MÜSLÜMAN TÜRK GENÇLİĞİNİN VASIFLARI
..        

Her asırda İslamiyet'e hizmet eden güzide bir kavmi Cenab-ı Hak İslamlar içinde meydana getirir. Bunları hizmet-i diniye de muvaffak kılar. Bu ehl-i hizmet , Cenab-ı Hak indinde çok makbuldür. Ve Allah Teâlânın sevgisine mazhardır. Bunlar hakkında dünyevi ve uhrevi hayır ve saadetleri irade buyurur. O muhterem ve muazzez topluluk da Cenab-ı Hakkı sever.Dine hizmeti gaye-i hayat edinir. Halik-ı Kerime ibadet ve tâatı ve nehy-i İlahiden ( Allah'ın koyduğu yasaklardan ) , masiyet ve günahlardan kaçmayı seve seve , can ve gönülden ifa ederler. Sahip oldukları tahkiki iman kuvvetiyle bunda müstesna bir surette muvaffak olurlar.
İşte bu zamanda da o kavim , Kur'an'ın parlak ve nurlu tefsirini kendilerine mürşit ve rehber edinen talebelerdir. Bunlar Kur'an'ın hakikatlarıyla iman meratibinde (mer-tebelerinde) terakki eden ve onları her tarafa neşredip mü'minlerin imanlarını kurtarmak hizmetinde canla başla çalışan , aşk ve şevkle gayret ve faaliyette bulunan Kur'an ve iman hiz-metkârlarıdır.
Hedefleri sadece iman ve İslamiyeti kuvvetlendirmek ve yükseltmektir. Kur'ânî , dini, imani ve İslami hakikatları , tek kelime ile , İslamiyeti bütün ruhuyla kavramak ve ona bağlanmaktır.
İslâm kardeşliğini , vahdet-i İslamı ( İslam birliğini ) parçalamak kasd-ı mahsusuyla birtakım dinsizler tarafından uydurulup neşredilen laflara beş para ehemmiyet vermezler. Onların yolu mahza İslamiyettir , bizatihi Kur'ân caddesidir. Bundan başka herhangi bir yol veya mezhep değildir.
En üstün gayemiz rıza-yı İlahidir.Bizim en birinci ve en yüksek gayemiz , bütün maddi ve manevi makam ve mertebelerden ve menfaatlerden vazgeçerek ve onlardan yüz çevirerek , Kur'ân-ı Azimüşşanda en yüksek makam olarak gösterilen “Rıza” makamına erişmektir. Rıza-yı İlahi yolunda cehd etmektir. Bunun çare-i yeganesi de her ameli Allah rızası için işlemektir. Yani , ihlastır.
Pısırık insanlar dine ve dünyaya yaramazlar. Onun için , Kur'ân hakikatlarından ders alan bu güzide talebeler, gözüpek , müteşebbis ve atılgandırlar. Tuttukları işi başarır ve yaşatırlar. Dâvâlarını en müşkil şartlar içinde yürütürler.
Saf ve samimi insanlardır.
İmani ve İslami hususlarda gayet sağlam ve metindirler.
Onlar için hizmet sahası her zaman açıktır. Serbest zaman beklemeye tenezzül etmezler.
Aile hayatlarında mes'ut ve bahtiyardırlar.
Müdebbir ve zekidirler. Müteşebbis ve hakikatlı insanlardır ve hamlecidirler. Muvaffak olmak için daimi meşru yollardan yürürler.
Tedbirli ve ihtiyatlıdırlar.İhtiyat içinde faal ve hamlecidirler.
Meşreb ve ahlâkça kuvvetlidirler.
Her hareketlerinde ekseriya muvaffak olurlar. Manevi servet ve devlete naildirler. Muvaffak olamayınca sarsılmazlar , yıkılmazlar. Bilâkis , daha fazla hamle ve harekete doğru yürürler . Azimli ve sebatlıdırlar.
Bütün himmetlerini hakaik-ı imaniyenin ( iman hakikatlarının ) ve akaid-i İslamiyetin ( İslam inançlarının ) takviyesine sarf ederler. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse , şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir.
Nur-u Kur'ân , tahkiki iman ve İslamiyet , şefkat ve merhamet , adalet ve hakkaniyet , hak ve hakikat dersi alan bu talebeler , hadisat ve vukuatın mahiyet ve künhüne , menşe ve menbaına nufuz etmekte ve vakıf olmakta fevkalâde bir şuur ve ferasete , dirayet ve kıyasete , tedbir ve temkine mazhardırlar. Zira tahkiki ilm-i iman ve marifetullah dersleri , iman ve İslamiyeti , fehm ve feraseti , basiret ve iz'anı inkişaf ettirir.Muhakeme ve muvazene melekesini ihya eder ve kuvvetlendirir.
Buna binaen , Kur'ân hizmetkârlarının mücadelesi , müsbet metotların tatbikatından ibarettir. Onlar çok masumların kanını ve hukukunu zayi eden fitnelere girmezler. Kur'ân talebeleri fitnelere zıt ve emniyet ve asayişi temine medardırlar.
Kur'ân talebeleri uhuvvet ( kardeşlik ) ve ihlas düsturlarına riayet ederek , birbirlerini tenkit etmezler. Birbirlerine yaşça ve faziletçe , manen büyük de olsa , pederane , mürşidane muamelede bulunmazlar.
Kusurları örterler , nahoş halleri teşhir etmezler , yaymazlar. Kendi kusurlarıyla meşgul olmayı birinci vazife bilirler. Birbirlerinin gönlünü hoş edecek , ruhunu ferahlandıracak şekilde , görüşme ve konuşma kaidesine dikkat ederler. Birbirlerini takdir ederek , hizmet ve faziletlerine ve iyiliklerine bakarak sevgilerini izhar ederler. Daima iman ve İslamiyetle meşgul olur , meşgul oldukları nurlu meselelerin haricine çıkmadan sohbet etmek arzusunu taşırlar.
Onlar , “Hizmet-i imaniye uğrunda can verirsem şehidim , böyle bir şehitliğin izzetiyle ölmeyi zilletle yaşamaya tercih ederim” diyen İslam fedaileridir. Evet , Allah yolunda hayatlarını feda eden şehitlerin yüksek mertebelerini ve ebedi bir hayata mazhar olacağını Kur'an-ı Kerim bizlere müjdeliyor. Dini cihadda ölenler , ölmezler. Onlar Rabb-ı Rahimlerinin nezd-i manevisinde ebedi bir hayata nailiyet içinde diridirler.
Onlar Cenab-ı Hakka manen kurbiyet ( yakınlık ) şeref-i âlisi ve nimet-i uzmâsı içinde mesrur ve memnundurlar. Lüzumunda şehit olmak iştiyakıyla yanmaktadırlar.
Her gün ilm-i iman ve marifet-i İlahiyenin kaynağı ve hazinesi olan parlak tefsir-i Kur'an'ı büyük bir şevkle ve derin bir zevkle ve sevgiyle okumaktadırlar. Okudukça tefekkür kabiliyetleri tekâmül etmektedir. Marifet-i İlahiyenin hadsiz mertebelerinde ve nihayetsiz ezvakında ( zevklerinde ) ve envarında ( nurlarında ) ilerleme ve yükselmeye mazhar olurlar. Hak ve hakikat yolunu güneş gibi aydınlatan bu ilahi meş'alenin şua ve ziyalarıyla ( ışılarıyla ) nurlandıkça , dalâlet ve bid'at karanlıklarına , şüphe ve vesvese girdabına düşmekten kurtulurlar.
Kur'an talebeleri tahkiki iman ilmiyle imanlarını taklitten kurtarırlar. Kuvvetli bir imana sahip olarak , ilmiyle âmil olmaya çalışırlar.” Amelin ruhu ihlastır , ihlasın ruhu niyettir” hakikatına bağlı olarak , ihlas ve takvayı kazanmaya cehd ederler.İman ve İslamiyetin en hakiki ve fedai hizmetkârlarıdırlar.
Bu asırda iman ve İslamiyetin fedakâr hizmetçileri olan bu Kur'ân talebeleri , Kur'ân'ın emirleri mucibince mü'minlere şefkat ve merhametle muamelede bulunurlar. Din kardeşleri karşısında tevazu ve mahviyetle hareket eder , fakat İslam düşmanları tarafından zulme giriftar edilip sigaya çekildikleri vakit , o din yıkıcılarına mukabil izzet-i diniyeyi muhafaza ederler. O zalim dinsizlere karşı her birisi âdeta Allah'ın arslanı kesilerek , ölümü hiçe sayarak, hak ve hakikatı izzetle müdafa ederler.
Hizb-i Kur'ân'ın muazzez efradı olmak şerefi ve nimetine erişen bu fedakar insanlar , dinlerinde salâbet ve maharet sahibidirler. Din düşmanlarından korkmazlar. Onlara sinek kanadı kadar kıymet ve ehemmiyet vermezler. Yaydıkları dedikodu ve iftiralara kıymet vermezler.
O yaygaralardan teessür duyup sarsılarak hizmetlerini bırakmazlar. Bu yüksek vasıflar o bahtiyar insanlara bir lütf-u Rabbani ve fazl-ı ilahidir. Etraf-ı Sübhaniyeye ( Allah'ın lütuflarına ) mazhar olan bu halis talebeler ömürleri boyunca iman ve İslamiyeti vatanımızın en ücra köşelerine kadar aktar-ı dünya ( dünyanın her yerinde ) iman ve Kur'ân hakikatlarını neşretmeye çalışırlar.
Cenab-ı Hakka hadsiz şükürler olsun , ziyaret ettiğim Anadolu'nun güzide beldelerinde öyle halis , öyle fedâkar Kur'ân talebeleri gördüm ki , ihlâs sırrını muhafaza ediyorlar.İslam düşmanları ve onların desiselerine aldanan muarızları gizliden gizliye suret-i haktan görünerek o kadar tefrika vermeye çalıştıkları halde , bunlar harika bir şekilde vahdet ve tesanüdlerini muhafaza ediyorlar. Muvakkat iftira ve dedikoduları aldıkları dersle reddederek ve kasıtlı ittihamlardan ibaret olduğunu keskin ferasetleriyle anlayarak tesanüd ve teavünlerini kaybetmediklerini gördüm.
Hakiki bir tesanüdle birbiriyle el ele , omuz omuza , baş başa vererek Kur'ân'ın nurlu hakikatlarını en ücra yerlere kadar yaydıklarına kemal-i şükranla şahit oldum. Müstesna bir mahviyet içinde ihlâslarıyla , Kur'ân'ın hizmetine cansiperane koştuklarına takdir ve Tahsin hisleri içinde vâkıf oldum. Yüksek bir ihlâs ve mahviyetle mü'min kardeşlerine hürmet ve merhametle muamele ederek harika bir ittihat ve ittifakı vücuda getirdiklerini gözlerimle görerek , Cenab-ı Hakka nâmütenahi şükürler ettim. Nur-u Kur'ân hizmetini dünyada her şeye tercihan , hayatının en büyük maksadı olarak , fedai ve fedakâr rehberlerini nümune edinerek ve ona uyarak , Kur'ân ve iman fedaisi olmaya karar veren genç nesillerle Kur'ân ve iman hakikatları hesabına hadsiz sürur ve şükürler ederek sohbet ettim. Onların yüksek seviye ve harika fedakârlıklarından ders alarak istifade ettim. n
(* Bediüzzaman Said Nursi Hz'nin yakın hizmetkarı ve talebesidir. Vefatı : 2 Nisan 1971 )


Bu Yazı 2058 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar