Laiklik yerinde duruyor; Gidenler kim acaba?
..        

Kendimi bildim bileli bazı kelimelere ve cümlelere karşı bir antipatim var. Bence sevimsiz olan ve sık sık işitmek zorunda kaldığım bu sözleri ne zaman duysam; gayrı ihtiyari hemen canım sıkılır, ruhum daralır, telaşlanırım, paniklerim, üzülürüm, endişelenmeye başlarım… Acaba yine hangi bela ve musibetler gelecek, acaba yine hangi oyunlar tezgahlanacak? Hangi senaryoları izlemek zorunda bırakılacağız diye merakla beklemeye başlarım.
Benim için negatif enerji kaynağı olan ve sevimsiz bulduğum bu sözler, benden öncede, yaklaşık 150 yıldır milletimizin dinlemek zorunda bırakıldığı ve demokrasinin kılıcı gibi milletin üzerinde bir tehdit unsuru olarak tutulan kavramlar. Öcü veya korku filmlerinden hortlaklar gibi, milleti korkutmak, ürkütmek, sindirmek ve sessiz sedasız kendi kabuğuna çekilerek, nemelazımlığa itmek için kullanılan bu sevimsiz beyanlar: irtica, mürteci, irtica hortluyor, laiklik elden gidiyor….vb. hezeyanlardır.
Bu ülkede, ne zaman işler biraz yolunda gitmeye başlasa; ne vakit bu millet uyanmaya, gözünü açıp kendi değerlerine sahip çıkmaya, inancını ve güzel ahlakını yaşamaya, hakimiyeti, egemenliği birazcık sahiplenmeye başlasa, daha fazla okumaya, daha çok düşünmeye, araştırmaya, çalışmaya ve üretmeye başlasa…
Sanki birileri nasırına basılmışçasına, bir yerlerden düğmeye basılıyor… ve otomatikman bazı çevrelerin feryad-ı figanları, bağırış çağırışları başlıyor… ve; irtica hortluyor… Laiklik elden gidiyor… diye kıyametleri kopartıyorlar.
Bakıyorsunuz: ne irtica hortlamış, nede Laiklik elden gitmiş… ortalıklarda irtica-mirtica, mürteci falan yok. Laiklik de dimdik sapa sağlam bütün haşmetiyle yerinde duruyor. Toplumda ne irticayı hortlatmak isteyen, nede Laikliğin ayağını kaydırıp yok etmek isteyen var.
Bu ülkede, Laikliğe dindar insanların dini yaşantıya uzak ve soğuk vatandaşlardan daha çok ihtiyacı var. Çünkü, din ve vicdan hürriyetine kısıtlama getirilen ve inancının gereğini yaşayamayanlar dindarlar. Manevi tacize uğrayan ve psikolojik boşluğa maruz bırakılanlar dindarlar. Soruşturma geçiren, sürgün edilen, hapse atılan, okulundan uzaklaştırılan, işinden kovulan vs. mağdur edilenler hep dindarlar. Çocuğuna dini inanç ve ibadetlerini öğretme sıkıntısı çekenler de dindarlar. Dini eğitim aldığı için üniversite giriş sınavlarında katsayı adaletsizliğine uğratılanlar da dindarlar.
Avrupa'da uygulandığı tarzda gerçek bir Laikliğe bu ülkede dindarların, dindar ve dine taraftar olmayan başka vatandaşlara göre çok daha fazla ihtiyacı var.
Bu ülkenin sağduyu sahibi güzel insanları ne irticayı hortlatmak istiyor, nede Laikliği yok etmek istiyor. Bu millet kendi dinini mukaddes değerlerini öğrenmek ve yaşatmak istiyor.
Bu millet, CHP'nin tek parti dönemindeki baskı ve zulmünü asla unutmuyor. Bu memlekette Laiklik adına dinsizlik yapılmaya, “siyaset dinsizliğe alet edilmeye” çalışıldı. Bu ülkede “halkçı” olduklarını söyleyenler halkı horladılar, ezdiler, zulmettiler, halka ve halkın tercihlerine değer vermediler.
Bu ülkede, “milliyetçiyiz” diyenler milletin inançlarına, ahlak değerlerine, mukaddesatına savaş açtılar ve milleti güdülmesi, yönetilmesi gereken bir koyun sürüsü gibi görerek ona göre millete muamele ettiler.
Bu ülkede, “devrimciyiz, inkılapçıyız” diyenler, koyu bir taassup ve bağnazlık içerisinde, Müslüman Türk milletine materyalist felsefenin maddeci hayat anlayışını ve komünist fikirleri dayatarak yıllarca “tek tip” insan yetiştirmeye çalıştılar ve her türlü yeniliğe ve gelişmeye kapalı kaldılar. Başka düşünceye hayat hakkı tanımadılar.
Bu ülkede “Cumhuriyetçiyiz” diyenler, yıllarca CHP'nin tek parti diktatörlüğünü yaşatmaya, demokrasinin gelişmesini engellemeye, insan hak ve hürriyetlerini kısıtlamaya çalıştılar.
Bu ülkede “devletçiyiz” diyenler, Devleti talan ettiler. Devleti soydular, hortumladılar. Yolsuzluklar ile Devletin organlarını zayıflattılar ve etkinliğini azalttılar. Vatandaşa “Devlet malı deniz yemeyen do…..” anlayışını yaymaya çalıştılar.
Ne zaman, irtica hortluyor, Laiklik elden gidiyor, din siyasete alet ediliyor gibi sözler konuşulmaya başlasa… senaryo hep aynı, filmin sonu hep aynı şekilde bitiyor.
Normal dönemde halkın tepki göstereceği düşünülerek Meclisten çıkartılamayan, hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı bir takım kanun tasarıları oldu bittiye getirilerek Meclisten geçirilmek isteniyor... Halkın Devlet idaresindeki ağırlığı ve etkinliği artsa, egemenlik milletin eline geçmeye başlasa; birileri milleti ürkütmek, korkutmak ve kabuğuna çekilme zorunda bırakılmak istiyor… baskı içeren uygulamalar çoğalıyor. Dini eğitim kısıtlanmaya çalışılıyor. Millet kendisine öngörülen rolü oynamaya sevk ediliyor. Ekonomik kriz meydana getirilip, birilerinin krizden nem alması sağlanıyor. Yeni yeni rant alanları oluşturulup, birilerinin arasında pay ediliyor… ve birileri zayıflayan ve sallanmaya başlayan saltanatının ömrünü uzatmaya çalışıyor. Olan gariban vatandaşa oluyor. Kaybeden taraf hep aynı: Yüce Türk Milleti.
Ülkemizde “Laiklik elden gidiyor” diye çığlık atanlar, Laikliğin hiçbir yere gitmediğini, sapa sağlam yerinde durduğunu herkesten daha çok daha iyi biliyorlar… irtica hortluyor iddiasına kendileri de inanmıyor ve bu sözü çok samimiyetsiz söylüyorlar. Bu Beyefendilere rağmen, dini siyasete alet etmeye kim cesaret edebilir ki. Dinin emirlerini, farz ibadetlerini bile yapmaktan çekinen, aman bana mürteci derler diye korkan bir toplumda, hangi akılsız dini siyasete alet etmeye kalkışabilir ki..?
Endişeye mahal yok. Asayiş berkemal. Memlekette irtica hortlamıyor. Laiklik elden gitmiyor, sapa sağlam yerinde duruyor. Din siyasete alet edilmiyor. Herkesin içi rahat olsun. Hiç kimse korkmasın.
Peki, Laiklik elden gitmiyorsa, irtica hortlamıyorsa; Devletin zirvesindeki en yetkili makam sahiplerinden bazı parti liderlerine, bazı iş adamlarından, bazı ilim adamlarına kadar pek çok etkili ve yetkili kişiler niçin milletin karşısına geçip sürekli Laikliğin elden gittiğini, irticanın hortladığını söylüyorlar?
Eğer Laiklik yerinde duruyorsa, irtica hortlamıyorsa… giden ne? Bunca önemli zat ne için gitti…gidiyor… diyorlar?
Benim kanaatim: İrtica hortlamıyor. Din siyasete alet edilmiyor. Laiklik elden gitmiyor ve yerinde duruyor. Dindar insanların gerçek bir Laiklik uygulamasına, irtica ve laiklik taciri sahte laikçilerden daha çok ihtiyacı var.
Bunca kampanyaların, feryad-ı figanların, bağrışma ve çığlıkların, malum çevrelerin açıkça ve samimi şekilde söyleyemedikleri çok önemli sebepleri var. Laiklik yerinde duruyor ama başka şeyler gidiyor…!

Cumhurbaşkanlığı koltuğu gidiyor.
Ülkede demokrasi kültürü geliştikçe, kaldırılan Osmanlı hanedanının yerine ikame edilen görünmeyen, gizli saltanatlar yıkılıyor.
Kavgadan, savaştan başka bir şeyden anlamaz denilen Anadolu insanı çalışıyor, üretiyor, tasarruf yapıyor, yatırım yapıyor, daha çok kazanıyor, zenginleşiyor… kısacası “Sermaye el değiştiriyor”.
Kur'an a yabancı, İslam'a uzak, maneviyatı olmayan materyalist bir nesil yetiştirilmesi planlaşmışken, her geçen gün insanlar Kur'an a ve İslam ahlakına yöneliyor. Kendi milli ve manevi değerlerine sahip çıkıyor.
Din, cahillerin malı, dindarlık cahillerin işi denilirken; üniversite öğrenci ve öğretim üyeleri kendi inançlarına sahip çıkıp yaşamaya çalışıyorlar. Üniversitelerde dindar öğrencilerin sayısı ve oranı her geçen gün daha da artıyor.
Dini değerlere yabancı ve soğuk insanlara ilerici, dindarlara gerici denilirken, günümüzde dindarlar daha çok düşünüyor, daha çok çalışıyor ve daha fazla üretiyorlar. Sol kesimdeki yayınevleri bir bir kapanırken, İslami kesim de her gün yeni yeni yayınevleri kuruluyor ve bunların bastıkları kitaplar milyonlarca satarak satış rekorları kırıyor. Artık Türkiye'nin en yüksek tirajlı gazetesi, muhafazakar kimlikli bir gazete ve en çok izlenen TV kanalı muhafazakar kimlikli bir Kanal.
Eskiden toplum mühendisliği denilen siyaset oyunları ile halk istenen şekilde yönlendirilir, seçmen tercihleri önemli ölçüde şekillendirilirdi. Artık insanlar daha bilinçli hareket ediyor. Oyuna sahip çıkıyor. Etkileme ve yönlendirmelere karşı daha kapalı. Tercihini büyük oranda kendisi belirliyor. Artık siyasi planlar, hesaplar eskisi gibi tutmuyor. Millet birilerini şaşırtıyor. Millet hakkı olan egemenliği elde etmeye ve sahip çıkmaya başlıyor.
Türkiye'de demokrasi, hak ve hürriyetler alanında meydana gelen olumlu değişiklikler, daha çok sağduyu sahibi dindar insanları rahatlatıyor. Çünkü kısıtlananlar ve mağdur edilenler daha ziyade onlar. Dini hayatın rahatlaması ve serbestleşmesi, İslami hayata yönelişleri de arttırıyor. Din karşıtı bazı çevreler, insan hak ve hürriyetleri alanındaki olumlu gelişmelerden bu nedenle rahatsız oluyorlar
Kendi içinde huzurlu, istikrarlı ve sürekli kalkınan bir Türkiye, bazı iç ve dış düşmanları rahatsız ediyor, uykularını kaçırıyor. Bu nedenle ülkenin istikrarını bozmak, halkın huzurunu kaçırmak ve kalkınmayı engellemek isteyen iç ve dış ihanet çevreleri olabiliyor.
Eskiden, ülkedeki elit tabakanın çocukları Devlet ve millet hayatında üst mevkilere gelirmiş. Şimdi ise sosyal bir mobilizasyon var. Alttakiler yukarı çıkıyor, yukarıdakiler kısmen aşağıya iniyor. Çiftçi bir ailenin çocuğu Merkez Bankası başkanı, işçi bir ailenin çocuğu vali, kaymakam, hakim, savcı, subay olabiliyor. Küçük bir kasaba bakkalının çocuğu uzman hekim, veya profesör oluyor. Toplumsal hayatta elit ve avam tabakalar yavaş yavaş yer değiştiriyor.
Bu verileri, örnekleri çoğaltmak mümkün. Elbette sosyal ve siyasal olguları tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Değişik kişi ve gruplar, farklı nedenlerle benzer tavır ve davranışı gösterebilirler. Bir söylemi veya davranışı tek bir nedene indirgeyemeyiz. Herkes bu nedenle bu tavrı sergilemiştir diyemeyiz. Farklı nedenlerle ve farklı amaçlarla kişi ve gruplar benzer söz ve davranışları sergilemiş olabilir.
Ancak şunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz: Laiklik yerinde duruyor. Gidenler başkaları ve başka şeyler.


Bu Yazı 2630 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar