Lâyıkı
..        
Öksüz Mehmet Paşa, bir Osmanlı paşasıydı. Kabiliyetli, zeki bir adamdı. Aslında o kabiliyeti ile bu makama yükselmişti. Bir nalbandın oğluyken saray mekteplerinde eğitim öğretim görmüş, sonunda Mısır'a vali olmuştu. Onun bir özelliği de hazırcevap olmasıydı.
Onun Nasuh Ağa adında bir kâhyası vardı. Bazı özel işlerini takip eder ve yanında çalışırdı. Paşa Mısıra vali olunca, kâhya sevinmişti. Bu yükselme kendinin de yıldızını parlatabilirdi.
O kendince şöyle düşünüyordu:
“Herhalde bu tayinden sonra bana da iyi bir mevki verir?”
Bir gün paşayla yüz yüze görüşürken umudunu dili getirdi:
“Herhalde kulunuza da lâyık olduğumu verirsiniz?”
Paşa dikkatle kâhyasına baktı ve şöyle konuştu:
“Sana az şey vermek bana layık değildir.”
Aslında Nasuh Ağa daha büyük bir mevkii dolduracak kıratta ve değerde biri değildi. Paşa yıllardır yanında çalışan adamını iyi tanıdığı için ona böyle bir cevap vermişti. Hem kâhyasını kırmak istemiyor, hem de onu böylece başından savmak istiyordu.
Diğer yandan Nasuh Ağa bu cevap üzerine şöyle düşündü:
“Her halde bana büyük bir mevki vermeyi düşünüyor, şu an böyle bir yer boş olmadığı için biraz sabırlı davranmamı istiyor.”
Bir zaman sonra Nasuh Ağa yine paşayla görüştü ve isteğini tekrarladı:
“Artık bendenize lâyık olduğumu verirsiniz değil mi?”
İstek ve soru manidardı. Nasuh Ağa layık olduğu şeyi istiyordu. Layık olduğu şey Paşaya göre daha büyük bir mevki değildi. O küçük bir mevkie ve az şeye layıktı. Paşaya layığını vermek onu bu makamda muhafaza etmek olacaktı. Fakat paşa ona bunu nasıl anlatmalı ve onu nasıl kırmamalıydı?
Paşa kâhyasına gülümseyerek baktı ve sonra şöyle dedi:
“Sana az şey vermek bana layık olmaz ve uygun düşmez.”
Nasuh Ağa bu sözleri yine iyiye yordu. Ama zaman geçip de kendisine hiçbir şey verilmediğini görünce sabrı tükendi. Bir paşadan yine aynı istekte bulundu. Paşanın cevabı bu kez de değişmedi:
“ Sana az şey vermek bana layık olmaz ve uygun düşmez.”
“Paşa hazretleri, o zaman siz de çok şey veriniz.”
Paşa anlamlı anlamlı muhatabına baktı ve bu kez farklı bir şey söyledi:
“Çok şey vermek de, sana layık olmaz ve uygun düşmez.”
Hikâye neler söyler:
·Herkese hak eteği ve layığı verilmelidir. Böylece adalet yerini bulur, haksızlıkların önüne geçilir. Herkese layığını vermek cezalandırmama da söz konusudur: küçük suçlara büyük ceza adaletsizlik olduğu gibi, büyük suçlara küçük ceza da adaletsizliktir ve layığını vermemektir.
·İşi ehline vermemek kıyamet alametidir ve karaşşşıklıklara sebep olur. Hz. Peygamber de “emanetleri ehillerine veriniz “ buyurmakla bu konuya dikkat çekmiştir.
·Paşanın yaptığı gibi, yersiz isteklerde, insanları kırıp dökmeden bu isteklerin yersizliği tatlı dille onlara anlatılabilir. Paşa kendisine yapılan başvuruyu nezaketle geri çevirmesini bilmişti.
·Bir diğer husus; paşa aslında kendine layık olanı ve çoğu kâhyasına vermek istemekte, onun hakkında iyilik düşünmektedir. Fakat bu düşüncesini gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Çükü kâhyası çoğa ve daha üst mevkilere layık değildir. Onun layık olmayanı yapması da, kendisine layık olmayacaktır. Çünkü bu bir adaletsizlik olacak, ehil olanların o yüksek mevkie gelmesini engelleyecektir. Bu da insan hakkına tecavüz demektir. Paşa bu haksızlığı yapmak istememektedir.

Bu Yazı 2816 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar