUK IŞIKLARI

Prof. Dr. Abdülaziz Hatip

 

Allah’a iman eden ve O’nun rızası için yararlı işler yapan bir insanın yaşadığı hayat, gerçek mutlu ve huzurlu hayattır. Mutluluk ve huzur istiyorsan, yaradılışının derinden gelen sesine kulak vererek iman denilen gönül kıbleni belirle, ardından da dosdoğru bir kul olarak hep iyi ve faydalı işler yap. “Rabbim Allah’tır’ de sonra da dosdoğru ol.”hadisi yaşam prensibin olsun.

Gönül huzur, kalp sükûneti ve manevi rahatlık isteyen, Allah’ı unutmasın, O’nu bolca ansın. “Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ı anmakla güven ve huzura kavuşur.” ayetini hep hatırla.

Biz hayat gemimizde sadece bir dümenciyiz. O gemi, tüm aksam, tayfa ve masraflarıyla Allah’a aittir. Dümeni, gemi sahibinin elimize verdiği pusuya bakarak hep belirlenen güzel hedefe ve selamet sahiline doğru kıralım, sorumluluktan kurtularak ücretimizi alıp rahatınıza bakalım. En çok elimizde görünen ve bizimle ilgisi bulunan yemek, içmek gibi işlerde bile tercih ve katkımız binde bir ölçüsündedir. Her işimizde, elimizde olan o kıl kadar payı da diğer tüm payların sahibi Rabbimizin rızasına tabi kılalım. Derin bir tevekkülle, bizi ve her şeyi taşıyan rahmet gemisine yükümüzü bırakıp ruhen ve bedenen rahata erelim.

Sadece içinde bulunduğun günü yaşa ve dolu dolu değerlendir. Aksi halde zihnin dağılır, yükün ağırlaşır, kaygın ve üzüntün artar. Hz. Peygamber’in (a.s.m.), “Sabaha çıktığında akşamı bekleme, akşama çıktığında da sabahı bekleme.” hadisinin manası bu olsa gerek.

Olmuş bitmiş şeyleri, takıntı derecesinde düşünüp durmak akıllılık değildir. Geçmişi sadece ders çıkarmak ve noksanlarını telafi için hatırla.

Bugünkü işini yarına bırakmamakla birlikte gelecekteki korku ve endişelerle zihnen meşgul olma. Çünkü gelecek henüz gayp perdesine sarılıdır. Gelmesini bekle. Dövülmeden ağlama. Birkaç gün sonra aç ve susuz kalma ihtimaliyle şimdiden durmadan yemek yemek, su içmek akılsızlıktır.

Acı ve acımasız tenkitler seni sarsmasın ve doğru yolundan asla alıkoymasın; en doğru bildiğin yolda yürümede kararlı ol. Değerin ve yaptığın işler ölçüsünde tenkit edilirsin. Hiçbir şey üretmeyenin, toplumda varlığıyla yokluğu eşit olanın tenkit edilecek bir şeyleri de olmaz.

Hiç kimseden takdir ve teşekkür bekleme. Taşıma su ile değirmen dönmez. Enerjisini şunun bunun takdirinden alan, bunu bulamadığı anda tükenir, yarı yolda kalır. Tüm pozitif enerjini, sadece iman, ideal ve hedefinden al.

Bir konuda olabilecek en kötü ihtimallere her zaman hazır ol. Kötüyü hesaba kat, hesabını kötüye göre yap, iyi düşerse ne ala, aksi halde tedbirini zaten almışsın.

Beklemediğin acı durumlar senin için hayırlara gebe olabilir. Musibet ve sıkıntılar dünyanın sonu değil, serçe için birer atmaca niteliğindedir. Kanat ve adalelerini güçlendirir. Ona daha iyi ve uzun süre uçmayı öğretir. O soğuk ve dondurucu karların altında sevimli bahar çiçekleri, ürkütücü fırtınaların ucunda tatlı ve kaliteli yaz meyveleri saklıdır.

Allah’ın emrine teslim olan için, her şey hayırdır. Nimet görse şükreder, lezzet ve mükafat alır; musibet görse sabreder, yine dayanma gücü ve sevap kazanır. Hayır, O’nun tercih ettiğindedir.

Nimetleri düşün ve şükret. Yokluk kuyusunun dibinden, hayat minaresinin şu an ulaştığın şerefesine kadar, her basamakta birçok nimet, inciden bir gerdanlık misali boynuna takılmış ve vücuduna asılmıştır. Bir tanesini bile trilyonlara değişmediğin bu nimetlere sahip olmakla ne kadar zengin olduğunu bir düşün. Hele bir iltifatı cihanlara değişilmez kâinat Sultanından geldiğini hatırla, sevinç ve iftiharından kendinden geç.

Ne halde bulunursan bulun, birçok insandan daha iyi durumda olduğunu unutma. Nimet basamaklarından oluşan hayat minarenin neden şunun ve bununkinin yüksekliğinde olmadığını düşünüp hayıflanacağına, zimmetinde borç olarak duran mevcut nimetlerin şükrünü yerine getirmeye çalış. Her yönden senden aşağı durumda olanları hatırlayarak şükrüne şükür kat.

Bir saatten ötekine durumunun değişebileceğini bil. “Ne oldum?” deme, “Ne olacağım?” de! Nimet de, sıkıntı da kalıcı değil, nöbetledir. Hayat da dünyanın güneş etrafındaki hareketi gibi dört mevsime uğrayarak yol alır.

Bela ve musibetler duanın anahtarları ve en uygun vakitleridir. Onları dua ile değerlendir ki, dünyan açısından kayıp gibi olan bu vakitleri ahiretin lehine avantaj dönüştür.

Sıkıntı ve güçlükler, gönül gözünün merhemi ve iradenin cilasıdır. Sıkıntı çekmemiş, güçlükle karşılaşmamış insan ham, tecrübesiz, iradesiz ve güçsüz insandır. Böyleleri ileri görüşlü olamaz, hayatı el yordamıyla yaşar, başarıyı yakalayamaz.

Güçlükten sonra muhakkak kolaylık vardır.Bu, Allah’ın vaadidir. Allah vaadinden dönmez.

Basit konuların, küçük meşgalelerin senin üzerinde otorite kurmasına izin verme. Büyük işlerin, önemli meşguliyetlerin adamı ol! Kâinatın meyvesi, yeryüzünün halifesi olan insana yakışan, konum ve sorumluluğuna yaraşır işler yapmasıdır. Paha biçilmez bunca yetenek ve imkanları bir hiç uğruna heba etmemeli, hayat panayırında elması verip cam kırıntısına müşteri olmamalı.

Rabbinin af ve bağışlaması çok geniştir. İşlediğin en büyük günahtan da daha geniştir. Ümidini hiçbir zaman yitirmeden derhal O’nun gazabından mağfiretine, azabından rahmetine, celalinden cemaline sığın. Allah’ın affından ümit kesmek, yapılan en büyük hatadan bile daha büyük bir hatadır.

Öfkene hakim ol. Asıl pehlivan, rakibini yere çalan değil, öfkesini dizginleyebilendir. Başarı ve mutluluk için, öfke potansiyelimiz dahil, her türlü duyu, duygu ve yeteneğimizi aklın emrine vermek şarttır. Serinkanlılığı yitirip öfkeyle kalkanın zararla oturacağı, yüzyılların tecrübesiyle kanıtlanmış bir gerçektir.

Yaşama için ye, yemek için yaşama! Unutma ki, gerçekte bir lokma ekmek, bir yudum su ve sade bir mesken yaşamak için yeterlidir. Ötesinin kaygısın çekme. Mutluluğu zenginlik ve konforda sananlar, ipek böceği gibi, bir ömür boyu yığdıkları servetlerinin oluşturduğu esaret ağı içerisinde bedbaht bir şekilde boğulup giderler.

Rızkın da, yaptığın iyilik veya kötülüğün karşılıkları da Allah tarafından belirlenmiştir. Sahipsiz değilsin, başıboş değilsin, rızık endişesi çekme, görevine bak, mükafatını bekle, ihmalkarlığının cezasından kork.

Korkulan şeylerin pek çoğu gerçekleşmez. Dolayısıyla, vahim ve kuruntuların baskısı altına girme; hayatı çekilmez hale getirme. Gelen bela bile olsa, onu vereni bulduysan, o bile sefa, ihsan, lütuf ve nimete dönüşür.

Musibet sahiplerinde senin için ders ve ibretler vardır. Bahtiyar olan, başkasının halinden ibret alandır. Musibet ehlini gördüğümüzde, çoğu zaman değerini bilmediğimiz, hatta varlığının farkında bile olmadığımız, ne büyük nimetlere mahzar olduğumuzu daha iyi anlarız. Her şey zıddı ile bilinir, yokluğunda değeri anlaşılır. Yoksunluğu yaşayan biz değil, başkası da olsa, bu gerçeği görmemize yardımcı olur.

Dua ve yaşayışınla her zaman Rabbinden sağlık, afiyet ve huzur iste. Ancak, elinde olmayan bela ve musibet de Allah sevgisinin bir alameti olabilir. Ahirette, bela ve musibet ehline verilen nimet ve mükafatları görenler, dünyada iken en ağır bela ve musibetlere uğramış olmayı temenni ederler. Bazen Allah’ın, sevdiği kul için arzu ve takdir ettiği bir makam bulunur. Fakat kulun o mertebeye kendi ibadet ve taatiyle ulaşması mümkün olmaz. Allah da ona bela ve musibet verir ki, buna sabretmenin sevabıyla kısa zamanda o mertebeye erişebilsin.

Ciddi ve meyveli işlerle vaktini değerlendir. Boş durmaktan sakın. Kısa ömrün ne kadar değerli; kazanılacak ahiret yurdunun ne paha biçilmez bir servet; insanoğlunun, görevi büyük ne önemli bir memur; himmet ve gayretin ise, ne yüce bir şeref olduğunu hakkıyla bilseydik, bir saniyemizi bile boş geçirmemeye çalışırdık.

Dedikodularla meşgul olma, söylentilere kulak asma. Bunlar başkaları hakkında ise, zaten faydası hiç yok, manevi zararı ise pek çoktur. Seninle ilgili ise, onlarla meşgul olup durdurmaya, başkalarının çuval olmayan ağzını büzmeye çalışacağına, özüne dön, özeleştiride bulun, kendini doğrultmaya bak, doğru ağacın gölgesi eğri olmaz, söylentileri ilk kaynağından kesmiş olursun.

Kinin ve intikam hırsın, hasmından daha çok sana zarar verir. Eğer, şahsını ve maddi-manevi sağlığını düşünüyor ve seviyorsan, kin ve intikam duygularının kalbinde yer etmesine fırsat verme. Müslüman sevgi insanıdır. Düşmanlığı, sadece mütecaviz din düşmanlarınadır.


Bu Yazı 2171 Defa Okunmuştur.

Yazıya Ait Fotoğraflar

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • necat bayhan 16.12.2013 05:33:32
    Allah senden razi olsun bu yaziyi okudugum zaman kendimi gordum sanki hayatimi okumus ve benim icin yazmissin