MİZAHIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ
..        
“Bir kalabalık, beni şakayı yapan değil de, şakanın kendisi zannediyor… Bunu seziyorum… Halbuki ben işin diğer tarafındayım ve biri 'çok fırlamasın' dediği zaman, kalbim çok kırılıyor…” Cem YILMAZ
Mizah beynin sağ yönünü etkin kullananların işidir. Dinlediğiniz olayların, fikirlerin, gülünecek ince nükteli yönlerinin keşfedilmesi yeteneği herkes de az çok vardır. Ancak çok az kişi bu yeteneğini kullanır.
Mizahi dinlemeler hissetme ve algılama durumuna göre beyinde üretilen endorfin hormonunun salgılanmasını sağlar. Bu hormon sayesinde,kan akışı hızlanır,beyine daha fazla oksijen gider. Hücrelerin işleyiş mekanizması yenilenir,gelişir hem maddi hem manevi rahatsızlıklara karşı direnç artar. Trafik sıkışıklığı misali stresle daralan beyin iletişim kanalları biz mutlu iken genişler nöron ağları çoğalır.
Bir ilimizde kalorifer kazanı patladı. Binanın yarısı yıkıldı. Kalorifer kazanının patlama nedeni olarak su tahliye kanalının kapalı olması gösterildi. Vana kapalı olunca altı yanan kazanda biriken basınç gidecek bir yer bulamayınca kazanı patlatır.
Sosyal patlamalarda da fert fert herkeste biriken ruhsal yükler birleşir bir güç haline gelir. Başka bir deyişle stres,endişe,kaygılar,memnuniyetsizlikler hep birlikte toplumsallaşır. Bu sıkıntılar topluluğunun kendisini ifade etme kanalını bulması gerekir.İşte demokrasinin erdemleri burada ortaya çıkar.
Demokrasinin, kendine has tahliye kanalları vardır. Biriken sosyal basınç özgürlük bilinci kapasitesine göre mecrasını bulur. Geçmişte biriken sosyal basınçtan dolayı bir çok kazan patlama vakası,pardon darbeler vakası yaşadık.
Bireylerin de ruhsal birikim kazanlarının patlamaması için tahliye vanası gibi huzur toplantılarına,düşünce üretimi sohbetlerine, kendilerini ifade etme alanlarına ihtiyaç vardır. Toplumda gerilen sinirler zembereğinin boşaltılması gerekir. Toplumda ki Cem YILMAZ’ların, Yılmaz ERDOĞAN’ların revaç bulması bundandır.
“Hayat ciddiye alınmayacak kadar ciddi bir olgudur.” diyen düşünür gibi dünyevi kayıp,endişeler,sinir harbi gibi oluşumlara hem tepeden hem uzaktan bakmalı yoksa içinde boğuluruz. Strese değmeyen beş para etmeyen konular bizi öfkeye sokuyor.İçlerine girip yakın mesafeden acıklı bir durum gibi görünen olayların,hiç de sanıldığı gibi olmadığını inanç ve hikmet gözlüğüyle bakanlar bilir. Mizah üreten düşünce adamlarını dinlemenin bir zararı olmaz. Algılamalarınız pozitif olsun. Espri üreten, incelikleri, ayrıntıları, farklılıkları, püf noktalarını çabuk görme eğitiminizi geliştirerek çevrenizde dikkatli dinlenen filozof Nasreddin Hoca benzeri olmaya çalışın.
Beyin stresliyken adrenalin hormonu salgılar. Bilincimiz kararsız,baskı altında,çalkantı içersinde ise bu daha fazla olur. Kişideki iç düzen karmaşası içinde şaşkınlık,güvensizlik ciddiyetle özdeşleşir. Yani gülümseyenler daha sağlıklı düşünür.
Adrenalin aşırı derecede salgılandığında sinir sitemi yıpranır,damarlar tıkanır. Evde baskı, işte baskı, derd-i maişet ve görenekler baskısı bizde olumsuz algılama meydana getirir. Bir kazanın basıncı gibi zihnimizi pres içine sokar.
Çareyi inanç-iman ekseninde bilip,şuurumuzu özgürleştirirsek,özgüvenin verdiği kararlılık nedeniyle,aynı baskılar bizi etkilemez,alınganlık yapmaz. Olaylara yukardan bakan küçük gölde boğulmaz. Güçlü olduğunu hisseden baskılardan etkilenmez. İletişimden, diyalogdan, mizah üretmekten yorulmaz. Charlie Chaplin, “Olaylara yakın bakarsan trajedi,uzak bakarsan komedi görürsün.” demiş.
Hamilelerde kaslarını çalıştıranlarda ve beynin belli bir bölgesini yoğun kullananlarda da mizah olmadan,endorfin denilen mutluluk hormonu kendiliğinden salgılanır. Bediüzzaman, “zahmette rahmet vardır” vecizesinin hayatta gözle görünür bir tezahürüdür bu. Her zahmet sonrası kendimizi iyi hissetmemiz Cenab-ı Hakk'ın peşin bir ücretidir,peşin bir lütfudur.
Mizah:
-Hayatı ve olayları olumlu algılarız. Bu algının aşıladığı pozitif enerji bizi harekete ve aktiviteye zorlar.
-Öğrenme öncesi gereken sakinliği verip bizi gevşemiş bir ruh haline sokar.
-Stres,kaygı,üzüntü,kırgınlık gibi duyguların verdiği baskıları azaltır.
-Düşünce ve fikir üretimi yolları açık olur,kişisel gelişim kanalları tıkalı kalmaz.
-Normal bir olayı mizah boyutuna taşıyarak duygusal zekanın duraklama devresini harekete geçirmiş oluruz.
-Şablon düşünce kalıpları kırılarak zihin kirliliğinin ve donukluluğunun verdiği “kale,sur,hapis” düşünceler yerine, “köprü,kanal,yol” gibi düşünce akımları kolaylaşır.
-Bir olayın,bir olgunun,bir davranışın perde arkasını madalyonun diğer yüzünü görebilme imkanı sağlar.
-Normal bir zeka mizahın derinliğini kavrayabilir.Mizah üretmek içinse biraz daha ileri seviyede bir zeka işlevi gerekeceğinden zeka gelişim ve iletişim ağlarımız kolay örülür.
-Mantık,matematik,analiz,sentez,sebep-sonuç ilişkileri vs. sol beyin işlevidir.Her normal insan %80-90 beynin bu tarafını kullanır.
-Mizah,hacim,boyut,resim,hayal,kalp gözü gibi ince ruhlu insanlar sağ beyin yönünü etkin kullanır.Mizah bir yerde bu inceliği geliştirir.
Prof. Dr. Üstün DÖKMEN den bir fıkra:
Rize'de Ramazan orucu topu bir gün beş dakika önce patlar.Bunu bilmeyen halk da orucunu buna göre açar.Ertesi gün yanlışlığı öğrenen il müftülüğü İlan eder “Bütün rizeliler bayram sonrası bir gün fazla oruç tutacaktır.” Haber bütün gazetelerde ve tv kanallarında yer alır.Ardından bikaç gün geçtikten sonra Fransa,Amerika ve Yeni Zelanda'da çalışan rizeli işçilerden müftülüğe telgraf gelir. “Biz rizeliler de bir gün fazla oruç tutacak mıyız?”
Üstün DÖKMEN bu olayı Rizelilerin saflığından değil memleket aşkından ileri geldiğini söyler ve takdir eder.

Bu Yazı 3819 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar