Küresel Sistemin Yeni Mimarı: G-20 ve IMF Toplantıları
..        
Küresel krizin tüm dünyayı kasıp kavururken, G-7 toplantıları yerini artık G-20 toplantılarına bırakmaya başladı. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu dünyanın 20 gelişmiş ülkesi (G-20) yeni dünya düzeninde söz sahibi olan ülkeler haline geliyor. En son Ekim-2009'da İstanbul'da yapılarak tarihe geçen IMF ve Dünya Bankası toplantıları da dünyanın güç ekseninin ekonomik, siyasi ve jeopolitik açıdan artık batıdan doğuya doğru kaymakta olduğunu teyit ediyor.
Global ekonomik krizin ardından dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, küresel ekonomide sadece ABD ve Avrupa'nın değil Çin, Hindistan, Türkiye, Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerin de sözünün geçmeye başlaması bekleni- yor. Ekonomideki güç kaybıyla orantılı olarak şimdiden uluslararası siyasette ve dengelerde taşların yerinden oynamaya başladığı görülüyor. Krizin en net sonucu değişen ekonomik güç ilişkilerinin tanınmasıyla kendini gösteriyor. Zira ABD ve Avrupa'nın kişi başı gelir ve tüketim harcamaları dünya ekonomisinin motorlarını tek başına döndürmeye yeterli gelmiyor. Bunun sonucu olarak ekonomi ve siyasette tek kutuplu dünya yerine çok kutuplu küresel bir ekonomi ve siyasi güçler dengesi yerini almaya başladı.
Artık küresel sorunlarda ABD'nin tek başına ben yaptım oldu türü politikalarda Obama ile birlikte taviz vermeye başladığı, uluslararası ilişkilerde yepyeni bir sayfa açtığı görülmektedir. Bunun en çarpıcı örneğini ABD'nin füze kalkanı projesinde Rusya'nın karşı çıkmasıyla Polonya'ya füze rampaları yapma isteğinden vazgeçmesini görebiliriz. Öte yandan petrol zengini Körfez ülkelerinin petrol ticaretinde ABD dolarının yerini alacak para sepeti konusunda, Rusya, Çin, Japonya ve Fransa ile gizli görüşmeler yürütmesi, rezerv para durumundaki ABD dolarının orta vadede bitişini, dolayısıyla dünyadaki gerek ekonomik gerekse siyasi anlamda Amerikan imparatorlu- ğunun zayıflamasını gösterebiliriz.
Öte yandan IMF ve Dünya Bankası toplantıları da küresel güçler dengesinin nereye doğru gittiğini göstermesi açısından önemli bir gösterge niteliğinde. Bölgesinde yükselen gücüyle, uluslararası alanda sorun çözme kapasite ve becerisiyle, iyi komşuluk ilişkilerinin vardığı nokta açısından Türkiye'nin her geçen gün artan itibarı çok kutuplu dünyaya doğru kayışın bir başka çarpıcı örneğini sunmaktadır. Zira geçmişte ABD eksenli politikalar dışında strateji üretemeyen bir Türkiye, ekonomide, siyasette, özellikle dış politikada attığı adımlarla artık kendi ayakları üzerinde durabilen, kendine özgü politikalar üretebilen, dış politikada bağımsız davranabilen, bölgesinde sözü dinlenilen güçlü bir ülke haline geliyor.
Bu kapsamda G-20 ülkesi olan Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen IMF ve Dünya bankası toplantılarında alınan kararların küresel ekonomik mimariyi yeniden yapılandırma çalışmalarına önemli katkıda bulunması bekleniyor. İstanbul kararları çerçevesinde IMF ve Dünya Bankasının, küreselleşme, kalkınma ve mali krizlerin yaratacağı sorunlarla mücadele etmede öncü bir rol oynaması bekleniyor. İstanbul Kararlarının önümüzdeki dönemde gerçekleşti- lecek G-20 ile IMF-Dünya Bankası Bahar Dönemi toplantılarına da esas teşkil etmesi de bekleniyor. IMF ve Dünya Bankasında gereğinden fazla temsil edilen ülkelerden az temsil edilen yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler lehine en az % 5 oranında kota paylarının artırılması güç dengelerinin kaydığını gösteren önemli gösterge- lerden biri durumunda. Küresel krizden toparlan- ma işaretlerinin olduğu, ancak toparlanmanın yavaş olacağı tespitinin yapıldığı toplantı sonuç bildirgesinde Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin, küresel toparlanmanın lokomotifi olmaya devam edeceğine özellikle dikkat çekilmesi ise oldukça manidar.

Bu Yazı 2299 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar