Kültürümüzde Çorba
..        
Çorba sözcüğü dilimize Farsça "şurba"dan geçmiş olup, tuzlu madde demek olan "şur" ile aş karşılığı "ba"nın birleşiminden meydana gelmiştir. Adeta bir milli yiyeceğimiz,daha doğrusu içeceğimiz olup sütlüsünden yoğurtlusuna, pirinçlisinden bulgurlusuna, tavuklusundan kıymalısına, sebzelisinden mantarlısına, soğanlısından sarımsaklısına, tuzlusundan tatlısına , mercimeğinden şehriyelisine, varana kadar pek çok çeşidi vardır.
Yapılan araştırmalara göre Türk halkının yüzde kırkında her gün, yüzde doksanında da haftada bir gün çorba içildiği ortaya çıkmıştır.
Bizim kültürümüzde çorba, sofraların baş yemeğidir. Beraber çorba içmenin, çorba ikram etmenin geleneğimizde mühim bir yeri vardır. Önce ondan başlanır. Daha sonra ana yemek olarak tabir edebileceğimiz, mesela etli kuru fasulye, nohut gibi yemekler gelir.Batılılarda bunun tersi olmakta, onlar çorbayı ana yemek olarak, çoğunlukla da akşamları yemektedirler. Bizim çorbalarımız sulu ve az tanelidir. Sulu bir kuru fasulye onlarda çorba sınıfında bir yemektir.
Bizde çorbanın öğün olarak bir zamanı olmayıp,her üç öğünde de yenir. Sabahları doyurucu olması, öğlenleri acıkmayı önlemesi için akşamları da esas yemek öncesi çok fazla yemeyi önlesin düşüncesiyle yendiği söylenebilir.
Genelde sıcak olarak içilen çorbanın soğuk olanları da vardır. Bunun en güzel örneği daha ziyade Anadolu da yer yer karşımıza çıkan, ayran çorbası veya katıklı çorbadır. Küçük farklılıklarla aşağı yukarı aynı olan bu çorba çeşidinde; kaynatılarak kurutulan buğdayın, dibekte dövülerek kabuğundan ayrılmasıyla yapılan yarma ya da göce adı verilen kırık buğday kaynatılır ve ayranla karıştırılarak sofraya sunulur. Yöresine göre,mısır,fasulye ,nohut katılıp üzerine nane ve yağ dökülebilir. Bilhassa sıcak yaz günlerinin serinletici ve lezzetli bir yemeğidir. Sarımsaksız ya da sarımsaklı yoğurdun içerisine salatalık doğrayıp dere otu ,maydanoz ve yağla süslemek suretiyle yapılan cacık da, bir çeşit soğuk çorba olarak kabul edilebilir. Aşure de hem sıcak hem de soğuk yenebilen bir çorba çeşididir
Her ev hanımının ya da aşçının kendine has bir yemek pişirme çeşidi vardır. Zaten mevcut bir yemek çeşidini esas almak suretiyle yemek yapmayı bilen herkes, kendi kafasına göre ilavelerle o yemekten çok daha farklı yeni yemekler ortaya çıkarabilir. Günümüzdeki birçok tarifler böyle yeni katkılarla oluşmuştur. Özellikle lüks restoranların filanca şefin tarifi, falanca ustanın tarifi şeklindeki yemek çeşitlerinin de, temelde mevcut olan eski yemeklerimize dayandığı gayet açıktır. Çorbalarda da durum aynı olup ufak farklılıklarla yüzlerce çorba çeşidi ortaya çıkmıştır. Bu konuda bir sınırlama yapmak zordur. Çünkü günümüzde balıklı, çorbadan, börekli çorbaya kadar pek çok farklı yeni çorba çeşidi vardır. Çorbalarımızda et suyu ve tere yağının yanı sıra unun da önemini burada hatırlatmak da yarar var şüphesiz.
Süt ,yoğurt, kıyma, tavuk, İşkembe, erişte, soğan, bulgur, mercimek, pirinç, patates, havuç, fasulye, bamya, domates, börülce, bezelye, biber, kereviz gibi pek çok sebze, tahıl ve hayvansal gıdalarla yapılan çorbalar bu isimlerin dışında kendine has isimlerle de anılmaktadır. Özellikle Osmanlı yemeklerinde saraya has,sultan lı,hünkâr lı isimlerin yanı sıra ezo gelin çorbası, yayla çorbası gibi yerine göre hikayesi olan çorbalarımız da vardır.
Yazımı çorba alışkanlıklarımızda çok önemli bir yeri olan ve kökü Orta Asya ya dayanan yoğurt, nane, un, kırmızı biber, yeşil biber, domates ve soğan dan oluşan tarhana çorbası (Dar hane çorbası) nın hikâyesi ile bitiriyorum.
Vakti zamanında bir hükümdar, bir fakirin evine misafir olur. Kendisine yemek olarak bir çorba ikram edilir. Çorbayı çok lezzetli bulan hükümdar sorar; Ana bu ne çorbası? Çorbayı hazırlayan kadın cevap verir; Ey oğul Biz yoksul insanız,elimiz hanemiz dardır,bu da Dar Hane çorbasıdır Kusurumuza kalma der. Hikâyenin doğruluk derecesi bilinmiyor ama tarhana çorbasının lezzet ve besleyiciliğini eminim herkes biliyor. Afiyet olsun.

Bu Yazı 2606 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar