MAVİŞ
..        
Maviş iki yaşında bir yavruydu. Rengi kardan daha beyazdı gözlerinin biri masmavi diğeri yemyeşildi. Gözünün maviliğini Van gölünden, yeşilliğini ise bahar gelince dağların çimen renginden almıştı.
Bir kış günü evinin yolunu şaşırmış, geceyi sokakta geçirmişti. Mavişi donmaktan son anda Ümit adında bir üniversite öğrencisi kurtararak, evine götürmüştü. Ümit ile Maviş arasında büyük bir dostluk kuruldu.İki dost birbirlerine ısındılar, kaynaştılar. Oyunlar oynadılar. Sabah olduğunda Maviş'in gözü yoldaydı. Biran önce evine kavuşmak istiyordu. Ümit nereden geldiğini bilmediği bu tatlı yavrucağı başına bir şey gelir endişesiyle bırakmak istemiyordu.
Maviş yalvarırcasına Ümit'in ayaklarına yapışıyordu. Ümit bırakmayınca kapıyı tırmalayıp evin içinde, oradan oraya koşturup duruyordu. Ümit daha fazla ilgisiz kalmadı. Bu yavrunun çırpınışlarına, didinişlerine dayanamadı. Kapıyı aralayıp:
-Hadi git bakalım Maviş. Umarım bulursun evini. Ya bulamazsan ne olur halin ?
Maviş, Ümit'in yüzüne teşekkür edercesine baktı. Aralı duran kapının arasından büyük dik kuyruğunu sallayarak süzülüp gözden kayboldu. Zavallı kedicik sabahtan akşama kadar evini arayıp durdu. O güzelim kar beyaz tüyleri, yağan kardan ve dışarıdaki sisten payına düşeni almıştı. Artık kirli beyaz bir renge bürünmüştü.
Akşam olmuş, sokak lambaları yanmış, evlerin perdeleri çekilmişti. Ne yazık ki, Maviş hala evini bulamamıştı. Yorgun ve bitkin bir durumda yeni tanışıp konuk olduğu evin yolunu tuttu. Kapının önüne geldiğini duyururcasına miyavladı. Ama sesine gelen kimsecikler olmadı.
Maviş boynu bükük kalbi kırık bir biçimde birazdan gelir düşüncesiyle kıvrılıp uzandı kapının önüne. Başını artık beyaz olmayan bedeninin üzerine koydu. Sokak köpeklerinin korkusundan uyumak istemiyordu. Yorgunluktan göz kapakları yavaş yavaş düşmüş, güzelim gözleri dalıp dalıp gidiyordu. Çok geçmeden soğuk ve ıslak yerde uykuya dalıp gitmişti.
Saat gecenin onuydu. Maviş köpek havlamasıyla havaya fırladı. Neye uğradığını şaşırarak, Soluğu bahçedeki karla kaplı kavak ağacında aldı. Ama tartamayan kavak dalından ayağı kayıp tepe taklak aşağı indi. Bir anda başında kara burunlu,koca ayaklı,iki gözlü,hızlı hızlı soluyan,can düşmanını gördü. Keskin dişlerini gösterip hırlayan köpekle bir anda göz göze geldiler. Zavallı Maviş, yalvarırcasına köpeğin gözlerine baktı. Onu parçalamak istercesine pençelerini gösterdi. Bir an ona vurmaktan vazgeçti. Köpek kuyruğunu sallayarak dostluklarının ilk adımlarını attı. Maviş'te uzun kuyruğunu sallayarak karşılık verdi. Birkaç dakika birbirlerinin gözlerine baka kaldılar…
Rüzgar dışarıdan üfürüyor kar taneleri döne döne yere düşerek can çekişiyordu. Maviş'in yeni tanıdığı Ümit abisi hala dönmemişti. Vakit bir hayli geçmişti. Zavallı Maviş ve köpek tir tir titriyorlardı.
Köpek kapının önüne kıvrılıp yattı. Maviş'e gel sende benim sıcağımdan faydalan der gibi sesler çıkarmaya başladı. Maviş köpeğin ne demek istediğini sezip kardan ıslanmış bedenini köpeğin karına yasladı. Ezelden iki dost gibi etle tırnak oldular. Her ikisinin de göz kapakları dalıp dalıp gidiyordu. Uyumamak için çok uğraştılar. Ama zavallı Maviş'in dayanacak gücü kalmamıştı. Yeni arkadaşı Karabaş'ın yanında,uykuya dalıverdi. Köpek uyumamış, Maviş'i beklemişti.
Karabaş, saat on ikiye doğru iki ayak sesinin, kendilerine doğru geldiğini hissetti..Gelen Ümit'ti. Karabaş, Ümit'i tanımadığı için havlamaya başladı. Maviş derin uykudan,havlama sesine uyandı. Koşarak Ümit'in bacaklarına dolaştı. Miyavlayarak ona bir şeyler anlatmaya çalıştı.
Ümit:
-Dün tek gelmişti. Bakıyorum bugün bir arkadaşın daha var. Anlaşılan ikinizin de gidecek yeri yok. Girin bakalım benim tek katlı, toprak damlı evime. Sanıyorum artık beraber yaşayacağız.
Ümit kapıyı açtı önde kendisi, arkada Maviş ve yeni misafiriyle içeriye daldı.İlk iş olarak sobayı yaktı. Zavallı Maviş'in ve Karabaş'ın buzları çözüldü.
Ümit,Maviş'e:
-Bu kir pas sana hiç yakışmamış. Seni bir güzel temizleyelim.
Maviş buna pek sevindi. Ümit sobanın üstünde kaynayan suyu indirdi. Büyük bir leğen getirdi. şampuanla Maviş'i bir güzel yıkadı. O, güzelim kar beyaz rengi tekrar ortaya çıktı. Burcu burcu kokmaya başladı. Leğenden çıkarıp,bir havluyla kuruladı. Saç kurutma makinesini getirerek ipek gibi tüylerini kuruttu.
Maviş gelinlik bir kız gibi göz kamaştırıyordu. Hele yanıp sönen o güzelim gözleri,
İnsanın içini ısıtıyordu. Bütün olup bitenleri Karabaş sessizce izledi. Ümit Karabaş'a bakarak:
-Gel bakalım Karabaş, istersen senide yıkayalım. Sende kurtul şu kirinden Karabaş,konuşanları konuşulanları anlıyormuş gibi leğene girdi. Ümit Karabaşı da bir güzel yıkayıp, tüylerini kuruttu. Maviş ve Karabaş teşekkürlerini Ümit ağabeylerinin yüzünü yalayarak bildirdiler.
-Evet şimdi size birde doyuralım bakalım diyerek önlerine birer tabak süt koydu. Büyük bir iştahla sütü içtiler. Her üçü de derin bir uykuya daldı. Sabahleyin Ümit, kahvaltısını bu yeni dostlarıyla paylaştı.İlk işi gazeteye kayıp kedi ve köpek ilanı verdi.O da ayrılmak istemezdi bu güzelim hayvanlardan. Ama işin içinde hayvan hırsızı konumuna düşmekte vardı.
Aradan bir ay geçmesine rağmen,ne Karabaş'ı nede Maviş'i arayıp soran oldu. Artık, hayat boyu birlikte yaşayacaklardı…

Bu Yazı 3039 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar