Kuzey Irak Petrol ve Gazı Türkiye'nin Enerji Açığına Çare mi?
01.07.2014        

KUZEY IRAK PETROL VE GAZI TÜRKİYE’NİN ENERJİ AÇIĞINA ÇARE Mİ? 

Mustafa Çorum  

 

 

Mayıs ayının başında Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (KRG) kontrolündeki bölgeden Ceyhan’a petrol akışının yeniden başlaması ve Mayıs ayı içerisinde söz konusu petrolün satışının başlayacağına yönelik açıklamalar  dikkatleri Türkiye ile KRG arasındaki enerji ilişkilerine çevirdi. 

Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji kaynaklarından yoksun olan ve doğalgazın yüzde 98’ini, petrolün yüzde 92’sini ve toplam enerji tüketiminin yüzde 71’ini dışarıdan karşılayan Türkiye için enerjide dışa bağımlılık, yıllarca en önemli  problemlerden birisi olmuş, özellikle son 10 yıllık süreçte olduğu gibi ekonomik büyüme performansının yüksek olduğu dönemlerde problem daha ciddi boyutlara ulaşmıştır. 2013 yılında enerji ithalatı 55 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu, ihracattan elde edilen gelirin yaklaşık üçte birinin, enerji ithalatı için dışarıya gitmesi anlamına geliyor. 

Enerji kaynakları bakımından dışa bağımlılık, Libya’dan veya İran’dan gelen petrolde; Rusya’dan gelen doğalgaz akışında bir sıkıntı yaşanması, ekonomi açısından son derece büyük bir risk teşkil ediyor. Dolayısıyla enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi sürdürülebilir ekonomik büyüme için hayati bir önem taşıyor. Türkiye petrol ve doğalgazda Rusya, İran ve Azerbaycan’a olan bağımlılığını azaltmak ve enerji güvenliğini sağlamak için alternatif kaynaklar oluşturma çabasında. Bu kapsamda, son dönemde, Türkiye, enerji alanındaki ihtiyacını karşılamak adına Kuzey Irak'a artan bir önem veriyor.  

Türkiye’nin enerji zengini komşularından ve dışa bağımlı olduğu ülkelerden biri olan Irak, 2012 yılı ham petrol rezervi miktarı bakımından Suudi Arabistan, Venezuela, Kanada ve İran’dan sonra beşinci sırada; petrol üretiminde ise dokuzuncu sırada yer alıyor. Irak petrollerinin yüzde 17’sinin KRG bölgesinde  olduğu ve bu oranın 4 milyar varil petrole denk geldiği tahmin ediliyor.  Irak’ın 3.6 trilyon metreküp kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin yüzde 60’ı KRG Bölgesinde yer alıyor. Bu miktar, Türkiye'nin 80 yıllık tüketimine denk geliyor. 

2013 yılı Kasım ayında Türkiye ile KRG arasında imzalanan Anlaşma ile hem Kuzey Irak petrolünün Ceyhan üzerinden dünyaya pazarlanması hem de Türkiye’nin 2016'dan itibaren doğalgaz tedarik etmesi gündeme hedefleniyor. Rusya'ya ödediği faturanın çok altında bir fiyatla doğalgaz satın alma şansına kavuşacak olan Türkiye, enerji tedarikinde önemli bir tasarruf yapma şansı yakalayacak.  

2013 yılının Ocak ayından itibaren KRG, Kerkük yakınlarındaki TaqTaq petrol sahasından Türkiye’ye petrol göndermeye başlamıştır. İlk etapta karayoluyla gönderilen petrol, 2013 yılı  Eylül ayında yeni boru hattının devreye girmesinin ardından bu yolla Ceyhan’daki depolarda stoklanmaya başlandı. Anlaşma uyarınca, KRG petrolü Ceyhan’da stoklanacak ve buradan dünya piyasalarına ihraç edilecek. Irak merkezi hükümeti, KRG’nin bu tasarrufuna itiraz ederek, bu sevkiyatın Irak Anayasası’nı ihlal ettiğini ileri sürüp, satışın Irak Devleti Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) kanalıyla yapılması gerektiğini ifade ediyor. KRG ise petrol gelirlerinden elde etmesi gereken %17’lik payın bugüne kadar kendilerine aktarılmadığını ve kontrolleri altındaki bölgeden petrol ihraç etme hakkı bulunduğunu iddia ediyor.   

Daha önce Kuzey Irak’ta üretilen petrol, Kerkük-Yumurtalık boru hattı kanalıyla    SOMO  aracılığı ile satılıyordu. Ancak Bağdat hükümeti ile petrol ödemeleri konusunda sıkıntı yaşayan KRG, inşa edilen yeni bir bağlantı hattı ile Eylül ayından bu yana petrolünü bağımsız olarak sevk etmeye başladı. Yani artık Kerkük-Yumurtalık’ın ikiz hatlarından birine Bağdat, birine Erbil’in petrolü veriliyor. K.Irak petrolünün satışının ise yeni kurulan Kürdistan Petrol Pazarlama Şirketi (KOMO) aracılığı ile gerçekleştirilmesi planlanıyor.  Bağdat, petrol ihracatının SOMO aracılığı ile gerçekleşmesi ve petrol gelirlerinin de New York’taki Irak Kalkınma Fonu’nda toplanmasını istiyor. Irak petrollerinin tamamında söz hakkının kendine olduğunu savunan Bağdat’ın, KRG’nin Türkiye ile yaptığı petrol anlaşmaları ve yeni boru hatları konusunda da itirazları var. 

2014 yılında Ceyhan’dan 90 ila 100 milyon varil arasında petrol satışı gerçekleştirmeyi hedefleyen KRG bölgesinden gelen petrolün satışının başlaması için KRG ile Bağdat hükümeti arasında bir mutabakat sağlanması önem taşıyor. Bağdat hükümetinin itirazlarına rağmen söz konusu satışın gerçekleştirilmesinin, iki ülke ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açmasından endişe ediliyor. Irak Makamlarının, bu konudaki hassasiyeti ve konuyu uluslararası hukuka taşıyabileceği  yönünde açıklamaları  biliniyor. Dolayısıyla, petrol ihraç edilmeden önce gerekli  yasal altyapının tamamlanması büyük önem arz ediyor.   Aksi halde Irak’ın konuyu uluslararası hukuk açısından takibe başlaması ciddi sıkıntılar doğurabilir. 

Türkiye’nin Ceyhan’da 2,5 milyon varil stoklama kapasitesi bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın, Mayıs ayı başında, Kuzey Irak'tan günlük 100 bin varillik petrol sevkiyatının başladığı, hâlihazırda 1,8 milyon varil petrolün biriktiği ve bu petrolün satışının kısa sürede gerçekleşebileceği, Kuzey Irak petrolünün parasının Halkbank'a yatırılması konusunda mutabık kalındığı yönünde yaptığı açıklamalar, süreçte son noktaya gelindiğine işaret ediyor.   

Bunun yanı sıra planlanan projenin tam kapasite çalışması durumunda Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, petrol ve doğalgaz kaynaklarını Türkiye üzerinden Avrupa’ya da ulaştırabilecek. Proje, Türkiye’nin enerji güvenliğinin yanında Avrupa Birliği’nin de enerji arz güvenliğine önemli katkı sağlayacak ve Türkiye’nin enerji transit güzergâhı konumunu güçlendirecek.   

Beklentilerin gerçekleşmesi, Kuzey Irak petrolünden yaklaşık 200 milyon dolarlık bir ciro elde edilmesi ve bu paranın Halk Bankası’nda tutulması anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle, Türkiye boru hattından geçiş ücretinin yanı sıra, petrolün dünya piyasalarına satışından KRG’nin elde edeceği gelirden de pay  alması mümkün olacak. Başlangıçta, petrol satışından elde edilecek fonun bir Amerikan Bankası’ndaki fona aktarılması konusundaki ısrar aşılmış gözüküyor.  Türkiye, öncelikle uluslararası hukuku ve anlaşmaları ihlal etmeyecek bir yol izlemeli. Bu hem Türkiye hem de Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi için önem arz ediyor. Burada Türkiye’nin yapması gereken, Kuzey Irak’ın menfaatlerini de dikkate alarak hızlı bir çözüm diplomasisi uygulaması.  

KRG ile enerji ilişkilerinde Türkiye’nin boru hatları geçiş ücreti ve petrolün satışından elde edilecek gelirin Halk Bankası’nda toplanmasına ilave olarak elde edeceği en önemli avantajlardan bir tanesi de, Kuzey Irak’tan gaz ithal edilmesi durumunda ortaya çıkacak.  Türkiye’nin bu gaza bin metreküp için 180-250 dolar arası ödeyeceği tahmin ediliyor.  Bu fiyat Rus ve İran doğalgaz fiyatının yarısından da daha düşük bir rakama karşılık geliyor. Nihai olarak, Rus ve İran gazının fiyatının da aşağı çekilmesi imkânı elde ettiğinde Türkiye'nin doğalgaz faturasında elde edeceği tasarrufun oldukça ciddi boyutlara ulaşması bekleniyor. 

Kuzey Irak petrolü kısa vadede Türkiye’nin enerji açığına önemli bir çare teşkil etmemekle beraber, kayda değer bir gelir imkânı sağlaması bekleniyor. Ayrıca, güney sınırlarının hemen yanı başında alternatif yeni bir kaynak ortaya çıkmış oluyor. KRG bölgesinin enerji ihracatıyla elde edeceği ekonomik imkânlarla gelişmesi de gerek Türk şirketlerinin ihracatı gerek müteahhitlik firmalarının üstleneceği projeler bakımından Türkiye'ye yeni fırsat kapılarının açılması anlamına geliyor. Özellikle, 2016 yılından itibaren doğalgaz ithalatının başlamasıyla Türkiye ciddi bir alternatif tedarik kaynağına erişim imkânı elde edecek. Bağdat hükümeti ile bu konuda varılacak mutabakat, uluslararası hukuk bakımından herhangi bir sorunla karşılaşılmaması ve  ilişkilerin sürekliliği açısından büyük önem taşıyor.■  

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu Yazı 5124 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar